"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Satın alınan, gün gelir satılır

M. Latif SALİHOĞLU
26 Ocak 2026, Pazartesi
Şu aralar dillendirilen “ABD, Suriye’de Kürtleri sattı” vakıâsına hayret edenlere önce kısacık bir cevap: Hayrola, niye şaşırdınız? Sahi, ne umuyor ve ne bekliyordunuz?

Hem unutulmasın, Abdi’yi bir çırpıda satan ecnebi, gün gelir daha iyi bir fiyata Şara’yı da satar. Huyu-karakteri bu olan ecnebiden medet uman varsa hâlâ, varsın enayiliğine doymasın.

«

Devletler arası münasebetlerde, karşılıklı menfaat hesabı ön plânda tutuluyor. İkili an(t)laşmalar ona göre yapılıyor. Diplomatik akıl ve tecrübesi ziyade olanlar daha kârlı çıkıyor. Askerî veya iktisadî gücü yüksek olanlar, kârını katlayabiliyor.

Devlet statüsünde olmayan topluluklar ise, mütecâviz devletlerin nezdinde birer “kullanışlı aparat” gibidir. Tezgâhlarını ona göre kurarlar. Çünkü sadisttirler.

Meselâ, o sadistler, hedef seçtikleri grup ve toplulukları satın almaya çalışır. Bunda başarılı olurlarsa, daha büyüklere karşı onları pazarlık kozu veya maşa olarak kullanırlar. İşlerini hallettikten sonra, o aparatları bir şekilde satmanın yoluna bakarlar. 

İşte, Suriye’de olup bitenler de bundan ibarettir.

«

Yukarıdaki şablonun “grup ve topluluk” kısmını büyük çapta PKK, YPG, PJAK; yani, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki çatışmacı Kürtlerin haline tatbik etmek mümkün.

Bu Kürt unsurlar, dünden bugüne Rusya, ABD, İngiltere, Fransa, İsrail ve emsallerinin sözlerine, politikalarına güvendikleri ölçüde aldanmışlardır. Nitekim, finale yaklaşınca ayazda bırakılarak hep perişan edilmişlerdir.

Yaşadığı acı tecrübeyi itiraf edenlerin başında Molla Mustafa Berzanî geliyor. 9 Şubat 1977’de ABD Başkanı J. Carter’a yazdığı mektupta, yaşadıkları hezimeti ve elim perişaniyeti derin bir üzüntü içinde anlatıyor: “Eğer size güvenmeseydim, halkımın perişan olma bahtsızlığını yaşamazdım” diyor. (Mektubun orijinalini internette ve birçok kaynakta bulmak mümkün.)

«

İsmi zikredilen ecnebilerin Kürtleri sevdiğini, Kürtlerin huzur ve refah içinde yaşamalarını istediğini düşünmek safderunluktur. Kendini ve kavmini aldatmaktır. Kürtlerin perişan olmasına tekrâren sebebiyet vermektir.

Çünkü, ecnebilerin hedef ve maksadı tamamen kendi menfaatleridir. Kendi hasis menfaatleri için, bölgede özellikle Kürt unsurları sopa gibi, maşa gibi kullanmak istiyorlar. 

Bu saikle, Kürt kökenli grup veya örgütlerle temas kurarak “sonuna kadar yardım” edecekleri yönünde onları ümitlendirirler. Ne var ki, bunun adı “ümitlendirme ateşi”dir. Bu yakıcı ateşi, Türkiye, İran, Suriye, Irak, Arabistan gibi ülkelere karşı “pazarlık gücü” için kullanırlar. Esasen, bir kısmı zaten müttefik olan bu ülkelerle daimî bir çatışma ve zıtlaşma hali içinde olmak istemezler. 

O ecnebiler, hakikatte Kürtlerin bağımsız yaşamalarını da istemezler. Nitekim, yıllar önce Kuzey Irak’ta yapılan “bağımsızlık referandumu”nun neticesini hiçbiri tanımadı.

«

Bilindiği gibi, ABD, çok miktarda silâh verdiği YPG’ye şart koştu: “Bunları sadece IŞİD’e karşı kullanacaksın” dedi. Ama, fazlasıyla silâh vererek onları Suriye ve Türkiye’ye karşı havalandırıp cesaretlendirdi. 

Ne var ki, ABD, istediği konuda Suriye ve Türkiye ile mutabakata vardığında, YPG’nin ipini çekiyor: “Sen bu silâhları sadece IŞİD’e karşı kullanabilirsin. Aksi halde, onları geri alırım” diyor ve dediğini de pekâlâ yapabiliyor. Zira, buna karşı çıkacak bir güç yoktur.

«

Yaşanan gelişmeler bize gösteriyor ki: Ecnebilerin yıllardır yaptığı vaatlerle, güzellemelerle, hatta silâh-mühimmat yardımıyla hedef seçilen grupları, aslında bir nevî satın almış oluyorlar. Siyasî ve diplomatik atraksiyonlarla daha kârlı bir anlaşmaya vardıklarında ise, o satın aldıklarını hiç tereddüt etmeden satıveriyorlar. Mesele bundan ibarettir.

Peki, bütün bu sıkıntılı-çalkantılı vaziyet karşısında Kürtler ne yapmalı ve nasıl bir yol haritası takip etmeli? Bu hususu da bir sonraki yazıda ele alalım inşallah.

Okunma Sayısı: 264
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı