"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Anne ve babalar her zaman bambaşkadır

M. Fahri UTKAN
16 Haziran 2019, Pazar
Her Haziranın 3. Pazar günü “Babalar Günü” olarak kabul edilip kutlanmaktadır. Biz de bunu vesile ederek babalar ve çocuklarla ilgili bir şeyler karalamak istedik.

Bir Hadis-i Kudside, Allahû Teâlâ, Musa Aleyhisselâma; “Asi olanın sözünün ağırlığı, dünyadaki bütün kumların ağırlığına eşittir.” buyurunca, Musa Aleyhisselâm:  “Ya Rabbi, bu âsi kimdir?” dedi. Allahû Teâlâ; “Ana-babanın sözünü dinlemeyendir.” buyurdu. (Ebû Nuaym)

Başka bir hadiste ise: “Babanın dostluğunu koru, dostlarıyla dost ol. Şayet babanın dostluğunu korumazsan, Allahû Teâlâ senin nurunu söndürür.” denmiştir. (Buharî)

Babalar oğullarını seçmediği gibi oğullar da babalarını seç(e)mezler. 

Çocuklar hayatlarının her devresinde babaları hakkında farklı fikirde olurlar.

Bazı babalar, bazen iyi niyetten bazen de etraflıca düşünmemekten (çok işleri olduğundan!) dolayı çocuklarıyla pek ilgilenmeye vakit bulmazlar. Bazı babalar ise, aşağıdaki hikâyedeki gibi, çocuklarıyla gerekli ilgilenmeyi yapar, onları kendi fikirleri veya çevre baskısı istikametinde yetiştirmeye çalışırlar.

Buyurun okuyun bakalım sizin düşünceleriniz nasıl olacak:

“Ortaokulda okuyan ve kısa bir süre önce annesi vefat eden genç, babasıyla birlikte yaşıyordu. Babasıyla aralarında çok güzel bir dostluk vardı. Genç okulun futbol takımındaydı. Takımdaydı, ama ufak-tefek yapısı ve tecrübesizliği sebebiyle hoca ona bir türlü maçlarda görev vermiyordu. Bu yüzden her zaman yedek kulübesinde otururdu. Buna rağmen babası hiçbir maçını kaybetmez ve her zaman ayağa kalkar tezahürat yapardı. 

Liseye başladığında yine sınıfın en sıska öğrencisiydi. Fakat babası onu hep futbol oynamaya teşvik etti; bununla birlikte eğer istemezse oynamayabileceğini de belirtti. Delikanlı futbolu seviyordu ve takımda kalmaya karar verdi. Her idmanda elinden geleni yapıyor takımın as oyuncusu olmaya gayret ediyordu. Ama sürekli yedek kulübesinde oturmaktan kurtulamadı. İnançlı babası tribünde her zamanki yerini alıp oğlunu desteklemek için tezahürat yapmaya devam ediyordu. Genç üniversiteye başladığında futbol onun için önemini kaybetmeye yüz tuttu, ama yine de elinden geleni yaptı. Herkes onun okul takımına giremeyeceğinden emin olsa da o bunu başardı. Takımın antrenörü onu listeye dâhil ettiğini, çünkü her idmana yüreğini koyduğunu ve takımın diğer üyelerini de şevke getirdiğini itiraf etti. Takıma girebildiği onu o kadar heyecanlandırdı ve sevindirdi ki soluğu en yakın telefon kulübesinde aldı ve babasına müjdeyi verdi. Onun bu başarısına sevinen baba mutluluğunu paylaştı ve kendine maçların sezonluk biletlerini göndermesini istedi. Üniversitede dört yıl boyunca hiçbir idmanı kaçırmayan genç ne yazık ki hiçbir maçta oynayamadı. Futbol sezonunun sonlarına doğru büyük bir eleme maçının idmanı için sahaya çıkmaya hazırlanan gencin yanına elinde telgrafla antrenörü geldi. Delikanlı telgrafı okuyunca ölüm sessizliğine büründü. 

Güçlükle yutkunarak hocasına şunları söyledi: “Bu sabah babam ölmüş izninizle bu gün idmana gelmesem?” Hocası onun şefkatle boynuna sarıldı ve “Bu hafta dinlen evlât” dedi. Ve Cumartesi günkü maça da gelmeyi aklından geçirme.” Cumartesi geldi çattı, ama okul takımının durumu hiç de iyi değildi. Maçın sonlarına doğru sessizce bir kişi soyunma odasına girdi, formasını ve futbol ayakkabısını giyip sahanın kenarına çıktı. Babası ölen ufaklıktı bu! Antrenör ve oyuncular bu azimli arkadaşlarını bu kadar kısa sürede tekrar aralarında görmekten son derece şaşkındılar.. Hocasının yanına giden genç “Lütfen izin verin oynayayım” dedi. “Bu gün oynamak zorundayım.” Hocası önce onu duymamış gibi davrandı. Böylesine zor bir eleme maçında takımının en kötü oyuncusunu sahaya çıkarmasına imkân olmadığını düşünüyordu. 

Ama genç o kadar ısrar etti ki sonunda ona acıyan hocası razı oldu: “Peki oyuna girebilirsin.” 

Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemişti ki hem hoca hem oyuncular hem de arkadaşları gördüklerine inanamadılar. Daha önce hiç oynamamış bu meçhul ufaklığın her hareketi harika, attığı her pas isabetliydi. Karşı takımın oyuncuları onu durduramıyordu. Koşuyor, pas veriyor savunmaya geçiyor ve maçın yıldızı gibi parlıyordu. Sonunda gencin takımı aradaki farkı kapattı nihayet atılan gollerle de beraberliği yakaladı. Ve son saniyelerde ufaklık topu tek başına sürükleyip herkesi geçti ve galibiyet golünü attı. Maç bitmişti okulun taraftarları sevinç çığlıkları atıyor, arkadaşlar ufaklığı omuzlarında taşıyordu. Seyirciler stadyumu terk ettikten oyuncular duşlarını alıp soyunma odasını boşalttıktan sonra takımın hocası ufaklığı bir köşede tek başına sessizce oturduğunu fark etti. Yanına gidip “Evlât inanmıyorum. Bu gün bir harikaydın” dedi. ”sana ne oldu bunu nasıl yaptın anlat bana“ dedi. Hocasına bakan genç gözleri dolu dolu şunları anlattı: “Babamın öldüğünü biliyorsunuz. Peki, onun gözlerinin görmediğini de biliyor muydunuz?” Delikanlı güçlükle yutkundu gülümsemeye çalıştı. “Babam bütün maçlara geldi. Çünkü görmediği halde beni desteklemek istiyordu. Ve ilk defa bu gün beni görebilirdi. Ben bu fırsatı kullanmak ve oynayabildiğimi ona göstermek istedim... 

Anne ve babalar her zaman bambaşkadır.”

Evet, hikâyeyi okudunuz. Ana temaya baktığımızda, baba-oğul ilişkileri açısından örnek ve olumlu bir davranış gözlemliyoruz. Her babada gözlemlenmeyecek bir davranış olduğunu zannedebilirsiniz. Bence her baba bunu başaramasa da, gönlünden muhakkak böyle bir davranışı geçirir.

Üstad Bediüzzaman diyor ki: “Peder kimseyi değil, yalnız veledinin kendinden daha ziyade iyi olmasını ister. Ona mukabil, veled dahi pedere karşı hak dâvâ edemez. Demek, valideyn ve veled ortasında fıtraten sebeb-i münakaşa yok. Zira, münakaşa ya gıpta ve hasetten gelir. Pederde oğluna karşı o yok. Veya münakaşa, haksızlıktan gelir. Veledin hakkı yoktur ki, pederine karşı hak dâvâ etsin. Pederini haksız görse de, ona isyan edemez. Demek pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır.” (Sözler)

Okunma Sayısı: 1686
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı