"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Av avlanmadan, tav tavlanmadan!

İbrahim Aktaşcı
14 Ocak 2026, Çarşamba
Vaktiyle, memleketin birinde, avcının biri nesli tükenmekte olan bir boz kartalı vurur, bir güzel pişirir ve mideye indirir. Avcı kürdanla dişlerini karıştırırken, Millî Park Polisleri adamı yakalarlar ve avcı mahkemeye sevk edilir.

Uyanık avcı, mahkemede; “çok açtım sayın hâkim” der. “Günlerdir mideme tek lokma girmemişti.”

Avcının açlık ve zaruret savunmasına ikna olan hâkim, sanığın beraatına karar verir ve duruşmadan sonra laf olsun diye sorar: “Peki tadı nasıldı, ben de av meraklısıyımdır da…”

Avcı, “valla efendim” der. “Size nasıl tarif etsem şimdi, tam olarak Kelaynak ile Mavi Gagalı Puhu Kuşunun tadının arasında bir tadı var…”

Bugünkü köşe yazımızın sonunda okuyucumuz için küçük bir soru var. Önce konu anlatımı:

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun ülkesinden kaçırılmasının ardından, New York Times’a konuştu. Trump’ın şu sözleri dikkat çekiciydi: 

“Uluslararası hukuka ihtiyacım yok, beni durdurabilecek tek şey kendi ahlâkım…”

Trump’ın bu sözleri, bir itiraf ve samimi ikrar niteliğinde ve önemli. Üzülerek ifade edelim ki; demokrasi, hürriyet ve insan hakları dünya genelinde ciddi bir geriye gidiş eğiliminde. 

Haklının değil güçlünün devrindeyiz. Dünyada, tüm gücü tekeline alan karizmatik liderler furyası almış başını gidiyor. 

Bu güçlü liderlerden bazıları, güçlerini pekiştirinceye dek, iç hukuka ve uluslararası hukuka aykırı icraatlarını, “millî güvenlik, beka, ülkenin çıkarları” gibi kılıflarla meşrulaştırmaya çalıştırıyor. 

Trump ise gücünden öyle emin ki lafı eğmeden bükmeden, “boz kartalı aç olduğum için değil, damak tadım için yedim” diyebiliyor. 

Bırakın silâhı, çakısı bile olmayan Millî Parklar bekçisi hükmündeki uluslararası hukuk ise böyle ensesi kalın avcılara gıkını bile çıkaramıyor. 

Bir iki kelâm da avcının fişekliğini dolduranlar hakkında edelim. 

Malumunuz, eskiden tek kırma ya da çifte kırma denen av tüfekleri vardı. Bu tüfeklerle tek seferde en fazla bir ya da iki kez ateş edebiliyordunuz.

İşte, vaktiyle bu tek kırma tüfekleri taşıyan devlet başkanları, dünyada sırasıyla, “Açız, tek kurşunla da boz kartalı vurmak zor oluyor ey halkım, ülkemizin bekası için otomatik av tüfeği isterim” demeye başladılar. 

Halklar ise “güçlü bir ülke için yetkileri sınırsız lider” şeklindeki bu avcı hikâyelerine kandılar ve liderlerine tam otomatik av tüfeği verip, fişekliğini de doldurdular. 

Hâl böyle olunca, otomatik av tüfeğinin gücüyle güç sarhoşu olan Trump gibi avcılar itiraf ettiler ki açlık için değil lezzet ve damak tadı için avlanıyorlar. 

Yani, tek adam rejimi eleştirisi öyle boş bir eleştiri değil. Demokrasinin dünya genelindeki gerileyişini durdurmak için önce bu tek adamların otomatik tüfeklerini geri almak ve fişeklerini azaltmak gerek.

Av meraklısı hâkimleri de o koltuklardan kaldırmak elbette.

Gelelim soruya, yukarıdaki metinde nesli tükenmekte olan kaç şey sayılmıştır?

Dört diyenler bildi. 

Okunma Sayısı: 235
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı