"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yargının âdil olması için

Kâzım GÜLEÇYÜZ
30 Haziran 2020, Salı
Bediüzzaman İkinci Meşrutiyet döneminde yazdığı makalelerde ve konuşmalarında meşrutiyeti tarif ederken “adalet, meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvet” diye üç esası vurgulayıp en başa adaleti koyuyor.

Bunun çok özel bir önem ve anlamı var.

Demek ki, o dönemde meşrutiyet olarak isimlendirilen, bilâhare cumhuriyet ve demokrasi olarak devam eden hürriyetçi ve katılımcı yönetim sisteminin dayanması gereken temel esasların başında adalet geliyor.

Aynı şeyin meşrutiyet öncesi padişahlık yönetimi için de geçerli olduğunu ise yine Üstadın şu çarpıcı ifadelerinde görüyoruz:

“Padişah Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse, halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Peygambere tâbi olmayıp zulmedenler, padişah da olsalar haydutturlar.” 

Bu sözün, Sultan II. Abdülhamid’in tahtta olduğu bir dönemde söylendiğine dikkat!

Onun için, rejim ve yönetim şekli ne olursa olsun, devletin adalete dayanması son derece önemli. Dayanmıyorsa payidar olamaz ve ayakta kalamaz. “Adalet mülkün, yani devletin temelidir” sözü de bunu ifade ediyor.

Peki, adalet nasıl hâkim kılınacak?

Bunun, gerek son din İslam başta olmak üzere semavî dinlerle getirilen esasları, hem de insanlığın tarih boyu yaşadığı tecrübe birikimiyle geliştirilen prensipleri önümüzde.

Meselâ kuvvetler ayrılığı; yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı: yargının hiçbir baskı ve etkiye maruz kalmadan münhasıran adaleti tecellî ettirme ve hukukun üstünlüğünü hâkim kılma hedefiyle işleyebildiği bir ortamın tesisi; yargı dışı güç odaklarının makam ve konumları ne olursa olsan yargılama süreçlerini etkileyecek tavırlardan uzak durması ve böyle tavırlar sergilemeleri halinde yargının onlara itibar etmeyecek bir dirayeti gösterebilmesi; hak arama yollarının sonuna kadar açık olması; kayırmacı veya dışlayıcı yaklaşımların duruşma salonlarına girmesine asla müsaade ve müsamaha edilmemesi; hâkim ve savcıların görevlerini yaparken kendi dünya görüşlerini, ideolojik tercihlerini ve kişisel duygularını kesinlikle işin içine karıştırmamaları vs.

Bunlar bu bahisle ilgili olarak ilk akla gelen şeyler. Daha söylenecek çok şey var. Türkiye’deki yargı işleyişine öncelikle bu esasların hâkim kılınmasını, yargının sadece ve sadece adalet üretmesini sağlayabilmek için de...

Okunma Sayısı: 3675
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Kürşat

    30.6.2020 07:55:22

    Cumhuriyet tarihinde Adalet İstiklal Mahkemeleri ile yerle bir edilmiştir. Bu nedenle dikiş tutmaz. İdeolojilerden kurtulup, özümüze dönmeliyiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı