"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koronadan Kur’ân’a

İrfan Süleymanoğlu
22 Nisan 2020, Çarşamba
Koronavirüs salgınından dolayı bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de tedrici olarak bir çok yasaklar yürürlüğe konuldu ve konulmaya da devam edilmekte.

Bu salgın, halihazırdaki seyriyle ilgili her platformda konunun uzmanlarınca değerlendirilmekte, tartışılmakta ve tedbirler ileri sürülmektedir. İnsanlarımıza düşen ise alınan tedbirlere, uymak olacaktır. Nitekim büyük ölçüde uyulmaktadır da.

Risale-i Nurlar’a gönül vermiş olanlar da bu süreçten etkilenmiş bulunuyor. “Evde kal!” sloganıyla salgının önlenmesinde önemi haiz olarak evde kalmaya teşvik, önce 65 yaş üstü, sonra 20 yaş altı daha sonra da hafta sonlarında uygulanan sokağa çıkma yasağı insanları değişik bir halet-i ruhiyeye sürüklediğini görüyoruz. İlerdeki günler ne getirir bilmemekle birlikte bu musîbetten Cenab-ı Hakk’a sığınıyoruz.

Bu arada ehl-i hizmet dostların Hastalar Risalesi dağıtma, akşam derslerinin internet üzerinden yapılması, Yeni Asya’nın bilhassa 23 Martta dağıtılması ve benzeri çabaları taktire şayan olup, bir çok muhtacın ruhunda müsbet derin tesirler bıraktığı veya bırakacağı; aynı zamanda fiilî bir duâ hükmünde olduğu değerlendirilebilir.

Gerek yasaklı, gerekse de gönüllü olarak evde kalmaya gelince, bir çok kişinin sıkıntı yaşadığını görmekte ya da duymaktayız. Teknoloji ne kadar ilerlemiş, medeniyetin bütün fantezileri her ne kadar bir tık uzağında olsa da, bu süreç insanları tatmin etmemekte ve evde kalmak yine de sıkıcı gelmektedir.

Evet, işinden olanlar, maddî sıkıntı içerisinde bulunanlar, eve niçin kapanıldığının farkında olmayan çocuklar vb. evde kalma sıkıntısından daha başka bir sıkıntı içerisindedirler. Bu kişilere devletin çeşitli şekillerde el uzattığını görüyor ve duyuyoruz. Ancak yetmez. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” hadis-i şerifini hatırlamanın tam zamanı. Bu da bir kulluk borcudur.

Çocuklarla ilgili olarak da ebeveynin ya da büyük kardeşlerin onlarla zaman geçirmeleri, ilgilenmeleri konunun uzmanları tarafından belirtilmektedir. Bu ise ailelerin becerilerine kalmaktadır. Allah yardımcıları olsun.

Risale-i Nur’u tanıyıp onu hayat tarzı olarak benimsemiş ihvanların evde kalmaktan dolayı sıkıldıklarını tahmin etmiyoruz. Çünkü onlar bilirler ki her şey kaderle resmedilmiştir. Koronavirüs de o resmin bir parçasıdır.    Hastalık vesilesiyle kimileri mükâfatlanmış belki de kimileri cezalanmış olacaktır. Kimileri için kendisine takdir edilmiş makam bu vesileyle ihsan edilecek, kimilerinin de maddî ve manevî musîbetler evde kalması sebebiyle başından defedilmiş olacaktır. Bu arada vefat edenlere rahmet, bir şekilde bu salgından etkilenenlere de âcil şifalar diliyoruz.

Evet, yasaklar sebebiyle kimbilir ölümlü ve yaralamalı ve maddî manevî hasarlı kaç trafik kazası gerçekleşmedi. Kim bilir kaç cinayet, kaç terör ve kaç savaş mağduriyeti yaşanmadı. Daha da ilerisi kaç büyük ve küçük günah engellendi. Yalnız ülkemizde değil, bütün dünyada...

Bu düşünceler ilânihaye sıralanabilir. Biz gelelim yine de evde sıkılmadan nasıl kalınır ve bu günler nasıl değerlendirilir kısmına. Herkesin kendine göre bir planı elbette vardır. Bize göre virüs salgını vesilesiyle insanlık, Müslümanlar özellikle de Risale-i Nur’a gönül vermiş olanlar bu musîbetin evde kalma kısmını belki de yüz yılda gelmiş bir fırsat olarak değerlendirebilirler.

Bir kere gazetemiz gazete gibi değil de bugünlere has olarak daha detaylı ve tadına varılarak bütün yazıları okunabilir. 

Bayilere talimat verilerek daha sonra almak üzere biriktirilmesi söylenip (ki bu önemli) e-gazete ve internet üzerinden okumak mümkün. Kur’ân’ın tefsiri olan Risale-i Nurlar baştan sona okunabilir. Bir program dahilinde bazı kısımları kelime kelime incelenebilir. Kur’ân okunabilir. Bazı âyetler ezberlenebilir. Namazda okuduğumuz âyet ve sûreler sakin bir kafayla incelenerek varsa yanlış kıraatlarımız düzeltilebilir.

Sıkıntı mı geldi? Risale-i Nur ve Tıp konulu Köprü dergisinin son sayısında bir cümle var: Uygulamada faydasını da gördük. “Kur’ân harfleri ile maneviyat maddiyata tesir eder. Duâlar, bu yönüyle manevî tedavide kullanılabilir. Bu bağlamda Risale-i Nur’da da huruf-u mukattaanın okunma ve yazılmasının ruh ve beden sağlığına etkileri olacağı ifade edilmektedir.” denilmektedir. (Risale-i Nur ve Ruh Sağlığı 1. Masa Bildirileri, 8. Madde). Faydalanılabilir.

Yine Risale-i Nur’u yazmanın dünyevî ve uhrevî pek çok faidelerinden Risale-i Nur’da beyan edilen ve şakirdlerinin tecrübeleriyle tasdik edilen dünyevî faydalarından birisi de Kalbde rahat ve sürur olarak belirtildiğini görüyoruz. (Emirdağ Lâhikası-1). 

Risale-i Nurlar şimdi matbaalarda basılıyor, yazma zamanı geçti diye düşünmemek gerekir kanaatındayız. O halde biz de ilk zamanlardaki gibi oturup yazalım mı? Hayır. Meselâ Yeni Asya’da her gün çıkan vecizenin eskimez yazı ile yazılı kısmını bir ferahlık duâsı olarak hem tefekkür ederek on onbeş dakika ayırıp yazılabilir diye düşünmekteyiz. Yine bu amaçla Risale-i Nur’un belli kısmları temin edilecek bir deftere tefekkür ve duâ amaçlı yazılabilir, hatta konuyla ilgili düşünce ve yorumlarımız yazılabilir. Yazdığımız bu defter daha sonra bu günlerin hatırası olarak da saklanabilir. Arzu edildiği taktirde gazetemiz için yazılar kaleme alınabilir.

Bu süreçte camiler, Kâbe’miz dahil, görevlerini vekâleten evlerimize tevdi etmiş bulunmaktadırlar. Evlerimizin bu vekâleti yerine getirmesi bize bakıyor. Evlerimizde mümkünse hane halkı ile cemaat olarak namazlarımızı huşu ile kılmak (zaten acelemiz yok), Üstadımıza bir çok hakikatin namaz tesbihatında ilham edildiğini düşünürsek; tesbihatı huşu ve tefekkür ile yapmak, sıkıntıların bir numaralı ilâcıdır. Meselâ bir çoğumuzun göz ardı ettiği, sabah namazının sünnetiyle farzı arasında okunan, Tesbihat kitapçığının sonundaki duâyı artık namazlarımıza (şayet okumuyorsak) ekleyebiliriz. Yine Emirdağ Lâhikası 52. Mektupda 3. Meselede belirtilen Âyetü’l-Kübra’nın ve Hizbü’n-Nuriye’nin Hülaâsatü’l-Hülâsası’nı; orada belirtildiği şekliyle; sabah namazının duâsından sonra lailaheillallah tesbihatı yerinde tefekkürle okumak gibi, belki de şimdiye kadar hiç yapmadığımız bir tesbihatı bazı sabahlar yaparak namazlarımızı ve tesbihatımızı süslemiş oluruz.

Bir hatim yapılabilir. Cevşen vazgeçilmezimiz olan bir zırh zaten. Hizb-i Envari’l-Hakaiki’n-Nuriye (Büyük Cevşen) bu günlerde hatmedilebilir. Oruç kazası olanların bu günlerde evde yorulmadan oruçlarını kaza etmeleri de mümkün.

Üstad ve talebeleri hapislerde yazmışlar Risaleleri, oralarda okuyup nurlanmışlar. Bir nevi Nur Çilehaneleri olmuş hapisler. Eskişehir Hapishanesi’nin Meyvesi olan 30. Lem’a ve 2. Şuâ İsm-i Azam Risalesi, Denizli Hapsinin bir meyvesi olan 11. Şuâ Meyve Risalesi, Afyon Hapsinin bir meyvesi olan 15. Şuâ El Hüccetü’z-zehra Risalesi O çileli günlerin nurlarıdır. Şimdi ise biz onların çilehaneleriyle kıyaslanması mümkün olmayan yıldızı bol evlerimizde birer konforlu çilehanedeyiz. En azından teberrüken bu çileli ve halavetli (tatlı) meyveleri bu günlerde okumakla ve tefekkür etmekle hem bu günleri emsalsiz bir şekilde değerlendirmiş oluruz, hem de o Medrese-i Yusufiyelerden bir şa’re ile (ince bir hatla) yüreklerimize dokunmuş oluruz. Aynı zamanda bu okumalarımızla ihlâsı kazanmanın sebeplerinden birisi olan “Marifet-i Sanii netice veren masnuattaki tefekkür-ü imani...” gerçekleştirilmiş olacaktır. (21. Lem’a İhlâs Risalesi).

Unutulmasın ki kurtuluşumuz Kur’ân’a uymakta. Kur’ân’a uymanın ve onu anlamanın en güvenilir ve ikna edici vesilesi Risale-i Nurlar. Ne dersiniz? Yüzyılın fırsatını değerlendirerek Korona’dan Kur’ân’a Risale-i Nurlar’la yolculuk yapmaya var mısınız?

Okunma Sayısı: 2501
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı