"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Suriye tamam... Sıra Libya’da mı?!

Kâzım GÜLEÇYÜZ
11 Aralık 2019, Çarşamba 00:06
Doğu Akdeniz’de İsrail, Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan, Mısır ve ABD ortaklığıyla epeydir devam eden petrol-doğalgaz sondajlarına karşı Libya ile yapılan anlaşma içeride büyük bir stratejik başarı olarak sunuluyor.

Öyle olup olmadığını zaman gösterecek.

Ancak olayın petrol-doğalgaz aramalarıyla sınırlı kalmayıp çok daha ötesine götürülmek istendiğine dair işaretler gözleniyor.

Cumhurbaşkanının bu ülkeye asker gönderme konusunda “Libya halkından dâvet gelirse bu bizim için hak haline gelir” sözü, bunların en sonuncusu. BM’nin bu ülkeye uyguladığı silâh ambargosunun asker göndermeyi kapsamadığı yönündeki sözü de.

Belli ki, bu konuda hazırlık yapılıyor.

Peki neden?

Libya ile yapılan anlaşmanın en zayıf tarafı, bu ülkede iç çatışmaların hâlâ devam etmesi ve kimin kazanacağının belli olmaması.

Cumhurbaşkanının “meşrû hükümet” diye nitelediği mevcut yönetime karşı General Hafter’in sürdürdüğü hareket etkisiz hale getirilebilmiş değil. Tam tersine artan bir dış destekle Trablus’u çok daha fazla zorluyor.

Ve Rusya’nın desteği de ondan yana.

Erdoğan bu meseleyi Putin’le konuşacağını söylerken, “Hafter, Rusya ile münasebetlerimizde yeni bir Suriye doğurmasın” diyor.

Yani Suriye’de bize rağmen Esad’ı destekleyen Rusya ile işbirliği yapmak zorundayız.

Aynı şey Libya’da da tekrarlanmasın!

Ama Erdoğan’ın “Durumu iyi değil” dediği Hafter için gelen haberler farklı: Yılsonuna kadar Trablus’a hâkim olacağı iddia ediliyor.

Öyle olursa Türkiye yine açık düşecek...

Aslında dış politikamızın temel prensiplerinden biri ülkelerin iç işlerine karışmamak ve iç çatışmalarında taraf olmamaktı. Son dönemde bu ilkenin terk edilmesi Suriye’de başımıza ne işler açtı ve bu ülkeyi de ne hale getirdi; hep birlikte ıztırapla takip ediyoruz.

Libya’da aynı hataya düşülmesi, dahası bu ülkede Kaddafi devrilip linç edildikten sonra bir türlü sonu gelmeyen iç çatışmalara katılmak üzere asker gönderilmesi, her bakımdan son derece ciddî sıkıntılara sebep olur.

Tecrübeli diplomasi kadrolarını, Meclisi ve kamuoyunu dışlayarak Türkiye’yi emrivakilerle sonu meçhul yeni maceralara sürüklemeye hiç kimsenin hakkı yok, olmamalı...

Okunma Sayısı: 3511
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Serkan Durmuş

    11.12.2019 10:31:04

    Bediüzzaman şeytani özelliği olabilen siyaseti tarif ederken menfaati esas tutan, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışını tarif ediyor. Müslümanların en büyük sorunu tam da bu. Maddi veya manevi menfaat sağladığı kişi veye kurum zulmetse bile siyasi desteğini sürdürüyor. Akıl ve vicdan terazisini bozup kör bir tarafgire dönüşüyor. Ebedi hayatını tehlikeye atıyor fani bir çıkar uğruna.Bazen buna gerekçe olarak ümmetin devletin veye inananların menfaatinden bahsediyor bir kılıf olarak. Halbuki Allah resulü hiçbir sebeple bir yanlışı savunmamıştır. Bediüzzaman ne diyor O'nun zincirinden kopan iflah olmaz. Yaşananlara bakınca on yıldır merkez medyada yer bulabilen,sünneti kaale almayan, Kur'an müslümanlığı adı altında medya eliyle topluma zerkedilen afyonun zamanlaması da manidar.

  • Toygar

    11.12.2019 08:25:33

    Ülke içi yetmedi, sınırlar mahvolurken biz dahil olduk. O da yetmemiş olacak ki sınırları aşıp başka ülkelerin içlerindeki savaşlara dahil oluyoruz. Paralı asker gibiyiz! Her Türk Asker Doğar! Her Türk Asker Doğar! Her Türk Asker Doğar! :(

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı