"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Teokratik yönetim ve laiklik

M. Ali KAYA
26 Haziran 2026, Cuma
Teokrasi, dinî ve ruhanî kimlikle, “Allah’ın vekili ve yeryüzündeki gölgesi” sıfatı ile “Allah’ın hâkimiyetini temin etmek” iddiasıyla baskıcı bir yönetim kurmaktır.

Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu iddia eden ve kendilerini İsa’nın vekili görerek “İlâhî Devlet” kurmayı amaçlayan Hristiyan ruhanî liderlerin ve “Katolik” mezhebinin Orta Çağ Skolastik dönemi yönetimidir.

Teokrasi, Hristiyan ruhanî liderlerinin uydurdukları kurallara göre yönetildiği sistemdir. Hâkimiyet, dinî liderlere ve İlâhî otoriteye aittir. Devletin politikaları ve kararlarını kilise belirlerdi. “Çünkü, din-i İsevîde, yalnız esâsât-ı diniye Hazret-i İsâ Aleyhisselâmdan alındı. Hayat-ı içtimaiyeye ve füruat-ı şer’iyeye dair ekser ahkâmlar, Havariyyun ve sair rüesa-yı ruhaniye tarafından teşkil edildi.”1 Gerçekte din adına koydukları kurallar dinin değil, dini istismar ve tahrif eden ruhanî reislerin kendi fikir ve düşünceleri olmuştur. Heva ve heveslerine göre dini dünyaya alet ederek halk üzerinde otorite kurmuş ve istibdat uygulamışlardır. 

Görüşlerini dinî bir dogma gibi gösteren Katolik papazları 12. Yüzyıldan 15. Yüzyıla kadar İspanya ve İtalya’da Yahudîler, Müslümanlar ve Protestanlara yönelik büyük katliamlar yapmışlardır. Engizisyon mahkemeleri Katolik olmayanları zorla vaftiz etmek veya suçlu bularak ateşte yakma, giyotine çekme, hapis, mallarına el koyma ve “aforoz” etme gibi cezalar vermişlerdir. Yargılamayı kilise yapmaktaydı cezalandırmayı ise yöneticilere bırakmaktaydılar. Roma engizisyonunun Galile ve Bruno’yu cezalandırmaları meşhurdur. 

İşte laiklik, yani, ruhanî reislerin devlet işlerine karışmaması bu sebeple Batı’da kabul görmüştür. 

**

Peygamberimiz (asm) “Kavmin efendisi ona hizmet edendir”2 buyurarak yöneticilerin her türlü istibdadını kaldırmıştır. Kur’ân-ı Kerîm akla önem vermiş, yönetimde istişareyi3 emretmiş, hürriyet ve adaleti getirmiş ve akılcı yönetimi desteklemiştir. Medine’de yaklaşık 4500’i Yahudî, 4000 Müşrik Arap ve 1500 Müslüman yaşamaktaydı.4 Peygamberimiz (asm) Müslüman olmayan Yahudî ve Müşriklerin çoğunluğu teşkil ettiği şûrâda “Medine Sözleşmesi”ni imzalayarak yürütme görevinin üstlenmiş ve yetkiyi de toplumdan almıştır.5 

Hz. Ebubekir (ra) “Ben Allah’ın değil, Resulullah’ın halifesiyim” demiştir. Yönetimi “istişare” ile yapmıştır. Hz. Ömer (ra) “Ben halktan farklı değilim, Resulullah’ın ve Ebubekir’in halifesi değilim, müminlerin emiriyim. Dünya işlerini yapmak için seçtiği bir hizmetkârım” demiştir. İslâm tarihinde din adamlarının yöneticilerin işlerine karıştığı görülmemiştir, ancak şeyhülislâmlar dahil, din adamları adalete yardımcı olmuşlar ve yöneticilerin zulmüne karşı çıkmışlar ve bu sebeple hapse, sürgüne ve işkenceye uğramışlardır.

Akla ve istişareye değer veren, hürriyet ve adaleti tesis eden, din ve vicdan hürriyetini emreden İslâmiyetin teokratik yönetimle hiçbir alâkası yoktur. Bu sebeple teokratik bir yönetime çare olarak gösterilen laikliğe de ihtiyacı yoktur. 

