"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nobel Barış ödülü, Trump’ın isteği, UCM, apartheid

Dr. Aytekin COŞKUN
21 Ekim 2026, Çarşamba
Trump, Nobel Barış Ödülünün kendisine verilebileceği beklentisi içindeydi, fakat olmadı. Bununla da kalmadı, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımı dünyaya ilan eden BM Komisyon Başkanı Navi Pillay’a verilmesi Trump cephesinde bardağı taşıran son damla oldu.

2026’nın Nobel Barış Ödülünün Navi Pillay’a verilmesinin ardından Trump’ın açıklaması geldi. Sekiz savaşı sonlandırdığını ve dünya barışına katkı sağladığını söylemesi hiç inandırıcı gelmedi. Gazze’yi yerle bir eden soykırımcı Netenyahu’ya şartsız destek veren bir anlayış nasıl olur da Nobel Barış Ödülü’ne kendisini layık görebilirdi, anlamak mümkün değil. 

ABD ve İsrail yanlısı çevreler, Gazze’de soykırımı tespit eden BM Komisyonuna başkanlık yapan Navi Pillay’ın Nobel Barış Ödülü’nü almasından rahatsız oldular. 

Ödülün siyasî bir tarafının olduğu hep söylenir ve bu yüzden verilenden ziyade verilme şekline odaklanılır, tıpkı bu senede olduğu gibi, bu yüzden ödül farklı manalar taşır. Navi Pillay’ın seçilmesi bir yerde AB’nin mesajı gibi, net olarak siyaset odaklı. Bazen verilmek istenen mesajları siyasîler ortaya koyamayabilir, bu tarz çıkışlar çok kıymetli bir hale dönüşür. 

Hatırlayalım, 2025 Nobel Barış Ödülü’nü Venezuellalı muhalif lider Maria Corina Machado kazanmıştı. Sözüm ona Venezuella halkının demokratik haklarını savunmak ve diktatörlükten demokrasiye geçişte çaba sarf ettiği için ödüle layık görülmüştü. Gelinen noktaya baktığımızda Venezuella; ABD’nin bir gece operasyonu ile el koyduğu ülkeye dönüşmüş, Machado ise ABD’den beklediği desteği bulamamış, ülkesinin ABD tarafından el konulmasına gelecek vaadi ile ses çıkarmamış ve ABD’nin yanında yer almıştı. Oysa şimdi ülkesi ABD tarafından sömürülür hale konulmuş durumda. 

Bugün için AB destekli Nobel Barış Komitesi neden böyle karara imza attı? ABD’nin baskılarından bunalan AB’nin bu manada bir çıkışı olarak algılanabilir. NATO ve AB ülkelerine Ukrayna-Rusya savaşı bahane edilerek Trump tarafından ciddi baskılar söz konusu. AB ülkeleri, Rus gazını çok ucuza alırlarken, savaş bahane edilerek ABD tarafından konulan yasaklar sonucu, Rusya’dan değil, gemilerle ABD’den getirilen gazı çok daha pahalıya alıyorlar. Kış yaklaşıyor, ısınmada kullanılacak olan Rusya’nın serbest bıraktığı ama ABD eli ile satılacak olan fosil yakıta (dizel) bakalım. Aynı senaryo burada da var, Rusya’dan alamazsınız, ama ABD LNG ve fosil yakıtları gemilerle AB’ye taşır ve pahalıya alırsınız. AB ülkeleri bu durumdan iyice sıkılmış durumdalar. Bir de Zelenskiy’e gönderilen milyar Eurolar işin cabası. 

Ödül sonrası ABD’nin önde gelen Yahudî lobileri, Pillay’ın Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesinin ardından açıklama yaptılar. Wall Street Journal gazetesinin yayın kurulu tarafından kaleme alınan “İsrail’den Nefret Etmeye Nobel Ödülü” başlıklı yazıda, Pillay “uluslararası hukuku çarpıtmakla” suçlandı. Yakın zamanda Pillay’ın hayatında bazı zorlu değişimlerin olacağını şimdiden söylemek mümkün. Sağlık sigortası, kredi kartları, uçuş hürriyeti noktasında sıkıntılar yaşayabilir. Avrupa ve ABD’deki İsrail yanlısı birçok kuruluş da Pillay’ın Nobel Barış Ödülü’nü almasını kınamaları beklenen sonuçtu.

Komitenin seçimi ABD’nin baskılarının arttığı döneme rast gelmesi planlı olabilir. Özellikle, UCM’ye yönelik yaptırım uygulama tehditleri, Netanyahu’yu yakalamayan, BM’de konuşturan âdeta UCM’yi takmayan ABD karşısında bir çıkış arıyorlardı, rahatsız olduklarını belirttikleri bu olay AB’ye iyi geldi. 

AB, ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yaptırım uygulama kararından derin üzüntü duyduğunu belirterek, Washington’a bu önlemleri geri çekme çağrısında bulunması da bu yüzden.

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, uluslararası hukuka saygıya dayanan ve uluslararası düzene yönelik kararlı desteklerinin devam edeceğini, UCM’nin bu düzenin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulaması önemli. UCM’nin uluslararası toplumu ilgilendiren, en ağır suçları işleyenlerin hesap vermesini sağlamada kritik rol oynadığına işaret edilmesi de önemli. UCM; devletlerin soykırımı, insanlığa karşı işlenen suçlar, savaş ve saldırı suçlarından sorumlu kişileri yargılamak adına devreye giriyor. 

Bu açıklama sonrasında ABD’den cevap gecikmedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından yapılan resmî açıklamada “Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM’yi ortadan kaldıracağız” ifadesini kullanması enteresan. Bir nevi aslında AB’ye karşı bir tavır ve tehdit olarak da algılanabilir. 

Bu manada yeni bir açıklama ise Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanından geldi. İsrail’in, Kudüs başta olmak üzere işgal ettiği bütün toprakları geri vermesini ve Filistinlilere tazminat ödemesini emreden bir karar alması da muhteşem. İsrail’in Filistin topraklarındaki uygulamalarını “apartheid” olarak nitelemesi de çok güçlü bir mesajdı. İlk defa böyle net bir karar çıkması ABD tarafından yakından takip edilecektir.

ABD’de gündem Nobel Barış Ödülü ve seçimler olurken, AB’de güzel gelişmeler yaşandı. 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’deki vahşet birçok ülkede ezilmişlerin, haksızlıkların, adaletsizliklerin ortaya döküldüğü bir platforma dönüşmüş durumda. Halklar bazında inanılmaz sahip çıkılmakta. AB içinde hukukun üstünlüğü ve adaletin tesisi noktasındaki yükselen sesler devleti yöneten kamuda cılız çıksa da sokaklardaki halklarda ciddi uyanışlar söz konusu. Özellikle geçtiğimiz günlerde Atina’da, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları ve Yunanistan’ın İsrail ile yaptığı silah alımını da içeren işbirliğine tepki gösterilmesi önemli bir gelişmeydi.

“Filistin’e özgürlük” ve “Nehirden denize Filistin özgür olacak” sloganları atan göstericiler, Yunanistan’ın İsrail’den silah satın alma sürecini başlatan “Aşil Kalkanı” silahlanma programını protesto etmeleride önemli idi.

Ayrıca İsveç’in başkenti Stockholm’de İsrail’in Gazze’de üç yıldır sürdürdüğü soykırımı dikkati çekmek amacıyla protesto yürüyüşü yapılması, “Gazze’de siviller öldürülüyor”, “Okullar ve hastaneler bombalanıyor”, “Lübnan’a saldırılar durdurulsun”, “Gıda kıtlığına son verilsin” ve “Savaş istemiyoruz” yazılı döviz ve pankartlar taşımaları halkın bakışını net olarak ortaya koyuyordu.

Yine İngiltere’nin başkenti Londra’da yüz binlerce kişi, İsrail’in Gazze’de 3. yılını dolduran soykırımına tepki göstererek yürüyüş düzenlemesi İsrail’in Gazze’deki soykırımına, Batı Şeria’daki işgaline ve İngiltere’nin İsrail’e verdiği desteğe tepki göstermeleri çok kıymetli idi.

Eylemciler yürüyüş boyunca “Özgür Filistin”, “Nehirden denize Filistin özgür olacak” ve “İsrail’i silahlandırmayı bırak” sloganları attı. Yine işgalin yıl dönümünde Fransa’nın başkenti Paris’te İsrail hapishanelerindeki Filistinli doktorların ve esirlerin serbest bırakılmasını ve Fransız hükümetinin İsrail’e karşı yaptırım kararı almasını istemeleri enteresandı. İtalya’nın birçok kentinde, İsviçre’nin Lozan ve Zürih şehirlerinde binlerce kişi, Filistin’e destek için meydanlara çıktılar. Tüm dünyada bir uyanışa sebep olan Gazze halkına, o sarsılmaz imanlı halka, kardeşlerimize buradan selam olsun.

Okunma Sayısı: 176
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı