"Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi var ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de var ki çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da var ki Allah korkusuyla yuvarlanıp düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir."1
Allah’a inanmayan bir kalp taştan daha katı ve serttir. Kalp insanın en önemli organıdır. Akıl Allah’ı bilir. Kalp ise Allah’ın varlığını tasdik eder. Allah’ı bilmek yetmez. İman, dilin söylemesi ve kalbin onaylaması ile gerçekleşir. İman; kulun kendi iradesiyle, istemesiyle Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmesiyle onun kalbine yerleştirilen bir nurdur. İnsan böylece iman etmiş ve kalbini nurlandırmış olur.
Sadece insan iman etmez. Yukarıdaki ayette ifade edildiği gibi cansız taşlar bile iman eder. Korkusundan çatlar. Taşlardan su fışkırır. Taşlardan bir kısmı Allah korkusundan dolayı yukarılardan aşağı yuvarlanır.
Taşların insan için birçok faydaları vardır. Taşların bir kısmı ufalanıp toprağın oluşmasına sebep olur. Bazı taşlar derelerde, ırmaklarda suların hareketiyle kumların oluşmasına yardımcı olur. Taş ve kum, inşaatlarda malzeme olarak kullanılmaktadır. Yani baktığımız zaman sebepsiz ve boş yaratılan bir şey yoktur.
Her şey bir gaye ve nizam içinde yaratılmıştır. Yaratılmışların en üstünü insanın da bir gayesi olması gerekir. Bunca nimetler kendi emrine verilen ve mükemmel bir saray gibi yaratılan insan başıboş olamaz. İnsan; aklını ve kalbini yaratan Rabbini bilmeli, onu tanımalı ve ona ibadet etmelidir. Böylece kulluğunu Cenab-ı Allah’a göstermiş olur.
Dipnot:
1- Bakara: 74.