Çocukların mâsum gönüllerinde sevinç ve mutluluklar da, hüzün ve acılar da derin bir iz bırakır. Bunu çok iyi bilip yürekten hisseden Gönüller Sultanı Efendimiz (asm), çocuklara ayrı bir önem verir; her zaman olduğu gibi, Ramazan ayında ve bayramlarda onlarla çok yakından ilgilenirdi. Mescidden mübârek hânelerine gelirken muhakkak çocukları kucaklar, bayramlarını tebrik eder, onlara hurmalar ve meyveler verirdi. Bir bayram sabahı, sokaktan geçerken oyun oynayan çocukların içinde birinin mahzun durduğunu görünce yanına varmış, mübârek elleriyle başını okşamış ve niçin arkadaşlarıyla oynamadığını sormuştu. Çocuk da: “Benim babam şehid oldu, annem de evlendi. Üvey babam beni evde istemiyor!” diye cevap verince, Peygamber Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem çocuğun üzgün ve mâsum yüzünü avuçlarının içine alıp: “Benim baban, Âişe’nin annen, Hasan ve Hüseyin’in de kardeşlerin olmasını ister misin?” diye sormuştu.
Çocuk sevinçle Peygamber Efendimizin boynuna atılınca, Rasûl-i Ekrem Efendimiz, onun minik ellerinden tutup kendi evine götürmüş, yedirip içirmiş, yıkayıp giydirmişti. Daha sonra çocuk sokağa çıkmış ve arkadaşlarına, yeni ailesiyle iftihar ettiğini anlatmıştı.