"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Afganistan’daki dahilî ihtilâf, Kızıl Ordu’nun işgalinden beter

M. Latif SALİHOĞLU
15 Şubat 2021, Pazartesi
GÜNÜN TARİHİ: 15 Şubat 1989

Tehlike hariçten gelirse, onun def edilmesi, karşı konulması kolaydır. Tehlike içeriden geldiğinde ise, yapılacak işler fevkalâde zorlaşıyor. Çünkü, kurt gövdenin içine girmiş oluyor. Bu sebeple, mukavemet alabildiğine güçleşiyor.

Bir atasözünde de der ki: Açık yara, adamı öldürmez; asıl, gizli yara öldürür.

Evet, açık yara nisbeten daha kolay tedavi edilir. Ama, içerden gelişen bir mikrobik hastalık, kişiyi ölüme daha çabuk götürebiliyor.

Şimdi, bütün sözlerin ders verdiği ibretli tabloları, kardeş Afganistan tablosu üzerinde değerlendirmeye çalışalım.

*

Yıllarca Afganistan topraklarını kana bulayan Sovyet Kızılordusu’na ait son birlikler, 15 Şubat 1989 gününden itibaren çekilmeye başladı. Böylelikle, 9 yıldır devam eden Sovyet işgali sona ermiş oldu.

1979 yılı Aralık ayı sonlarından itibaren süren bu dokuz yıllık savaş esnasında 15 bin civarında Kızılordu'ya mensup askerin ölmesine karşılık, Müslüman Afganlıların kaybı ise, bir milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Bu arada, milyonlarca Afganlının da muhaceret ile çeşitli ülkelere perişaniyet içinde göç ettikleri tesbit edildi. Muhacirlerin önemli bir kısmı, işgalden sonra ülkelerine geri döndüler. Bir kısmı ise, hiç dönmedi, dönemedi, dönemiyor...

*

Çarlık rejiminin yıkılmasından (1917) sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine (SSCB) dönüşen Rusya, esas aldığı komünizm felsefesini var gücüyle hakim olduğu coğrafyaya ve hatta bütün dünyaya yaymaya çalıştı.

Komünizm, yeni rejimin ana felsefesi haline getirmekle de yetinmeyen Rusya, dünyanın en yıkıcı gücü haline getirmiş olduğu Kızılordu'yu da aynı rejimin emrine soktu, hatta esiri haline getirdi denilebilir.

Kızılordu'ya mensup askerlerin çoğunluğunu "ailesi belirsiz" kimseler teşkil ediyordu. Fuhşiyat, devlet eliyle işlendiğinden, nesebi belirsiz kişilerin sayısı günden güne artıyordu. Yetiştirme Yurtlarına alınan bu çocuklar, büyüdüklerinde orduya alınıyordu. Ordudaki en ahlâksız ve en acımasız askerler, bu kesimin içinden çıkıyordu.

Kızılordu, zaman içinde bölge ve dünya için büyük bir tehdit ve tehlike haline geldi.

Sovyetler içindeki cumhuriyetler, Kızılordu korkusu sebebiyle bağımsızlık hareketine teşebbüs edemiyorlardı.

Aynı korku belâsıyla, komşu ve bölge ülkeleri de Rusya'ya karşı pasif duruma, alttan alma ve hatta bir şekilde uzlaşma cihetine gitmeyi tercih ediyordu.

Bir yandan küfre dayanan kuvvetli bir fikir ve felsefe, bir yandan da dünyaya korku salan bir Kızılordu... Rusya, bu iki kuvvete dayanarak tam yetmiş sene boyunca dünyanın iki süper gücünden biri olma şansına sahip oldu.

*

Ne var ki, bu müthiş kuvvet ve servet, 1979 yılı sonlarında başlayan Afganistan işgaliyle birlikte çatır çatır yıkılmaya başladı.

O tarihlerde nüfusu 17 milyon (şimdi 32 milyon) civarında olan Afgan halkı, en ağır silâhlarla havadan ve karadan saldırıya geçen Kızıl Ordu’ya karşı, şanlı bir direniş hareketi sergiledi.

Çeşit çeşit etnik unsurdan gelen Afganlılar, ölümden korkmadılar. Haricî saldırıya karşı nisbeten birleştiler ve birlik halinde mücadele ettiler.

Silâhları ilkel, mühimmatları azdı. Ancak, azimliydiler, dirayetliydiler. Topraklarını da, nâmuslarını da çiğnetmediler, Kızıllara.

Sonunda, mücadeleyi başardılar. Kızıl Ordu’nun dişini, pençesini kırdılar Afganistan dağlarında. Zalim ve ahlâksız komünistlere geri adım attırdılar.

Afganistan'da atılan bu geri adım, aynı zamanda Kızılordu için sonun başlangıcı oldu.

Rusya, glasnost (açıklık) ve perestroikaya (yeniden yapılanma) gitmek zorunda kaldı.

Dolayısıyla, Afganistan işgalinin sonuna doğru SSCB'nin de sonu geldi. Kızılordu ile birlikte siyasî anlamdaki komünizm de çöktü. 

İşin en acıklı ve düşündürücü bir tarafı ise şudur: İşgalden vazgeçen Rusya, SSCB'nin dağılmasına rağmen, toparlanma ve kendi içinde yeni bir birlik kurma cihetine giderken, Afgan halkı ise ihtilâfa düşüp birbirlerini kırmaya yöneldiler.

İhtilâfı devam ettirmeleri ve ittihadı sağlayamamaları sebebiyle, kader-i İlâhî, onları yeni bir işgal (ABD) musîbetiyle karşı karşıya getirdi.

Afganistan'ın kurtuluşu, hür ve bağımsız bir hale gelmesi, şüphe yok ki onların İslâm kardeşliği içinde birlik, beraberlik hali yaşamasına bağlıdır. Ne var ki, o hale gelmeleri yakın vadede mümkün görünmüyor. Kızıl Ordu’ya karşı 9 yıl mücadele vererek muzaffer oldular; kendi aralarında ise, 29 yıldır kanlı bir boğuşma halini yaşıyorlar. Allah onlara feraset versin, şuur ve basiretlerini açtırsın.

Okunma Sayısı: 1257
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    15.2.2021 13:26:36

    Amin amin amin.Rabbim mü'mine yakışan basiret,feraseti versin ki akıl ve vicdanların hareketegeçmesi münkün olsun.

  • Ali R. Yardimoglu

    15.2.2021 07:22:01

    ..cunku o "acik yara" cihad ve istiklal harbini kazanmakla beraber, GRU denilen ve 2super gucun, ve digerlerinin, degisik istihbaratlarinda cok boyutlu sekilde etkileri olan, "gizli yara" yi tanimadilar, tanisalar da onemsemediler, (misal, Masud Shah' i Gulbeddin Hekmetyar ile sehid ve notr etmek,Taliban ismini populist fanatiklik akimi olarak kullanmak); planlanmis o bolsheviklik de, mutation' a ugrayarak tekrar nufuz buldu ve bulur....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı