"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuk depremlerini bitirmenin şartı...

Kâzım GÜLEÇYÜZ
15 Şubat 2020, Cumartesi 00:02
Gerek hâlâ devam eden yoğun ve vahim hukuk ihlâllerinin ulaştığı boyut, gerekse siyasî dengelerin değişmeye başlaması, bu konularda asıl konuşması gerekenler onlar olduğu halde suskun kalan hukukçuları da hareketlendirdi.

İÜ Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer’in Taha Akyol’a verdiği mülâkat bunun en son örneklerinden biri.

Bu mülâkattan bazı çarpıcı anekdotlar:

* “Deprem sarsıntılarını, yerlerini ve büyüklüklerini tesbit için sismografa bakılır. Bir ülkede hukuk ve adalet alanındaki sarsıntıların boyutlarını anlamak içinse ceza muhakemesine bakmak gerekir. Çünkü ceza muhakemesi hukuk devletinin sismografıdır. 

* “Ceza muhakemesi sismografı büyük sarsıntılar gösteriyorsa, bunun anlamı o ülkede demokrasi ve hukuk devleti bakımından ciddî sorunların olduğudur.

* “Denge mekanizmalarının öngörülmediği usullerle oluşan HSK, hâkim ve savcıların göreve alınmalarından disiplin işlerine, tayinlerinden yükseltilmelerine kadar her tür yetkiye sahiptir. Bağımsızlık bakımından geçmişte yaşanan sorunlar çözümlenememiş, hatta bazı yönlerden daha da artmıştır. 

* “Ülkemizde yapılması gereken en gerekli değişiklik hâkim bağımsızlığı ve etkin güvenceler alanındadır.

* “Hâkimlerin bağımsız olmaları gerekir. Bu bağımsızlık hâkimin diğer devlet erklerine, yasama ve yürütmeye, yargılamalarda taraflara, basına, sermayeye, özetle güç odağı olarak kim varsa bunlara karşı etkili biçimde korunmasını zorunlu kılar.

* “AYM ihlâlin gereğini yap dediği takdirde mahkemenin aksi yönde hareket edebilmesi mümkün değil. AYM kararlarına direnip yerine getirmemek, ülkedeki yargı otoritesinin tümünü sarsmaktadır. AYM veya AİHM kararlarını yerine getirmemek hukukun askıya alınması anlamına gelir.

* “Ceza adaletinde esas sorun kanunlarımızda değil. Sorun, hukuka uygun etkin uygulama yapma iradesinin olmaması. Tüm yetkili makamlar bu iradeyi ortaya koyduğu gün, tutuklama, ifade özgürlüğü ve âdil yargılanma gibi alanlarda yaşanan sorunların büyük çoğunluğu çözüm bulur.” (Karar, 3.2.20)

Dileriz, bu irade artık ortaya çıkar...

Okunma Sayısı: 3512
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    16.2.2020 00:02:46

    Türk Ceza Kanunu Alman "Strafgesetzbuch" kisaca StGB Ceza Muhakemeleri Kanunu Alman Strafprozeßordnung kisaca StPO dan TERCÜME yoluyla alinmistir. Bu kanunlar BAHTIYAR ALMAN HALKININ IRADESINI yansitan Alman Meclisi ve Eyaletler Meclisi'nin kafa yorarak, senelerin birikimlerini tartarak ve yargi hükümlerinden kazanilan ictihadlar ile etkilenip HAK DAGITILAN bir KANUN TOPLULUGUDUR. Peki bunu Türkiye hakkini vererek uygulayabiliyor mu? Buna bihakkin EVET diyebilecek HUKUKCU 780 576 Kilometrekarelik Türkiye'de henüz dogmamistir. Ciltnakli vücud ayri olunca UYMUYOR, OLMUYOR. Bakin Yunanistan da ayni kanunlari almistir ama onlarin kültürü ve ananesi din dil yakinligi bir derece uyuyor. Fakat bütün bunlari burada yazmak ne degistirir? Koskoca bir HIC!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı