Üstad Bediüzzaman’ı ulvî davasından vazgeçirip, kudsî hizmetlerine mani olmak için din düşmanlarının şeytanların dahi aklına gelmeyen uydurdukları yalanların, iftira ve karalamaların sebep ve mahiyetlerini anlamak belki mümkün.
Çünkü dine ve dolayısıyla Bediüzzaman gibi din büyüklerine saldırmayı meslek edinen insan kılığındaki insî şeytanlardan ancak bunlar beklenir.
Velâkin millete doğru İslamiyeti anlatmakla vazifeli olan bütün hocalarımızın gerek vaaz kürsülerinde gerek her yerde, her zaman cami cemaatine doğru telkin ve tavsiyelerde bulunurken, Bediüzzaman’ın en ağır şartlarda, akıl almaz baskı ve tazyiklere rağmen, önüne konulan hiçbir maniye aldırmadan, Allah’ın inayetiyle vücuda getirdiği baştan sonuna kadar iman hakikatlerini en etkili bir şekilde bütün insanlığın istifadesine sunduğu Nur Külliyatındaki hak ve hakikatlerden istifade edip ve hemen her gün muhatap oldukları cemaatlerine aktarmaları gerekmez mi?
Ayrıca Bediüzzaman gibi bir din büyüğüne geçmişte yaptıkları gibi halen malum çevrelerce yapılmakta olan iftira ve karalamalara din adamı olarak bilinen bazı hocalarımızın karşı çıkıp itiraz etmeleri gerekirken, maalesef onların da bu müfterilerin saflarında yer almaları nasıl anlaşılır?
Vaaz kürsüsünde her yaştan cemaate dinî telkin ve tavsiyelerde bulunan hocaya bir genç ayağa kalkarak; ”Hocam bir sualim var… Ben Risale-i Nurların okunduğu bir cemaate gidiyorum ve çok da faydalanıyorum… Hoşuma gidiyor bu eserler… Bu eserler hakkındaki görüş ve düşünceleriniz nedir acaba?” dese...
Bu gencimiz daha konuşmasını bitirmeden bazı hocalar heyecanla araya girerek; “ Cenab-ı Allah sana Kur’ân’ı okuduğunu mu diye sorar; başka kitapları bırak” dese, hocanın bu cerbezeli ve şaşırtıcı cevabı karşısında bocalayan bu temiz kalpli genç; bu eserlerden uzak durmak istese kim mesul olmuş olur?
Hoca saf ve acemi gencin bu teslimiyetinden faydalanarak; “Kur’ân’ı okumadan, manasını öğrenmeden başka eserlerin doğru mu yanlış mı olduğunu fark edemezsiniz. Bunun için yanlış yollara saparsınız. Onun için başka kitaplara güvenmeyin” diyerek Kur'ân tefsiri olan Risale-i Nurdan gençleri uzak tutsa büyük bir cinayet işlemiş olmaz mı?
Cerbezeci ve kıskanç bazı hocalar, Risale-i Nur gibi emsalsiz bir külliyatın hepsini değil; yalnız Mucizat-ı Kur’aniye Risalesi olan Yirmi Beşinci Sözü anlayarak okumuş olsaydı Risale-i Nur’u okumanın ne kadar istifadeli olacağını takdir ederdi.