"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bize yalan söylediler (3)

M. Said ZEKİ
04 Mayıs 2020, Pazartesi
Bedüzzaman Said Nursî’yi bildin mi evlât? O derdi ki: “Dinin bir hakikatini, bin siyâsete tercih ederim. Risale-i Nur’u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar.”

Geçen yazılarda aynı köyden, yatılı okul ve üniversiteyi kazanan ‘üç köylü çocuğundan’ bahsetmişti yaşlı amca. Bir bahar günü, yeşillikler içindeki yoksul köy evinde; ‘canlı tarih’ olan bu adamı dinlemek, hüznün burukluğu ile birlikte tatlı bir huzur da veriyordu. Biri ülkücü, biri solcu, diğeri ise Siyasal İslâmcı olan gençlerin hikâyesi, devam ediyordu kaldığı yerden:

KADERİN VERDİĞİ FIRSAT HEBA EDİLDİ

“Kader bir dönem ezilen, horlanan Müslümanlara da bir fırsat verdi. Güç ve iktidar, onların eline geçti. İdealize ettikleri âdil düzene vesile olabilirlerdi belki. Ama bu fırsatı değerlendiremediler. Bediüzzaman bir kez daha haklı çıktı. İslâm’ı siyasete alet ve basamak yaptılar. Kimi imanî, Kur’ânî hakikatleri, basit propaganda derecesine düşürdüler.

Felek tersine döndü. İman hakikatlerinin siyasete alet edilmesine bütün kuvvetiyle ve bir ömür karşı çıkan Bediüzzaman’ın eserleri bile, seçim meydanlarında propaganda malzemesi olarak kullanıldı. Bazı safdil talebeleri ise bunu bir ‘fütuhat’ zannedip, zafer sarhoşluğuyla destek verdiler. Halbuki “İslâmiyet güneşi, yerdeki ışıklara âlet ve tâbi olamaz. Ve âlet yapmak, İslâmiyetin kıymetini tenzil etmektir, büyük bir cinayettir.”

PASTADAN PAY VER VE PARÇALA!

Dessasâne bir taktikle, dinî cemaatleri de böldüler. Pastadan pay vererek dünyevîleştirdiler. Tarikatları, cemaatleri, sivil toplum kuruluşlarını... Herkes bu yıkımdan, payına düşeni az çok yaşadı. ‘Zehirli bal’ tatlı gelmişti.

Fakat insanların güven duygusu kayboldu. Camiden, cemaatten, dinden korkar hale geldiler. Kalan bir avuç kahraman ise yılmadan, bıkmadan, korkmadan hizmetlerine devam ediyordu her kesimden.

ASIL MUSÎBET DİNE GELEN MUSÎBETTİR!

Bazıları masumların himmet ve gayretini bile, dünyevî menfaatlerine alet etti. Olan yine masumlara oldu. Elebaşlar gemiyi çoktan terk etmişti. Hiçbir tarihte olmadığı kadar kadın ve çocuk cezaevlerinde şimdi. Çoğu neyle suçlandığından, Müslüman bir iktidar zamanında, bunların niçin başına geldiğinden bile habersiz, şaşkın!

Bize yalan söylediler! Bizi hayal kırıklığına uğrattılar evlât! Lâkin herkesin bir hesabı olduğu gibi, Allah’ın da bir hesabı var.”

- Peki bu aşamada ne yapılmalı amca?

- Herkes takkesini önüne koyup düşünmeli evlât! Herkes, her kesim özeleştirisini yapmalı. Nefis muhasebesinden sonra, herkes istikamet üzere vazifesine dönmeli. Farklılıklarımızı görüp, bunu zenginlik sayacağız. Kimse kimseyi ötekileştirmeyecek. Siyasetçi siyasetini yapsın. Elini, dinî cemaatlerden çeksin. Dinî cemaatler de siyasetten uzak durup, Allah rızası için hizmetini yapsın. Bu kadar basit!

- Merakımı bağışla amca; ama Halis’i anlatacaktınız.

Çayından bir yudum aldı, soluklandı biraz. Yüzünde acı bir tebessüm belirdi anlatırken.

ÇEŞME AKARKEN TESTİYİ DOLDURMAK!

“Köydeyken hocamız, ona bazen ‘Haris’ (hırslı) derdi. Önce mücahitti. Müşahid çizgisinden sonra, müteahhit çizgisine ulaştı maalesef. Önemli mevkilere geldi. Hz. Ömer adaleti olacak, diyordu; oysa temel hak ve hürriyetler bile tehlikeye düştü. Geçmişte Kemalistlerin tenkit ettikleri neyi varsa, şimdi aynıyla icra ediliyor. Halis de çeşme akarken testisini doldurmakla meşgul.

Siyasal İslâmı gösterip, milleti Kemalizme razı ettiler tekrar. Bu devir de değişecek amma, ne fayda! Vicdanı uyanık olanlar ve istikametini muhafaza edenler, “halkı irşad, idarecileri ikaz” olan Nebevî vazifeye devam ediyorlar. Ne mutlu o gariplere!.. “Onlar her ne kadar az ve zayıf da olsalar, manen bir ordu kuvvetindedirler.”

HÜRRİYET, DOĞRU İSLÂM VE DÜNYA BARIŞI

Amcayla sohbet ederken çaylar çoktan soğumuştu. Gün kızıla dönmüş, akşam rüzgârı çıkmıştı. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştım. Sabaha kadar anlatabilirdi oysa. Lâkin vakit tamamdı. Çizgili yüzünde buruk bir tebessüm belirmişti amcanın. Beni uğurlarken bir dağ gibi kalktı yerinden. Müsaade isteyip ayrıldığımda, köy evindeki yoksul gramofon, ruhumu okşayarak şarkılar söylemeye devam ediyordu... “Pencerenin perdesini havalandıran rüzgâr/ Denizleri köpük köpük dalgalandıran rüzgâr/...Bana esmeyi anlat, bana sevmeyi anlat/ Bana esmeyi anlat, esip geçmeyi anlat”

***

Ey hürriyeti, ‘ekmeksiz yaşamaya’ tercih eden kahraman! Ey Asr-ı Saadet rüzgârı! Ey ‘Mesih nefesli’ yâr!

Bana insanı anlat. Bana doğru İslâmiyet’i ve İslâmiyet’e lâyık doğruluğu anlat. Bana birbirimizi sevmeyi anlat. Adaleti, hürriyeti, kardeşliği, sulh-u umumiyi, dünya barışını, bütün gerçekleri ve güzellikleri anlat bana!

***

Bana Müslümanca, kardeşçe ve mutlu yaşamayı anlat!

İnsanca ve barış içinde yaşamayı anlat bana!

Okunma Sayısı: 2302
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Şahin

    4.5.2020 23:47:37

    Kalemine yüreğine sağlık Aziz kardeşim. Cenab-ı Hak cümlemize son nefesimize kadar istikamet üzere daim eylesin. Âmin. Selam ve dualar.

  • Selim demir

    4.5.2020 11:18:46

    Abov Kor gibi yazı. 12 den vurmuş.

  • Yahya Evrin

    4.5.2020 05:12:04

    M.Zahit Zeki kardeşim, anlatilanlarin neredeyse hepsini yaşamış ya da görmüş ülkücü cenahtan biri olarak, biraz hüzün ,biraz keder ,biraz da acı ile katılıyorum.Aslında bu aile ile 1976 da ismini (Özür diliyorum,yasiyorsa Allah selamet versin)hatilamadigim bir arkası vasıtasıyla tanıdım. Ama içinde olmasamda takdir ettiğim sadece ozamanki AP Yi destekli yorlarlar soylentilerini tasvip etmediğim bir cemaat olarak gördüm. Selamlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı