İran’la savaştan bir “netice” alamayan Trump, Siyonizme hizmetçiliği “vazife” edinen Evanjeliklerin tahrikiyle Ortadoğu’da “büyük İsrail” hegemonyasına bölgeyi yeniden dizayn peşinde.
Bilindiği gibi İran, ABD/İsrail saldırısına karşı birliğini ve bütünlüğünü korudu. Askerî alanda ve diplomaside zafer kazandı. “Amerika’nın sahte “imajı”, İsrail’in “demir kubbesi”nin delinmesiyle perişanlığı ifşa oldu.
Amerikan uydusu Körfez krallıkları, ülkelerindeki Amerikan üslerinin kendilerini korumak için değil, İsrail’in güvenliği ve egemenliğin hesâbına kurulduğunu ve başlarına belâ olduğunu anladılar.
Keza ağababaları küresel işgalcilere güvenleri temelden sarsıldı. Hatta Umman’ın yanısıra Katar gibi bazı ülkeler, İsrail’in zulüm ve küstahlığına karşı İran’la ve Müslüman bölge ülkeleriyle ekonomik, siyasî, askerî platformları, ortaklıkları oluşturmaya koyuldular.
Siyonist mihraklar, Amerika ve İsrail’deki seçimler öncesinde Trump’a ve Netanyahu’ya uyduruk “başarılar”la canhıraş didiniyor.
KAFKASYA’YA, KARADENİZ’E SIÇRATMAKLA
Diğer yandan Amerikan toplumunda Gazze soykırımı ve İran saldırısından dolayı “İsrail ve Siyonizm karşıtlığı” hızla tırmanıyor. Yahudi lobisine, siyonizme nefret gittikçe artıyor. Protestolar, üniversitelerden, aydınlardan, medyadan geniş halk kitlelerine dalga dalga yayılıyor; “vergilerimizle İsrail’in şımarıkça işgallerini desteğe mecbur muyuz?” tepkileri yükseliyor.
Bu yüzden Trump, “İran’la ateşkes mutabakatı”nda “savaşın bütün cephelerde durması” ahdini bozan ve Suriye’nin güneyini işgalinde tutan İsrail hesâbına her defasında övgüler dizdiği Şara’yı baskılarla Lübnan’a müdahaleye zorluyor.
Şiîlerin yanısıra Sünnîlerin hatta Hıristiyanların önemli bir kısmının desteklediği bölgede İsrail’e direnen Hizbullah’ın tasfiyesine Lübnan Parlamentosu’nun çoğunluğunca kabul edilmemesine mukabil başka mihraklar tahrik ediliyor.
Şimdi de Trump’ın her fırsatta fırçaladığı kuklası, emperyal işgalcilerin piyonu Zelenski marifetiyle Ukrayna’yı Hazar Denizi’nde İran gemisine saldırtarak çatışmaları Kafkasya üzerinden Karadeniz’e sıçratmakla Avrupa’nın savaşa çekilmesi planlanıyor.
Belli ki Gazze soykırımında ve -hâlen İsrail’le ticareti tam gaz sürdüren Türkiye aracılığıyla- Filistinli çocukları bombalayan İsrail savaş uçaklarının yakıtını gönderen Netanyahu’nun dostu ve işbirlikçisi “Aliyev tek adam yönetimi” İran’a karşı ABD ve İsrail’in “savaş cephesi”ne çekiliyor.
TÜRKİYE SAVAŞ FİTNESİNE İTİLİYOR!
Bu arada Kızıldeniz’i, Babülmendep Boğazını tutan Husiler üzerinden Yemen’le savaştırılan Suudi Arabistan, merkezî rolün verildiği Amerikalı şirketlere nükleer tesisleri kurma sözüyle savaşın bir parçası yapılıyor. “İsrail’in korunması ve işgalinin meşrulaştırılması” maksatlı “Abraham anlaşmaları”na katılması dayatılıyor.
Trump’ın Ankara’da verdiği bütün sözlerin aksine Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nca Türkiye’nin “F-35 programı”na yeniden dönmesine yeni yükümlülükler getiriliyor. “Amerika’nın düşmanlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele yaptırımlarının (CAATSA)” kaldırılması ve 1.5 milyar dolar ödediği F-35 uçaklarının verilmesi için, -Ankara’nın -İhvan mensuplarını sınır dışı etmesi gibi- Hamas’a yani Gazze’ye kısıtlı insanî yardımların da engellemesi”, Rusya’dan 2.5 milyar dolara satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin tasfiyesi şartları koşuluyor.
Özetle, emperyalist ecnebilerin Suriye / Türkiye / Lübnan / Suudi Arabistan ekseninde Ortadoğu’da “Sünnî - Şiî savaşı” tuzağı tertipleniyor. Fas’tan Afganistan’a yirmi iki İslâm ülkesini etnik-mezhebî parçalama BOP tefrika fitnesi komplolar uğruna bütün bölge savaş kargaşasına çekiliyor.
En vahimi de Cumhurbaşkanı’nı “ikna”yla Mehmetçiğe Suriye-Lübnan sınırında “görev” verilmesiyle Türkiye’nin savaş fitnesinin ortasına itilmesi. AB’den sonra en fazla ticareti yaptığı komşusu Rusya’yla arasının bozulması. Ve Müslüman komşusu İran’a karşı “savaş ülkesi” durumuna düşürülmesi.