"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dinî değerler zedelendi

Hüseyin GÜLTEKİN
16 Mart 2020, Pazartesi
Üstad Bediüzzaman mealen, “yüzde altmış, yetmişi tam dindar olmadıkça dine hizmet gayesiyle yola çıkan parti başa gelmesin. Şayet ikaz ve tavsiyeyi dinlemeyip, başa gelirse ister istemez dinî değerleri siyasetlerine alet ederler” der.

Geçmişten bu güne dine hizmet edeceğiz niyetiyle siyaset arenasına çıkan ve Üstadın bu calib-i dikkat tavsiyelerini kulak ardı ederek şu veya bu şekilde iktidara gelen malûm partilerin dine hizmet etmeleri bir tarafa; nasıl da dinî değerleri siyasetlerine alet etmek suretiyle kudsî değerlerimize zarar verdiklerini milletçe yaşadık, hâlen de yaşamaya devam ediyoruz.

Dünden bu güne her fırsatta bolca dinî deyim ve argümanları istimal etmek suretiyle dindar kimliklerini nazarlara vererek başa gelen bu siyasî partiler döneminde toplumda yaşanan ahlâkî aşınmaları, dindar olarak bilinen kesimdeki yozlaşmaları, savrulmalarına hâlen şahit oluyoruz, yaşıyoruz.

Dinî değerler zedelenince, ister istemez toplumda dindar olarak bilinen insanlar da zarar gördü, erozyona maruz kaldı. Namazında niyazında olan, ibadetinde taatinde olan muhafazakâr olarak bilinen kesim de toplumda eskiden var olan saygınlığını, itibarını kaybetti.

Eskiden toplumun en güvenilir, en itibar edilir olarak gördüğü din görevlilerinin dindar olarak bilinen bu iktidar döneminde yapılan anketlerdeki itibar ve güvenilirlik oranlarının yüzde 12’lere kadar inmesi neyin işareti? Bu acı tabloya Diyanet kafa yoruyor mu? bilemiyoruz.

İçler acısı bu tablo yalnız resmî din görevlileriyle sınırlı değil. Düne kadar ekseri insanların tam bir itimat ile baktığı cami cemaati olarak bilinen insanlara, ibadetinde taatinde olan ehl-i dine itimat ile bakarken; bu gün bahsini ettiğimiz bu insanlara toplumun bakış açısı aynıdır diyebiliyor muyuz?

Yine düne kadar başta dinî hizmetler olmak üzere, toplumun huzur ve sükûnuna önemli katkılarda bulunan gönüllü kuruluşlar ‘tehlikeli guruplar’ olduğu algısının yayılmasının sonucu olarak, güven erozyonuna maruz bırakılmadı mı?

Yine düne kadar herkesin tam bir itimat ile taktir ettikleri imam hatip liselerinin, ilahiyat fakültelerinin yerini bu iktidar döneminde verilen yetersiz eğitimin sonucu olarak toplumda eskiden var olan güven ve rağbeti zedelenmedi mi?

İfade etmeye çalıştığımız bu acı, ama gerçek gidişata karşılık biliyorum her zaman olduğu gibi siyasî iktidardan önce siyasî tarafgirlik marazına tutulan malûm çevrelerden; “Olup biten menfiliklerin tek sorumlusu iktidar mıdır? Herşeyi hükümetten, devletten beklemeyelim...” gibi itirazlar olacaktır. Kötü gidişatın yegâne sorumlusu siyasî iktidar olmayabilir. Herşeyi iktidardan, devletten bekleyenler biz değiliz. “Dindarlar başa gelecek, dertler bitecek, her taraf süt liman olacak” diyenler biz değildik. Mevcut iktidar dinin ve dindarların hamiliğinden ne zaman vazgeçerse, parti aşıkları da ne zaman devam etmekte olan bu acı gidişata karşı daldıkları derin uykudan uyanırlarsa belki işler düzelmeye başlar diye düşünüyoruz.    

Okunma Sayısı: 1685
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı