"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neme lâzım…

M. Fahri UTKAN
05 Ekim 2020, Pazartesi

“Bu işle ilgilenmem, buna karışmam” anlamlarında kullanılan bir söz, neme gerek.”

Bir de toplumumuzda yerleşik, “Neme lâzımcılık” var. Bu ise, Gerekli şeylerle ilgilenmekten kaçınma durumu, bir şeyi umursamama durumu, ilgisizlik. ‘İslâm da ‘bananecilik’, ‘neme lâzımcılık’ yoktur, herkes herkesten sorumludur.’ 

(S. Akarsu)

Üstad Bediüzzaman, “Neme lâzım, başkası düşünsün” sözüyle işleri başkasına havale etme ve bencilce bu yaklaşımı “istibdadın yadigârı” olarak ifadelendiriyor.

Bu şekilde olunca istibdat, insanları korkutup sindirerek, pasifleştiriyor, duygu ve kabiliyetlerini köreltip işlemez duruma getiriyor. Böylece insanlar duyarsız, “ne kokar ne bulaşır”, silik, inisiyatif almaktan kaçan, “Ağrısız başım, kaygısız aşım” diyen ve hiçbir şeyle, özellikle hizmetin ve hayırlı bir işin ucundan kıyısından tutmayan ve ilgilenmeyen kişiler topluluğunu oluşturuyor.

Aslında kültürümüzde olmaması gereken “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” sözü bu durumu ortaya koyuyor.

Geçen günlerde ‘Neme lâzım’ demeyenlere bir örnek haberden alıntılama, “İsminin verilmesini istemeyen bir görevlimiz, arkadaşlarıyla aralarında topladıkları parayla 20 hanenin bakkala olan 4 bin 500 lira borcunu ödedi.” (Gazeteler)

Bunu da muhakkak ki şu düşünceyle yapmışlardır inşallah: “Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir; lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir.” (Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, s. 9)

Çok bilinen bir tarihî vak’ada şu şekilde anlatılır: “Kanunî Sultan Süleyman, zamanın büyük Türk âlimi Yahya Efendi’ye gönderdiği mektupta, “Bir devlet ne zaman çöker ve sonunda ne olur?” diye sorar. Yahya Efendi’nin cevabı ise gayet kısadır: “Neme lâzım be Sultanım!” Sultan, bu söze bir mana veremez. Kalkar, Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergâhına gider. Sitem dolu bir şekilde “Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al!” diyerek, sorusunu tekrar sorar. Yahya Efendi duraklar, “Sultanım, sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim” diye cevap verir. Kanunî “İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece “neme lâzım be Sultanım!” demişsiniz. Sanki ‘beni böyle işlere karıştırma’ der gibi bir mana çıkarıyorum” Yahya  Efendi bunun üzerine, ibret dolu şu sözleri söyler: “Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlıklar ayyuka çıksa… İşitenler de neme lâzım, deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, gizleseler, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da, bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayiş ve emniyete vesile olan, itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlâl de böylece mukadder hâle gelir.”

Üstad Said Nursî de bu durumlara düşmememiz için “Eğer bilsen gayret ne kadar hayırlı bir iştir. Ömrünü bir dakika boşa geçirmezdin.” diyerek önümüze çıkan ve bizleri ve toplumu ilgilendiren bir iş ve hizmet için nasıl davranmamız gerektiğini ne de güzel açıklamış.

Şefkat tokatları meselelerini anlatırken ilk örnek olarak kendisinin ‘neme lâzım’ dolayısıyla tokat yediğini şöyle belirtiyor; “Her ne vakit hizmete fütur verir, neme lâzım deyip hususî, nefsime ait işlerle meşgul olduğum zaman tokat yemişim.”

Üstadın hayatında başka bir örnek de Divan-ı Harbi Örfi’de müdafaasını yaparken, açıklamasının bir yerinde, ilk cinayet olarak bu konuyu belirtiyor; “Her yerden bu telgrafların cevabı, müsbet ve güzel olarak geldi. Demek Vilâyat-ı şarkiyeyi tenbih ettim, gafil bırakmadım. Tâ yeni bir istibdat onların gafletinden istifade etmesin. Neme lâzım demediğimden cinayet işledim ki, bu mahkemeye girdim.”

Hiçbir zaman ve zeminde ‘neme lâzım’ demememiz duâsıyla.

(Not: Son zamanlarda rahmet-i Rahmana kavuşan bütün Nur Talebelerine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum. Hasta olanlara da âcil ve hayırlı şifa diliyorum.)

Okunma Sayısı: 2059
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman AYDIN

    5.10.2020 02:05:27

    "Neme lazım" demeyelim. Bu güzel yazı "herkese lazım." Teşekkürler. 🙂

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı