"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Övmek ile yermek arasında

M. Latif SALİHOĞLU
23 Ocak 2024, Salı
Çağımız insanları arasında yaygınlık kazanan sıkıntılardan biri de “denge problemi”dir. Bu sıkıntıyı yaşayanların çoğu dengesini muhafaza edemiyor.

Denge problemini yaşayanlar, bir şahıs, bir hadise, bir fikir hakkında konuşurken, ya ifrada kaçıyor, ya tefride düşüyor. Meseleyi olduğu gibi anlatmıyor, yahut anlatamıyor. Bir şeyi ya öve öve göklere çıkarmaya, ya da alabildiğine yermek suretiyle yerin dibine batırmaya çalışıyor.

Şüphesiz, arştan ferşe kadar aralarında mesafe olan, uzaklık bulunan şahıslar, fikirler, karakterler vardır. Ama, yine de herkes ve her şey öyle değildir.

Kişinin dengesi yerinde ise, her meseleyi olduğu gibi anlatır, olduğu gibi nazara vermeye çalışır. İşte buna “hadd-i vasat” denir ki, yapılması doğru olan, ideal olan durum budur. Bu halin bir ismi de “üçüncü yol”dur. Yani, aşırı övmek ile aşırı yermek arasındaki dengeli bakış ve tutum, dengeli yorum ve değerlendirme.

*

Dengeli hareket olan orta-vasat yolda gidenlere Muhakemat isimli eserde "âkil sıddıklar" denir. Yani, doğru, düzgün, sâdık, güvenilir akıllılar. Onlar, hiçbir meselede muhakemeyi elden bırakmazlar. Tedbir ve ihtiyat içinde hareket ederler. Gürültü yapmaz, yaygara koparmaz, sabır ve akl-ı selim silâhını ellerinden bırakmazlar.

Bu hadd-i vasat çizgisinde kalarak, bunda sebat etmekten ve aynı istikametle yürümekten şimdiye kadar zarar gören olmadığı gibi, bundan pişmanlık duyana da rastlanılmış değil.

Çünkü, bu hayırlı olan yoldur. Çünkü, bu “Hayrul umuru evsatuha”dır.

*

Başta da ifade ettiğimiz gibi, ifrat ile tefritli hallerin çok sık görüldüğü bir çağdayız. Türlü dengesizlikler sebebiyle, insanlara güven azalmış durumda.

Bu noktada birkaç misal vermekte fayda var:

Bir bakıyorsunuz, toplum içinde bir adam sivriliyor. Hemen ardından, o adamın sınır tanımaz, lâf dinlemez meddahları da türemeye başlıyor.

Bir bakıyorsunuz, adamın (yahut madamın) biri medyatik olur, reytingi yükselir, şöhret olmaya başlar. Hemen ardından, bir sürü silik şahsiyet ona hayranlık duymaya, deste deste medihnâmeler düzmeye yönelir.

Bir bakıyorsunuz, dinî veya siyasî tandanslı bir adam, şöyle aradan sıyrılıp ön plâna çıkarak başa oynamaya yeltenir. Hemen ardından, ona övgüler yağdırmada birbiriyle yarışan dalkavuklar ortalığı kaplamaya başlar.

Buna benzer misaller çoğaltılabilir.

Esasen, bu dengesizliklerin hemen tamamı, bir insanî zaafın, bir basitliğin eseridir; bir acziyetin, bir muhakemesizliğin, bir basiretsizliğin neticesidir. Yoksa, kendisi de fâni olan bir insan, tutup bir başka fâniye böyle kör-kütük bağlanmaz. Körlemesine bağlanıyorsa şayet, kendi eliyle kendini aşağılara çekmiş, basitliğe indirgemiş oluyor.

*

Netice itibariyle denilebilir ki, ferdî şahsiyet gibi siyaset ve ticaret de fâniyâttan şeyler olup ömür boyu onlara meddahlık etmeye değmiyor. 

Burada böyle davranmak lazım geldiği gibi, işin bir de Mizân-ı Haşir tarafı var ki, oranın müstakim mahkemesi bizleri elbette ki daha ziyade düşünmeye sevk etmeli.

Nihayetinde pişmanlık duymamak ve dengeyi kaybedip bedbaht olmamak için Hz. İbrahim (as) gibi şöyle nidâ etmeli insan: “Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim...” (Sözler)

Okunma Sayısı: 996
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    23.1.2024 14:53:38

    Hayatın bütün safhaların da dengeli davranmak için; insanın hayatının sağ lıklı devamı için verilen üç kuvvetin vasat mertebede olması gerekiyor.Aklın va sat mertebesi hikmettir, doğruya doğru, yanlışa yanlış demektir.Hakkı tu tup batılı def etmektir.Şe hevi kuvvetin vasatı, bir cihette denge mertebesi iffettir.Helale açık, hara ma kapalı olma halidir. Asabi kuvvetin vasat, yani denge hali; dünya ve ahi ret hukuku uğruna canını verebilme halidir,cesaret tir.Bu üç kuvvet vasatta, yani istikamette olmazsa insanın dengeli hareket etmesi mümkün değildir. Bu üç kuvvet şeriat-ı gar ra ile terbiye edilip,istika met verilirse; insan her ci hette dengeli olur.Yoksa mümkün değil.

  • HÇeşitcioğlu

    23.1.2024 13:18:49

    Küçük lakin önemli! akil / âkil / آكل Yiyen, yiyici. (Ekl. den) Ekl eden, yiyen. Yiyici. Yiyen. (Arapça) akıl / âkıl / عاقل / عقل / عَاقِلْ Akıllı, akıl sahibi. (Arapça) Akıllı

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı