"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korkma, ben de Beyazıt’tanım!

İbrahim Aktaşcı
10 Mart 2026, Salı
Vaktiyle, İstanbul Beyazıt’tan meteliksiz bir genç, bir sirkin etrafında dolaşırken beklemediği bir iş teklifi alır.

Sirk müdürü, gence, “Bir gecede yarım aylık kazanmak ister misin?” diye sorar. “Benim aslanlardan biri öldü, sana onun postunu giydireceğim, bu gece aslan yerine sen gösteriye çıkacaksın.”

Meteliksiz genç bu cazip teklifi kabul eder. Gece olur, gösteri başlar. Aslan postunun içindeki genç, demir kafesin içinde terbiyecisinin talimatlarını beklemektedir. 

Aslan terbiyecisi, izleyicilere şöyle seslenir: “Beklediğiniz an geldi. Şimdi bu aslan bir kaplanla güreşecek…”

Aslan postunun içindeki gencin bu anonsla eli ayağı titremeye başlar. Bir kaplan kafese doğru yaklaşmakta, postun içindeki genç ise ecel terleri dökmektedir. 

Kafese giren kaplan birden dile gelir ve bizimkine şöyle fısıldar: “Kardeşim sakin ol. Ben de Beyazıt’tanım. Çıkışta beni gör…”

Bugünkü köşe yazımız, istediği sorudan başlayamayanlar hakkında olacak. 

Sol Haber’den Burcu Günüşen’in haberine göre Millî Eğitim Akademisinin mülâkatında, hocalık için Akademi’ye başvuran doktoralı öğretmenlere, “pes doğrusu” dedirten türden sorular sorulmuş. Buyurun örnekler: 

* En sevdiğin üç Millî Eğitim Bakanı’nı sayar mısın?

* Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in en sevdiğin özelliği nedir?

* Yeni atanmış öğretmen adayları Akademi’ye geldiğinde bu sistemi eleştirenlere karşı nasıl savunma yapacaksın?

Millî Eğitim Bakanlığı bu iddiayı jet hızıyla yalanladı ve adaylara iddia edildiği gibi farklı ve şahsî sorular yöneltilmediğini açıkladı. 

Sizler yukarıdaki iddia ve savunma cümlelerinin yanındaki parantezlerin içerisine (D) ya da (Y) yazabilirsiniz. Biz yazıya devam edelim.

Bu iddianın doğruluğu ya da yanlışlığından bağımsız olarak şunu söylemek mümkün:

Maalesef Türkiye’de kamu mülâkatlarındaki siyasî kadrolaşmanın bir sonucu, adayların ve memurların riyakârlaşması…

Memur olmak ve kadroya atanmak isteyen bir aday, aslında aksini düşündüğü halde, AKP’yi ve iktidarı seviyormuş gibi yapmak zorunda. Yoksa hiç şansı yok. Üstelik bu seviyormuş gibi görünme mecburiyeti göreve atandıktan sonra dahi devam etmeli.

Bugün birçok memur mesai saatleri içerisinde yöneticilerine ve siyasî iktidara tahsin ve tazimde bulunuyor gibi görünse de aslında iktidara muhalifler. 

Aile ve arkadaşları arasında açıktan muhalefet eden aslan postu giymiş bu memurlar, sosyal medyada ise yalnızca anonim hesaplarla kısıtlı muhalefet edebiliyorlar. 

Bununla birlikte muhalifliği ortaya çıkanlar da yok değil. İşte işin trajikomik yanı da burada. 

Bir vesileyle aslında muhalif olduğu ortaya çıkan bir memur, amirlerinden ve yöneticilerinden mobbing ve tepki görmeyi beklerken, yöneticisi onun yanına gelip, “Kardeşim ben de Beyazıt’tanım diyor.” Memurun korktuğu başına gelmiyor…

Yani istibdadın veledi olan taklitçilik, rikâyarlık ve “mış gibi yapma oyunu” aslında kamunun tüm kadrolarını sarmış durumda. Aslına bakarsak siyasî iktidar da bunu biliyor. Fakat iktidar izleyicilere şirin görünmenin derdinde ve “show must go on” diyor. 

Bir mülâkat sorusu da bizden, ey siyasî iktidar: Kendinizi on yıl sonra nerede görüyorsunuz? Sizi seçmemiz için bir sebep söyleyin…

Okunma Sayısı: 1688
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin ilhan

    10.03.2026 23:27:56

    Bugün insanların müspet veya menfi bilgiye ulaşması düne göre çok daha kolay. Bütün bu hali hakikatlere mukabil Müslümanlarının evlatları dahi din adına ahkam kesen amma rabbimizin men ettiği yasakları işlemeden pişkin pişkin mazeret üretip doğru yapıyoruz dediklerinde en büyük zararı dine vermektedir. Bir vatandaş ve ümmeti Muhammedin ferdi olarak,dini bu denli istismar edip bozuk ayna olan ve din ile dindara zarar veren siyasetçi yaşadığım yarım asrı geçen hayatımda şahit olmadım.

  • Hüseyin ilhan

    10.03.2026 23:21:26

    Ülkemiz idaresine gelenlerin iddiaları din adına hareket ederek güya yaptıkları işlerde hak hukuk ve adalete riayet ettikleri,din adına hizmet ettiklerini defaatle söylemlerinin. Fakat yaptıkları yaşattıklarını ne din ne de insanlık ile alakası yok. 1-Musluman 'yalan söylemez evet.Amma iktidarın gerçek dışı beyanda bulunmadı gün değil saat dahi yok. 2-Musluman aldatmaz,evet.Resulullah SAV.Efendimiz'Aldatan bizden değildir buyuruyor. AKP liderinin iktidarın başı olarak milleti,Müslümanı aldatmadım gün yok. 3-Resulullah efendimiz SAV.'Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim,buyuruyor.Birakin güzel ahlakı iktidarın badi be birçok idarecilerinde ahlakın Aksi yok.

  • Nagehan

    10.03.2026 13:22:04

    Seçim; nabız yoklaması(asimilasyonda son durum) için.! Lakin Türkiye, öngörülemeyen bir ülke; farkındalar ve seçtiklerinden emin de olamamaktalar. // Diyorsunuz ya postun altındakiler aynı yerden; seçmenin önüne konulan da aynı misal ki, birine vurup öbürüne eyvAllah de/dirt/me çabaları beyhude.. // Selâmet ile. [Aklı başında, basiret ve feraset sahibi, dolayısıyla siyasete mesafeli Üstad talebeleri aranıyor ;)]

  • Enes

    10.03.2026 10:12:05

    Halk aynı soruyu Halk partisi için soruyor. Her geldiğin dönemde İslam ile Müslümanlar ile savaştın, onlara dünyayı dar ettin. Kemalist ideolojiyi yaymaktan başka bir hedefin yok. Ülkeye bir katmadeğer yapmadın. Yapılan her hayırlı iş sağcılar tarafından yapılmış. E o zaman biz neden size destek verelim de evdeki bulgurdan da olalım? diye Halk partisine sıuyorlar....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı