"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çeteci üretme çiftliği

M. Latif SALİHOĞLU
10 Haziran 2021, Perşembe
Başlıktaki ifadeyi, bundan tam tamına 15 sene evvelki bir yazının başlığı olarak kullanmışız.

Gelişmelere projeksiyon tutarak yaptığımız analiz, şüphesiz bugün için de geçerli. Etrafı bunaltan, burun direklerini sızlatan kokuşmuşluk hali, o gün söylediklerimizi tam anlamıyla doğrular mahiyette.

Bu sebeple, affınıza sığınarak 10 Haziran 2006 tarihli o yazıyı bugünkü gelişmelere de bir ölçüde ışık tutması bakımından istifade nazarlarına aynen takdim ediyoruz.

*

Türkiye, ne yazık ki bir yönüyle “çete elemanı üretme çiftliği”ne döndürüldü adeta.

Hangi taşı kaldırsanız, yahut hangi cinayeti araştırsanız, illa ki altından bir çete bağlantısı çıkıyor.

Maşallah, yakalananların hemen tamamı, bu işi “vatan millet aşkı”na yaptığını söylüyor.

Hatta dünkü gazetelere yansıyan bir habere göre, yakalanan bir çete zanlısı kasıla kasıla şöyle konuşuyor: “Vatan-millet uğrunda bir şeyler düşünmek, PKK ile mücadele etmek çetecilik ise, ben çeteciyim. Böyle bir çeteliği kabul ediyorum.”

İyi de kardeşim, vatan–millet uğrunda iyi şeyler düşünmenin, yahut terör örgütüyle mücadele etmenin bir yolu–yordamı, bir usûlü–erkânı, hukuku–nizamı yok mu?

Yani, bu gibi hususlarda kimin ne yapacağı, yazılı hukukta kayıtlı değil mi? Devletin kànunları bunu ifade etmiyor mu? Meşrûiyet içinde hangi birimin kiminle nasıl mücadele edeceği madde madde izah edilmiyor mu?

Medenî dünya tarafından bu kànunlarımız bile yeterince sert, katı ve suistimale açık bir yapıda bulunurken, siz kalkıp bunları da yetersiz görüyor ve adeta kraldan fazla kralcı kesilerek, kendince bir iş görüyor veya iş bitiriyorsunuz.

Öte yandan, devletin askeri var, polisi var, jandarması vesâir emniyet kuvvetleri var. Bütün bunlar terör örgütleriyle başetmeye güç yetiremiyor mu ki, devreye ayrıca çeteler, komiteler giriyor.

Şayet çetelerle iş görülecekse, o takdirde devletin meşrû kuvvetlerine ne gerek var? Bunlar tartışmalı hale gelmez mi, o zaman?

Hiç kimse “Vatan-Millet-Sakarya” edebiyatıyla, devletin meşrû birimlerini zaafa uğratma, hele hele bunların meşrûiyetini tartışılır hale getirme hakkına sahip değil.

Meşrû kuvvetlerin muhtemel, yahut vaki yanlışları zaman içinde düzeltilebilir. Ancak, çeteciliğin düzeltilecek bir yanı yok; tamamıyla ortadan kaldırılmalı.

*

Bir başka realite var ki, o da çetelerin daha çok bünyedeki zaaftan, yahut yönetimdeki otorite boşluğundan yararlanarak türedikleri ve palazlandıkları gerçeğidir.

Bu noktadan hareketle, son zamanlarda artan çetecilik faaliyetini de, mevcut iktidarın bir zaafı şeklinde yorumlamak mümkün.

Mevcut iktidar yönetimi, daha çok belediye yönetiminden geldikleri için, devleti yönetme san’atını maalesef tam olarak bilemiyorlar.

Evet, belediyecilik siyaseti, devleti yönetme siyasetinin yerini tam olarak tutamıyor.

Hükümet olmak, devletin bütün kurumlarına, birimlerine hâkim olmayı ve millet adına hükmetmeyi gerektiriyor. 

Mevcut hükümet ise, ne yazık ki bir tek bürokrasiye dahi hükmedemiyor.

İşte, çetelerin çoğalması ve ülkenin adeta bir çete elemanı üretme çiftliğine döndürülmesi, özellikle bu noktadaki zaafiyetten kaynaklanıyor.

Hayat boşluk kabul etmediği gibi, hikmet-i hükümet de, türedi odaklarla bir güç ve iktidar paylaşımını kaldırmıyor, kabul etmiyor.

Okunma Sayısı: 1472
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı