Elli yıldan beri kaç defa okuduğumu hatırlayamadığım “İhlâs Risalesi birinci düstur”undaki son okumamda bilgileri paylaşmak istedim. Üstadımın da dediği gibi size düşen “şerh, izah ve tanzim” vazifesini yapmaktan ibarettir.
Risale-i Nur’da 600'ün üzerinde ayetin bire bir tefsiri verilirken, bunun dışında başta iman hakikatleri olmak üzere konuyu desteklemek ve daha iyi anlaşılması amacıyla binlerce ayet dolaylı olarak yer almıştır.
Bir çoğumuzun da neredeyse ezberinde olan birinci düsturda; “Eğer o razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder Onun için bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenab-ı Hakkın rızasını esas yapmak gerektir.”1 Altı-yedi satırlık bir paragraf olmasına rağmen Risale-i Nur Hizmetinin adeta bütün umdelerini tazammun ediyor.
Yani; siz sadece ihlâs ile hizmetle mükellefsiniz, hizmetin gelişmesi bana ait diyor Cenab-ı Allah. Barla’da (1927-1935) el yazısıyla 600 bin nüsha telif edilerek neşredilmesindeki keramet, o zamandaki abilerin ihlâsından başka bir şey değildir.
Birinci düstur, aynı zamanda, Risale-i Nur’un bir kerametini daha göstererek Kur’ân da tebliğ ile ilgili 15 ayetin (benim tespitime göre) tefsiri olma özelliğini de taşımaktadır; Misal olarak; “Sana düşen sadece tebliğidir, hesap görmek bize aittir.” 2 Aynı mealde olan sureler; “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer böyle yapmazsan elçilik vazifeni yerine getirmemiş olursun… ”Peygamberimize düşen sadece tebliğ etmektir” 3 “…Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir” 4
Ayrıca; “Tebliğime karşılık sizden bir ücret istemiyorum, benim mükafatımı vermek ancak Allah’a aittir” (Şuara Suresi: 109, 127...; Mü’minun Suresi: 72; Yunus Suresi: 72; Hud Suresi: 29, 51; Şura Suresi: 23; Yasin Suresi: 23)
Kur’ân ve iman hizmetinin sadece Allah rızası için olmasının ehemmiyetine binaen Cenab-ı Allah Kur’ân’ın 15 yerinde kullarını uyarmıştır.
Cenab-ı Allah burada, mealen “sizin vazifeniz benim rızamı kazanmaktan başka bir şey olmamalı, sizin gücünüz, yoldan çıkmış milletleri düzeltmeye yetmez. “ demektedir.
Bediüzzaman Hazretleri de konu ile alakalı Mektubat‘ta şöyle diyor: “Evet, ben nasıl bu kış içinde baharı temenni ediyorum ve arzu ediyorum; fakat irade edemiyorum getirmeye teşebbüs edemiyorum. Öyle de hal-i âlemin salahını temenni ediyorum dua ediyorum ve ehl-i dünyanın ıslahını arzu ediyorum; Fakat irade edemiyorum, çünkü elimden gelmiyor. Bilfiil teşebbüs edemiyorum; Çünkü ne vazifemdir ne de iktidarım var."5
Said Özdemir ağabey anlatıyor: “Üstad'ın, Urfa‘ya gitmeden önceki son nasihati ‘Bak Said siz hizmeti düşünmeyin, sizin vazifeniz aranızdaki uhuvveti, muhabbeti, ihlâsı, tesanüdü muhafaza etmektir.”
Rabbim, bütün Nur talebelerini rıza-yı İlâhî yolundan ayırmasın.
Dipnotlar:
1-Lem’alar, s. 391.
2-Rad Suresi: 40.
3-Maide Suresi: 67, 99.
4-Nahl Suresi: 35.
5-Mektubat, s. 115.