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Mektubat, 29. Mektup, s.615.

2- Deylemî, el-Firdevs bi-Me’sûri’l-Hitâb, Beyrut-1986, 2: 324.

3- Şuara Suresi: 38.

4- Hamidullah, İslâm Peygamberi, 162, par. 331-332; Hamidullah, İslâm Anayasa Hukuku, 103; Bulaç, “Medine Vesikası”, 108; İsmail Hakkı, Atçeken, “İslâm Tarihinde Birarada Yaşama Tecrübesi (Asr-ı Saadet ve Endülüs Örneği)”, İstem Dergisi 7: 14 (2009), s. 48.

5- Akdeniz Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı  Cem Ümit Beyoğlu, Anayasacılık Düşüncesi Bağlamında Medine Vesikası isimli makale…

Okunma Sayısı: 1646
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Recep Ayer

    26.06.2026 23:23:29

    Meşrutiyeti şer'i şatla kabul eden ve Cumhuriyete İslam adına sahip çıkan ama bu kavramları İslama göre tarif eden ve vasıflandıran "Hulefâ-i Râşidîn; hem halife, hem reisicumhur idiler. Sıddîk-ı Ekber (r.a.) Aşere-i Mübeşşereye ve Sahabe-i Kirama elbette reisicumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler." diyen Bediüzzamanı İslamın malı olmayan laiklik taraftarı gibi göstermeye kalkmak (Sözüm meclisten dışarı) onu anlamamaktır.

  • Recep Ayer

    26.06.2026 23:22:20

    Bediüzzaman "Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam" diyen biri olarak hürriyetin adab ı şeriatla te'dibini sınırlandırılmasını ve süslendirilmesini ister.Kayıtsız hürriyet hayvanlardadır , der.Şer i hürriyeti ne kendine ne başkasına zarar vermemek olarak Allah'a kul olup başkasının karşısında zillete düşmemek ve kimseye zulmetmemek olarak tarif eder.Yanlış yorumlanmasına karşı uyarısını yapar . "Sual : “Hürriyeti bize çok fena tefsir etmişler. Hatta, adeta, ’Hürriyette, insan her ne sefahet ve rezalet işlese, başkasına zarar vermemek şartıyla birşey denilmez’ diye bize anlatmışlar. Acaba böyle midir?” Cevap : Öyleleri hürriyeti değil, belki sefahet ve rezaletlerini îlan ediyorlar ve çocuk bahanesi gibi hezeyan ediyorlar. Zîra, nazenin hürriyet, âdâb-ı Şeriatla müteeddibe ve mütezeyyine olmak lazımdır. Yoksa, sefahet ve rezaletteki hürriyet, hürriyet değildir; belki hayvanlıktır, şeytanın istibdadıdır, nefs-i emmareye esir olmaktır." Münazarat.

  • Enes

    26.06.2026 17:06:53

    Üstadımızın laikliğe olumlu yaklaştığını düşünenler Risale-i Nurların yerine ne okuyorlar acaba? Laiklik nedir diye bir lügatten olsun açıp okusanız bu kavram yanılgılarınız bir nebze düzelir belki...

  • İbrahim FİŞEK

    26.06.2026 12:32:59

    Rabbimiz CC ebeden razı olsun sizden, çok önemli bir konuyu etraflıca işlemişsiniz...

  • HASAN DOĞAN

    26.06.2026 11:42:46

    İslamiyet din ve vicdan hürriyeti verip,la iktahe fiddin diyorsa acaba laiklik de bu essa üzere tesis edilen bir kurum değil midir ki;Üstad da laikliğin gerçek manasını tarif ederken dinsize ilişmediği gibi dindara da ilişmeyen bir laiklik olarak telakki ediyorum demesini nereye koyacağız eğer dinin laikliğe ihtiyacı yoktur diyorsanız.

  • Kadir Akbaş

    26.06.2026 09:42:25

    Allah razı olsun. Çok ehemmiyetli bir mesele yazıda etraflıca izah edilmiş.

  • Bülent Bektaş

    26.06.2026 08:16:59

    Güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık Sağlıklı ve bereketli Cumalar diliyorum

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı