"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neoliberal sermayenin Çin ile ittifakı-1

Nurullah UDUN
21 Ekim 2026, Çarşamba
Yirminci Yüzyıl’ın son çeyreğinde dünya, görünüşte taban tabana zıt iki kutbun hayret verici ittifakına şahit oldu:

Ferdi hürriyeti, mülkiyeti ve piyasayı öğreti haline getiren Batı kapitalizmi ile merkeziyetçi ve materyalist ideolojisinden taviz vermeyen komünist Çin. Bu ideolojik uzlaşmazlık, küresel sermayenin kâr iştahı ve neoliberal siyasetin tercihleriyle modern tarihin en büyük jeo-ekonomik ortaklığına dönüştü.

Bugün Batı dünyası kendi sanayisizleşmesini, eriyen orta sınıfını ve Doğu’dan yükselen devasa rekabeti kaygıyla tartışırken, Çin dışarıdan bakıldığında sarsılmaz bir iktisadi kale gibi algılanıyor. Oysa meselenin köklerine ve bugünkü kırılgan dengelerine bakıldığında, karşılıklı bağımlılık üzerine kurulu büyük bir illüzyonla karşı karşıya olduğumuz görülür. Asıl illüzyon ise, bu iki sistemin gerçekten birbiriyle savaştığı inancıdır.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı’da tesis edilen refah devleti modeli, 1970’li yıllardaki petrol şokları ve yüksek enflasyonla birlikte ciddi bir sarsıntı geçirdi. Ancak krizin kendisinden daha belirleyici olan, ona konulan teşhisti. Petrol şokları dışsal bir darbe olmasına rağmen neoliberal kadrolar faturayı sendikal haklara, çevre regülasyonlarına ve sosyal devlete kestiler. Kriz, sermayenin bitmez tükenmez kâr iştahının önündeki engelleri kaldırmak için bulunmaz bir fırsata dönüştürüldü. Bizzat Milton Friedman’ın ifadesiyle, gerçek ya da algılanan bir kriz, köklü değişimlerin kapısını açıyordu.

Tam bu evrede, neoliberal iktisadın siyasî ve teorik mimarları neredeyse eşzamanlı olarak sahneye çıktı. 1979’da İngiltere’de Margaret Thatcher, sanayi sektörünün kamusal yüklerini tasfiye etmeye ve sendikaların gücünü kırmaya girişti. 1981’de ABD’de göreve başlayan Ronald Reagan, vergi indirimleri, finansal serbestleşme ve kuralsızlaştırmayı esas alan politikaları devreye soktu. Kıta Avrupası da bu dalgaya kapılmakta gecikmedi. 1982’de Almanya’da iktidara gelen Helmut Kohl, devlet şirketlerinin özelleştirilmesini ve piyasanın serbestleştirilmesini gündeme taşıdı. Fransa’da sosyalist François Mitterrand bile, sermaye kaçışı ve döviz krizleri karşısında 1983’te genişlemeci politikalardan vazgeçerek kemer sıkmaya yönelmek zorunda kaldı. Türkiye’de ise mimarı Turgut Özal olan 24 Ocak 1980 kararlarıyla ithal ikameci korumacı model terk edilerek ihracata dayalı, dışa açık bir neoliberal ekonomiye geçildi.

Bu geniş çaplı dönüşümün teorik omurgasını, Chicago Okulu’nun en nüfuzlu siması Milton Friedman çizdi. Onun savunduğu serbest fiyat mekanizması, Batı başkentlerinde adeta tartışılmaz bir doktrine dönüştü. Ancak teorinin sahada işlemesi için hayatî bir parça eksikti: İtirazsız, grevsiz ve ucuz bir üretim sahası.

Bu parça Doğu’da ortaya çıkmak üzereydi. Mao’nun 1976’daki ölümünün ardından Deng Şiaoping, Aralık 1978’de “Reform ve Dışa Açılma” siyasetini başlattı. Friedman da 1980, 1988 ve 1993’te Çin’e üç seyahat yaptı, Çinli yöneticilere serbest piyasayı anlattı ve 1988’de reformcu Genel Sekreter Zhao Ziyang ile uzun bir görüşme gerçekleştirdi.

Friedman’ın yıllardır savunduğu fiyat serbestleşmesi, 1988 yazında Pekin’in gündemine oturdu. Yönetim, “fiyat geçidini aşmak” adıyla anılan bir reform hamlesine girişti. Ancak sonuç ağır oldu. Fiyat artışı beklentisi halkı panik alımlarına ve bankalara hücuma sürükledi, enflasyon hızla tırmandı ve reform aylar içinde askıya alındı. Biriken hoşnutsuzluk, ertesi yıl Tiananmen Meydanı’nda patlayacak protestoların zeminini hazırladı.

Okunma Sayısı: 172
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı