Sol tarafın anlamı ve hikmeti
Bir kavramın izini sürmek, bazen bin dört yüz yıllık bir hafızanın bugüne nasıl taşındığını görmek demektir.
“Şimal” kelimesi, hem Kur’ân’ın ebedî tasnifinde hem de Üstad Bediüzzaman’ın çağ teşhisinde karşımıza çıkıyor: Biri âhiretin solunu, yani hüsran ve azap tarafını; diğeri ise dünyanın kuzeyini işaret ediyor.
Peki bu iki “şimal” arasında nasıl bir bağ var?
Kur’ân’da sol taraf: Ashâbü’ş-Şimâl
Vâkıa Suresi, kıyamet sahnelerini üç grup üzerinden anlatır: Sağ tarafın adamları, sol tarafın adamları ve öncüler...
“Bir kısmı sol tarafın adamlarıdır. Ne bedbahttır o sol tarafın adamları!” (Vâkıa Suresi: 9)
Bu grup, amel defterleri sol taraflarından verilen inkârcılardır. Vasıfları net: Allah’a verdikleri fıtrî ahdi bozmuşlar, âhireti inkâr etmişler, büyük günahlarda ısrar etmişler ve dünyaya aşırı bağlanmışlardır.
Cehennemdeki azap tablosu ise dehşet vericidir: “Kavurucu bir rüzgâr, kaynar su ve kapkara bir dumandan gölge...”
Kur’ân’da “sol” ve “şimal”, sadece bir yön değil; bir manevî hâli, bir akıbeti ve bir zihniyeti temsil eder. “Meş’eme” kelimesi zaten “uğursuzluk, şeamet” demektir.
Risale-i Nur’da kuzey: Şimal cereyanı
Üstad Bediüzzaman Said Nursî, aynı kökten gelen bir tabiri bu kez çağını teşhis etmek için kullanır: Şimal cereyanı.
“Şimalden gelen küfr-ü mutlak cereyanını durduracak, yalnız Risale-i Nur’dur.” (Emirdağ Lahikası, s. 267.)
Burada “şimal”, hem coğrafî bir yönü (Sovyet Rusya) hem de manevî bir karanlığı işaret eder. Üstad Bediüzzaman, bu cereyanı “küfr-ü mutlak” yani “mutlak inkâr” olarak niteler.
Bu, sadece dini reddetmek değil; varlığın anlamını, ahlâkî değerleri ve insanın manevî boyutunu topyekûn inkâr eden bir ideolojidir.
Beyanat ve Tenvirler’de ise tehlikenin mahiyetini şöyle ortaya koyar: “Komünistlik perdesinde anarşistliği netice verecek bir surette...” (Emirdağ Lahikası, s. 634.)
Yani bu cereyan, dini ortadan kaldırdıktan sonra yerine hiçbir ahlâkî temel koymaz; toplumu kaosa sürükler. Üstad Bediüzzaman’a göre bu, yeryüzünde “manevî bir Cehennem”in inşasıdır.