"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Musîbetlerin verdiği mesajlar

Hüseyin GÜLTEKİN
23 Kasım 2020, Pazartesi
Cenab-ı Hak durup dururken kuluna eziyet eder mi? Rahim olan Allah (cc) iş olsun diye kulunu acılara düçar eder mi?

Asla ve kat’a O’nun şefkati, merhameti, adaleti böyle şeylere müsaade etmez. “Yüce Allah, kuluna haksızlık edecek değildir” ferman-ı İlâhisiyle kuluna en küçük bir belânın, en hafif bir hastalığın gelmesini istemez.

Ancak kul dine muğayir yaşantısıyla, işledikleri gayr-ı meşrû amelleriyle ve günahlarıyla, gadab-ı İlâhiyi celb ederek bir nevi musîbetlere, felâketlere, hastalıklara dâvetiye çıkarır. Cenab-ı Hak da işte o zaman musîbetlerle, hastalıklarla kulunu ikaz eder.

Şu veya bu şeklindeki gayretullaha dokunan insanları için hastalık, belâ ve musîbetlerle terbiye etmek için ikazlar gelir. Kul, bu mesajları doğru okuyup, işledikleri hata ve kusurlardan nedamet edip, vazgeçerse Cenab-ı Hak belâlara, felâketlere, salgınlara son verir. Yoksa insanlar kendilerine çeki düzen verinceye kadar müşteki olduğu sıkıntılarla, hastalıklarla başbaşa kalır.

Şahıslardan öteye bazen de bütün insanları hedef alan musîbet ve belâlar var ki Yüce Allah; “Öyle bir musîbetten çekininiz ki geldiği zaman yalnız zalimleri değil; mazlumları da yakar” uyarısında bulunuyor. Burada musîbet ve felâketleri hak eden zalimlerle beraber mazlumların da aynı cezalara maruz kalmaları imtihanın bir sırr-ı tecellisi olsa gerek.

Musîbet-i amme dediğimiz bütün bir topluluğu, hatta bütün insanlığı hedef alan ikaz ve ihtarlarda bulunuyor; “zalimlere en küçük bir meyilde bulunmayın; yoksa Cehennem azabı size de dokunur.” 

Türkiye’nin de dahil olduğu ve dünyanın hemen dört bir yanında gücü ellerinde bulunduran bazı acımasız idarecilerin mazlumlara reva gördükleri eziyetlere karşı sair insanların sessiz ve seyirci kalmalarının musîbetleri celb eden sebepler arasındadır.

Bu meyanda Üstad Bediüzzaman da; “Zaaf-ı imandan tevellüt eden tuğyanlar (sapkınlıklar, azgınlıklar) musîbet-i ammeye sebebiyet verir” şeklindeki calib-i dikkat tesbit ve teşhisleri çerçevesinde olup bitenlere baktığımızda ekseri insanların gayr-ı meşrû yaşantıları milletçe yaşamakta olduğumuz salgınlara, musîbet ve felâketlere sebep olarak görülür.

 Yine Üstadın; “Musîbet-i amme ekseri insanların hatalarından terettüp eder” tesbitlerinden de bilhassa bütün insanları hedef alan adına musîbet-i amme dediğimiz belâ ve salgınların tesadüfen olmadıklarını, gayretullaha dokunan ekseri insanların gayr-ı meşrû hatalarının, kusurlarının, işledikleri günahların karşılığı olarak meydana geldiklerini öğreniyoruz. Bu gibi belâ ve musîbetlerin sona ermesi için insanların pişman olup tövbe etmeleri gerekir.

Kısaca salgınlardan, musîbet ve belâlardan kurtulmanın önemli bir çaresi de hata ve kusurlarmızdan vazgeçmekten geçiyor diye düşünüyorum.           

Okunma Sayısı: 2408
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet

    23.11.2020 22:11:42

    Bu musibet Hz EYYUB (A.S) in musibeti gibisinden..Sabır içinde şükür halli olup Musibeti vereni hatırdan çıkarmadan ibadetlerimize devam etmeliyiz.Neticeyi düşünmeden bize bugün lazım olan hali muhafaza edelim.Gerisi yaradanın bileceği iştir.

  • Nihat

    23.11.2020 19:27:53

    Kaleminize sağlık

  • Osman Yıldırım

    23.11.2020 11:47:49

    Aynen öyle,günümüzde din ve dindarlık adına öyle hata ve kusurlar işlenmektedir ki bunlar yüce Allah'ın hesabını celbetmektedir. Özellikle ülkeyi yöneten sözde dindarlar öylesine zulümleri irtikap etmektedirler ki karşılığında yaratan ikaz için çeşitli felaketler vermekte ancak heyhat hiç kimsenin ikazı dinlediği yok. Mesele bu yöneticiler bir gurupla ortaklık kurup ülke kaynaklarını onlara peşkeş çekmiş ve sonrada bir başka görünmeyen güçle ortaklık kurup suçlu suçsuz demeden kıyıma uğratarak zulmetmiş ve halende bu zulüm devam etmektedir. Bu zulüm karşısında din ehli olanlar hiç ses çıkarmadıkları gibi alkış tutmuşlardır. İşte bu hususlar musibetlerin gelmesine sebeptir diye düşünmekteyim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı