"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fevzi Paşa’nın siyaseti Erdoğan’la devam ediyor

M. Latif SALİHOĞLU
10 Nisan 2020, Cuma
(GÜNÜN TARİHİ: 10 Nisan 1950)

Bugün AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın sürdürmekte olduğu “Siyasî İslâm” hareketi ile”Siyasî Türkçülük” hareketinin piri ve 1948’deki fahrî kurucusu olan kişi Fevzi (Çakmak) Paşa’dır.

Fevzi Paşa, 10 Nisan 1950’de öldü. Mezarı Eyüpsultan’da olup, tam da Yahudi iş adamı Üzeyir Garih’in muammalı şekilde öldürüldüğü noktada bulunuyor.

Paşa’nın mürşidi olarak bilinen Hüseyin Küçük Efendi’nin mezarı da aynı mıntıkada yer alıyor.

Alarko Holding’in sahibi Üzeyir Garih (1929-2001), bu iki şahsın, vaktiyle Yahudiler için yapmış olduğu iyilikleri sebebiyle, hemen her Cumartesi günü kabirleri başına gider ve kendi usûlünce onlara duâ edermiş…

***

Millet Partisi Fahrî Başkanı olan Fevzi Paşa, 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimler sebebiyle meydan meydan dolaşırken, Trakya’daki seçim gezisi esnasında rahatsızlandı ve 10 Nisan günü Teşvikiye Sağlık Evi’nde öldü. Cenaze töreni olaylı geçti.

Şimdi, Fevzi Paşa’yı şahsî ve siyasî yönü itibariyle biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

Dindar siyasîlerle Türkçüleri birleştirdi

1876 İstanbul doğumlu olan Fevzi Paşa, askerlik mesleğinde adım adım rütbe ve mertebe kazanarak, 1919’da “Osmanlı Seraskeri” makamına, yani Genelkurmay Başkanlığı’na kadar yükseldi.

Bu tarihten sonra zaman zaman siyasî (mebusluk, bakanlık gibi) vazifeler üstlenmiş olmakla beraber, esasen askerlik mesleğinden hiç ayrılmadı. Tâ ki, 1944’te “yaş haddinden” emekliye sevk edilinceye kadar.

***

1920 Mart’ından itibaren Ankara hükümetinin emri altına giren Fevzi Paşa, 1922’de Genelkurmay Başkanlığı’na getirildi.

Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin toplamını aldığınızda, paşanın “Seraskerlik” müddeti 25 seneyi buluyor.

Kendisi Mareşal olmasına rağmen, bu 25 yıllık süre içinde siyasî otoriteye karşı mutî, yani tam itaatkâr bir asker olarak çalıştı.

***

1948’de Fevzi Paşa’nın fahrî başkanlığında kurulan Millet Partisi (MP) müstebit iktidar cephesi ile uğraşacağına, tuttu muhalefeti bölüp parçalamaya yöneldi.

Evet, Fevzi Paşa, demokrasinin körpe filizi olan Demokrat Parti’yi adeta ortadan ikiye bölerek, Meclis’te Millet Partisi’ne 28 üye ile grup kurdurdu.

Cumhuriyet tarihinin eli kanlı zalimlerinden biri olan Fevzi Paşa, hem “Türkçüler”in, hem de “Siyasî İslâmcılar”ın fahri başkanı konumundaydı. Bu iki siyasî cereyanı ilk birleştiren ve Demokratlar’a karşı onların ittifakını ilk sağlayan kişi aynı zamanda.

Bugün Erdoğan’ın temsil ettiği bu siyasî misyonun piri ve kurucusu olan Fevzi Paşa, Türkçüleri Osman Bölükbaşı, Siyasî İslâmcıları ise Cevat Rıfat Atilhan ile kontrol altında tutarak aynı siyasî organizasyona dahil etmişti.

“Cesur Serasker”

Evet, 10 Nisan 1950’de ölen ve cenaze merasimi hayli olaylı geçen Fevzi Paşa hakkında, en doğru tesbitlerden biri de hiç şüphesiz Üstad Bediüzzaman’a ait.

Feyzi Paşa’yı, mesleği ve zahirî kişiliğiyle hiç bağdaşmayan ve başkasının boyunduruğu altına kolaylıkla girebilen ve pekçok fenâlığa da âlet edilen bir kişilik sahibi olarak gören Üstad Bediüzzaman, Şuâlar (Beşinci Şuâ) isimli eserinde —paşanın ismini vermeden— şu ifadelerle söz eder: “...Gayet cesur ve iktidarlı ve metin ve cevvâl ve şöhretperestliğe tenezzül etmeyen bir serasker.” (Age, s. 513)

Rumûzât-ı Semâniye isimli eserinde ise, “Dizginleri zındıkların eline verdiği” için, âkıbetinin vahim olduğuna dair bir kanaat husûle geliyor. Hz. Üstad, bu sebeple, o öldüğünde “Allah rahmet eylesin” demiyor, daha doğrusu diyemiyor.

Okunma Sayısı: 3626
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    10.4.2020 14:47:23

    Ustadımız Kızıl İcaz adlı eserinde; yüzeysellik elim bir hastalıktır diyor. Maalesef bu hastalığın bulaşmadığı müsluman oldukça azdır.Buna zahir perestlikte denir. En büyük yanılgı noktalarından biri ve belki de birincisi işte bu zahirperestlik,yüzeyselliktir. Bu tuzağa rahatlıkla düşülebiliyor.Şu an da,yaşadığımız zaman diliminde en büyük sıkıntı kaynağımız bu tarz dü şünüş,yaklaşım ve anlayış değil mi? Bunun için Üstadımız bizi bir asır evvel uyararak bu tuzağa düşmememiz için eserlerinde tahşidat yapmış.Zahirden ubur ediniz,yüzeysellik,zahirperestlik elim bir hastalıktır demiş.İsanlarım % 80'ni ehli tahkik değil demiş,çarşıda çok silik söz geziyor,mihenge vurma dan almayınız demiş. Ve dikkat,dik kat diyerek em hassas bir kontrol me kanizmasını işletmiştir. Rabbim bu uyarıları harfiyyen uymayı bizlere nasip eylesin. Tarihi doğru okuyarak ve tarihi şahsiyetleri doğru tanıtarak bilgilendirdiği için yazarımızı tebrik ediyorum.En derin muhabbetlerimle.

  • Hasan YİGİTKAN.

    10.4.2020 14:44:34

    Allah razı Olsun latif abim.

  • Müjdat Bayar

    10.4.2020 12:14:13

    Ne olursa olsun, kişilerin akıbetini yalnız ve yalnız Allah bilir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı