"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cerbeze ile aldatmak vebaldir

Hüseyin GÜLTEKİN
26 Ocak 2026, Pazartesi
Üstad Bediüzzaman’ı ulvî davasından vazgeçirip, kudsî hizmetlerine mani olmak için din düşmanlarının şeytanların dahi aklına gelmeyen uydurdukları yalanların, iftira ve karalamaların sebep ve mahiyetlerini anlamak belki mümkün.

Çünkü dine ve dolayısıyla Bediüzzaman gibi din büyüklerine saldırmayı meslek edinen insan kılığındaki insî şeytanlardan ancak bunlar beklenir.

Velâkin millete doğru İslamiyeti anlatmakla vazifeli olan bütün hocalarımızın gerek vaaz kürsülerinde gerek her yerde, her zaman cami cemaatine doğru telkin ve tavsiyelerde bulunurken, Bediüzzaman’ın en ağır şartlarda, akıl almaz baskı ve tazyiklere rağmen, önüne konulan hiçbir maniye aldırmadan, Allah’ın inayetiyle vücuda getirdiği baştan sonuna kadar iman hakikatlerini en etkili bir şekilde bütün insanlığın istifadesine sunduğu Nur Külliyatındaki hak ve hakikatlerden istifade edip ve hemen her gün muhatap oldukları cemaatlerine aktarmaları gerekmez mi?   

Ayrıca Bediüzzaman gibi bir din büyüğüne geçmişte yaptıkları gibi halen malum çevrelerce  yapılmakta olan iftira ve karalamalara din adamı olarak bilinen bazı hocalarımızın karşı çıkıp itiraz etmeleri gerekirken, maalesef onların da bu müfterilerin saflarında yer almaları nasıl anlaşılır?

Vaaz kürsüsünde her yaştan cemaate dinî telkin ve tavsiyelerde bulunan hocaya bir genç ayağa kalkarak; ”Hocam bir sualim var… Ben Risale-i Nurların okunduğu bir cemaate gidiyorum ve çok da faydalanıyorum… Hoşuma gidiyor bu eserler… Bu eserler hakkındaki görüş ve düşünceleriniz nedir acaba?” dese...

Bu gencimiz daha konuşmasını bitirmeden bazı hocalar heyecanla araya girerek; “Cenab-ı Allah sana Kur’ân’ı okudun mu diye sorar; başka kitapları bırak” dese, hocanın bu cerbezeli ve şaşırtıcı cevabı karşısında bocalayan bu temiz kalpli genç; bu eserlerden uzak durmak istese kim mesul olmuş olur?

Hoca saf ve acemi gencin bu teslimiyetinden faydalanarak; “Kur’ân’ı okumadan, manasını öğrenmeden başka eserlerin doğru mu yanlış mı olduğunu fark edemezsiniz. Bunun için yanlış yollara saparsınız. Onun için başka kitaplara güvenmeyin” diyerek Kur'ân tefsiri olan Risale-i Nurdan gençleri uzak tutsa büyük bir cinayet işlemiş olmaz mı?

Cerbezeci ve kıskanç bazı hocalar, Risale-i Nur gibi emsalsiz bir külliyatın hepsini değil; yalnız Mucizat-ı Kur’aniye Risalesi olan Yirmi Beşinci Sözü anlayarak okumuş olsaydı Risale-i Nur’u okumanın ne kadar istifadeli olacağını takdir ederlerdi.

Okunma Sayısı: 1749
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Musa

    26.01.2026 23:08:55

    Allah razı olsun hocam

  • Hüseyin ilhan

    26.01.2026 12:36:34

    Diyanet özerk kurum olmalıdır. Zira siyasetçi olup dine muhalif olanlarında,din adına diyerek din istismarı yapanlarinda her zaman diyanet kullanıldığı bir mecra olmuştur. Dine muhalif dönemlerde dinin ahkami nasıl nazarlardan kaçırılıp,dünyevi ve malayani meselelerle insanımız uydurulmuş ise ,din istismarcilarinin elinde de ALLAH CC'un haram kıldığı yasakları (faizi,kumarı,israfı,adaletsizliği teşvik,tatbik etmelerine) karşı maalesef bu kursu minberlerden net olarak yanlış denilmesine şahit oluyoruz. Bu durumdan kurumun içinde rahatsız olanlar açıkça tavır koyduğunda da maalesef siyasilerin sillesini yedikleri basında da çıkan haberler ile sabit.

  • Eda Gül Beyaz

    26.01.2026 08:07:04

    5- Yanlış anlaşılmasın, ilahiyatlardaki bütün hocalar bu anlattığım mealci zihniyete sahip değiller. Belki çok azı bu düşünceye sahiptir. Ama ilahiyattaki öğrencilerin yaş seviyesinde onların akıllarını çelecek argümanlar ve cerbezeler üretiyorlar. Bu yazıda bahsedilen cerbezeyi esas üretenler işte bu mealci/kurancı zihniyetin ta kendisidir. Bizler Yeni Asya olarak bu zihniyete karşı Diyanetin yanında durmalıyız. Diyanetin hocaları ile dostane ilişkiler içinde hizmetimizi ifade etmeye devam etmeliyiz. Mealcilerin oyununa gelip, hürriyet adı altında Diyanet kalesini düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olmalıyız. Risale-i Nurları asıl istemeyenler bu mealcilerdir. Onlarla aynı saflarda olmaktan sakınmaya azami gayret göstermeliyiz.

  • Eda Gül Beyaz

    26.01.2026 08:00:07

    4- İlahiyatlarda ise durum farklıdır. İlahiyat hocaları mesleklerinin gereği olarak sorgulamayı ve araştırmayı esas aldıklarını iddia ediyorlar. Sorgulanmadan inanılmaması gerektiğini düşünüyorlar. Genel kabul görmemiş düşünceleri, bilgileri öğrencilere aktarıyorlar. Halkın yaşadığı dinin taklit seviyesinde olduğunu, gerçek dinin araştırma ve sorgulama ile elde edileceği kanaatindeler. Fikirlerini ifade etmek noktasında herhangi bir engelle karşılaşmıyorlar. İlahiyatlarda yerleşik olan halk islamına yakın hocaları bağnazlıkla itham edip görünmez kılıyorlar. Bunları da fikir hürriyeti adı altında yapıyorlar. Onlara göre tasavvuf diye bir şey yok. Tarikat ve cemaatler insanları uyutmak ve gerçek islamdan uzaklaştırmak için bir araç.

  • Eda Gül Beyaz

    26.01.2026 07:53:04

    3- Diyanette görev yapan bir hocanın zaten Risale-i Nurların aleyhine bir pozisyon alması mesleğinin icrası açısından da çok zor. Çünkü cemaati arasında her türden insanın olduğunu bilen bir hocanın bunu dikkate alarak konuşması icab eder. Yoksa o mahalde görev yapması mümkün olmaz. Ağzının tadı kaçar. İlmi siyaset açısından yani salt insan ilişkisiyle dahi bir diyanet görevlisi hocanın Risale-i Nurların aleyhine konuşması ihtimali çok azdır. 100 binden fazla imamın olduğu bir yerde istisnalar kaideyi bozmaz diyelim.

  • Eda Gül Beyaz

    26.01.2026 07:48:57

    2- Mümkün olduğu kadar dinleyebildiğim vaaz, sohbet ve toplantılarda Diyanet görevlileri Risale-i Nurların anlam dünyasından istifade ediyorlar. Bazen isim ve kaynak verenler olduğu gibi isim ve kaynak belirtmeden kullanabiliyorlar. Menfi yönde cami kürsülerinden hiçbir kadın ve erkek hocanın ağzından Risale-i Nurların ve Üstadımızın aleyhine şahsen bir söz işitmiş değilim. Diyanetin bu noktada kafası net.

  • Eda Gül Beyaz

    26.01.2026 07:42:53

    1- "Hocalar" derken genellemekten azami ölçüde kaçınmalıyız. Öncelikle Diyanet cephesi ile ilahiyat cephesinde cari olan zihniyetleri iyi analiz etmek gerekiyor. İki tarafta da, tasavvufi ekole yakın olan hocalar Risale-i Nurlara sıcak bakıyorlar. Mealci-Kur'ancı ekole sahip olan hocalar ise Risale-i Nurlara menfi bir yaklaşım gösteriyorlar. Kurum olarak diyanet totalde Risale-i Nurlara karşı olumsuz bir yaklaşım içinde değildir. Zaten Risale-i Nurları telif ediyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı