Tavaf yoğunluğu içinde kaybolan, feryad-u figan eden çocukları görünce şefkat damarlarınız depreşir, “Ya ebeveynini bulamazsa...” endişesi dünyanızı hüzne boğar. Görevlilerin şefkatle çocuğu kucaklaması, evlatlarını kaybedenleri bulma çabası kısa sürede sonuç verir. Endişeli meraklar yerini, gören herkesi ferahlatan kavuşma sahnesine bırakır.
Herhalde insanlığın aradığı birlikte, kardeşçe yaşamanın fotoğrafı budur. Umumî barışı ve saadeti isteyen insanlık, aradığını burada bulabilir. Rahmet-i İlahiye’den, bu uhrevî manzarada yaşamayı herkese nasip etmesini niyaz etmeyi ihmal etmiyoruz.
Her insan ayrı bir âlemdi, mizaçları ve ruhları da farklıydı. Gelin görün ki, mübarek topraklarda oluşan bu farklılıklar dünyasına nezaketsizlik, saygısızlık uğramamıştır. Kimseyi incitmeme hassasiyeti bütün gönüllerin zirvesinde yerini almış. Sesler dünyası da bu nezaketten nasibini almıştı. Dillerden kulaklara yol alan yakarışlar ve dualar ruhlardaki saadet iklimine kuvvet veriyordu. Sadece namaz vakitlerinde hanımları erkeklerin safından ayırmakla görevli çalışanların yüksek sesini işitmek mümkündü. Erkek saflarından ayrılmamak için direnen hanımların sebep olduğu bu durumlarla her vakit namazında karşılaşmak ne yazık ki Kâbe’nin rutini olmuştur.