"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Sandukça” üzerine düşünceler

İrfan Süleymanoğlu
06 Kasım 2021, Cumartesi
Âyetü’l Kübra Risalesi’nde Kâinatın acayip süslü bir saray olduğu, o sarayda hadsiz menziller ve “SANDIKLAR” bulunduğu belirtilir. O menzillerin ve sandıkların anahtarları olan ihtiyaç ve duygular istifade için insanın fıtratına yerleştirilmiştir. İnsan ise bu anahtarları kullanıp istifade edebilir değil, etmekle mükelleftir. Bu mükellefiyeti, onun bu sarayın ustasını tanımasını ve kendisinden ne istenildiğini bilmesini sağlamaktadır.

Böylece sandık tabiri ile istifade ve iman mükellefiyeti ön plana çıkmaktadır. Çünkü mu’cizevî anahtarlarla ancak açılabilecek olan o menzil ve sandıklar, sanatkârının cemal ve kemalini görmek ve göstermesi için harikalarla donatılmıştır. Kâinat denilen sergide saltanatının haşmetini, servetinin şaşaasını göstermektedir.

Küçük sandık anlamındaki “SANDUKÇA” kelimesi ise Risale-i Nur’da, çoğunlukla tohumlar ve çekirdekler için kullanılmıştır. Tohumlar ve çekirdekler, El-Âhir ismine mazhardırlar. Fıtratındaki karakteristik özellikleriyle de ikinci bir hayatın düsturlarının saklandığı sandukçalardır. Bir sonraki bahar mevsiminde kaderin takdiri olan geometri çerçevesinde zerreler çalıştırılarak, kudret mu’cizeleri şeklinde her biri inşa edilmektedir. İkinci hayatın sümbüllerinin nüveleri ve programları ve haritaları olarak anlatılmaktadır.

On Birinci Lem’a, Onuncu Nüktede “Kalbin mercimek kadar sandukçası kuvve-i hafıza...” denilmektedir. Burada da insanın hafıza kuvvesi kalbin küçük bir muhafaza sandukçasına teşbih edilmiştir. Kalp imanın mahallidir. İman ise bir mü’minin en kıymetli varlığıdır. Her an göz önünde bulundurulması gerekir. Hayatın safahatı da o sandukçada her anıyla muhafaza edilmektedir. O halde kalbin tatmini olan iman, aynı zamanda kalbin sandukçasında muhafaza edilen hayat safahatıyla her an mezcedilerek tarassut altında olmalıdır. Böylece o iman-hayat mezci ikinci bir hayatın Cennet bostanlarının sümbüllenmesine vesile olan öz ve embriyo olacaktır.

On Yedinci Lem’a’nın, Sekizinci Nota’sında da arının başındaki sandukçadan bahsedilmektedir. O sandukçanın anahtarının ise arıya has lezzet olduğu, onunla sandukçayı açıp, programını okuyup, emri anlayarak hareket edip “Ve evha Rabbüke ile’n-nahl – Ve Rabb’in arıya vahyetti) âyetinin sırrını o arının gösterdiği söylenmektedir. İnsanın başındaki, kalbin sandukçası olan kuvve-i hafıza ile arının başındaki program birlikte düşünüldüğünde; madem arının başındaki sandukçadaki program kendine has lezzet anahtarıyla açıldığında balı netice veriyor. Kalbin sandukçası olan kuvve-i hafızadaki hayat safahatıyla mezcedilen iman programı da kendine has bir lezzet anahtarıyla açıldığında saadet-i ebediye balını netice verecektir denilse yeridir.

Bir diğer sandukça tabiri Kur’ân âyetleri için kullanılmaktadır. ‘Sandukça-i cevahir’ denilmektedir her bir Kur’ân âyeti için. Denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa Allah’ın sözleri sayı altına alınamayacağına göre, yine yaş ve kuru her şey Kur’ân’da bulunduğuna göre... Her bir âyet-i kerîmeyi birer tohum şeklinde cevahir sandukçası olarak düşündüğümüzde nasıl bir hazine ile karşı karşıya olduğumuzu tahmin etmek dimağımızı zorlamaktadır. İşte bu sandukça-i cevahirden birisi Dördüncü Şuâ’da ‘Hasbünâ’ âyetinin sandukçası olarak anlatılır Bediüzzaman tarafından. O cevherlerden birisi; bu âyet-i kerîmeden keşfedilecek kuvve-i maneviye ve iktidar-ı imanî olarak ifade edilir. 

‘Kün’ emri ile Yaratıcımız’ın emri üzerine her şeyin meydana geldiği gibi (İşte o kalbin sandukçasındaki) intisab-ı imanî tezkeresiyle insanın hadsiz bir kuvvet ve kudrete dayanmış olacağını bu sandukçanın bir cevherinin izahından anlamaktayız.

İmandan sonra en yüksek hakikat namazdı. Sinnen, cismen ve rütbeten ne kadar yükseklerde de olsa namaza lâf söyleyenlere, ‘Hasbüna’ sandukçasına dayanan Bediüzzaman, kötülüğü emreden bütün nefis ordusunu da arkasına alsa bile eyvallah dememiş ve “Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduttur!” diyerek karşı koymuştur. Aynen tohumların, ikinci bir hayatın düsturlarının saklandığı kendine has sandukçası gibi; bir sandukça-i uhreviye olan mescit veya seccadede o namazların hıfz edilmesini ısrarla belirtmiştir. Ve “Lâakal günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi, hakikî istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.” demiştir.

Çünkü; insanın ikinci hayatının geometrisi takdir edilirken Allah’ın razı olacağı ibadetlerine ve bilhassa da namazına; yine Allah’ın kendisi için takdir ettiklerine razı olacağı ubudiyetine bakılacağını bilmesi gerekmektedir. Seccade ve mescit sandukça-i uhreviyesi olan sandukçaya atılan namaz ise Ahiret balı için bir program, Cennet sümbülleri için birer embriyodur. 

Cennet’in bal ve kevser havuzlarına kavuşturacak programı işletecektir. Tohum olarak düşündüğümüzde ise Uhrevî bir saadet ağacının ya da Cennet bahçesinin bitkilerini yetiştirecek tohumların mahzeni olan bir sandukça olacaktır.

Üstad Barla Lâhikası’nda Risale-i Nur için “Kur’ân’ın hazine-i kudsiyesinin sandukçaları” diyor. Kur’ân âyetleri ise “sandukça-i cevahir” olarak ifade edilmekteydi. O sandukça-i cevahirden istifade ise bu zamanda “Kur’ân’ın hazine-i kudsiyesinin sandukçaları” olan Risale-i Nur’u biteviye ve anlayarak okuma telezzüzü anahtarıyla, açmak mümkün gözükmektedir. Çünkü bu sandukçaların açılması, zamanımız insanının ikinci hayatının saadeti için çok önemli ve gereklidir. 

Okunma Sayısı: 1082
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    6.11.2021 23:02:53

    Kavram bazlı yazılar çok istifadeye medar oluyor. Allah razı olsun. Devamını bekliyoruz.

  • Recep ziftci

    6.11.2021 08:38:30

    Maşallah çok güzel bir yazı Tebrikler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı