"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gayretullaha dokunmaktan kork!

Mehmet ÇETİN
30 Eylül 2023, Cumartesi
Vaktiyle bir grup Müslüman tertip ettikleri bir kervanla hacca giderler.

Çölleri aşıp, vahaları geçerek yol alırlarken, iki dağın arasında eşkıyalar birden etraflarını çevirir. Yolcularda ne var ne yok hepsini alırlar. Ancak kafilede bulunan kadınlara dokunmazlar. Hacı namzetlerinden yaşlı bir zat:

– Eyvah, bu eşkıyalar paramızı alıp gidecekler. Hacca gitmek şöyle dursun, evimize dönecek paramız bile kalmayacak, diye sızlanır. 

Tam o esnada eşkıyalardan biri arkadaşlarına seslenir:

– Hey, kadınların üstlerini aramayı unuttuk! Altın, asıl onlardadır.

Bu söz üzerine hep birlikte dönerek, kadınların üzerindeki elbiseleri yırtıp, örtülerini atmaya başlarlar. Bu defa o yaşlı zat ifadesini değiştirir.

– Paramızı götüremezler artık, korkmayın, der.

Nitekim onlar kadınlara hücum ettikleri anda müthiş bir gök gürültüsüyle birlikte şimşekler çakar, eşkıya reisinin başına ansızın yıldırım düşer. Paniğe kapılan soyguncular ne yapacaklarını bilemez hâle gelirler. Nihayet yakalanıp, paraları da iade etmeye mecbur olurlar.

Ortalık sükûnete erdikten sonra o yaşlı zata sorarlar:

– Önce paramızı götüreceklerini söylediniz sonra da sanki olacakları biliyormuşçasına, ‘Artık götüremezler.’ diye kestirip attınız. Gerçekten de dediğiniz gibi oldu. Paramızı götüremediler. Bunu nasıl bildiniz?

Yaşlı zat şöyle cevap verir: – Onlar paramızı almakla bize zulmettiler. Ama zulüm vasat derecedeydi; gayretullaha dokunacak seviyeye ulaşmamıştı. Ne zaman ki kadınlara dönüp eziyet ettiler. İşte o zaman, zulüm gayretullaha dokunacak dereceye vardı. Zulüm bu dereceye ulaşınca devam etmez. İlahî bir silleyle son bulur. Nitekim öyle de oldu, cezalarını buldular. Elebaşları öldü, ötekiler yakalandı. Biz de kurtulmuş olduk.

Bu vakıa ibretlerle doludur ama anlayana! Hangi zulüm, hangi dereceye ulaşınca gayretullaha dokunur, onu bilemeyiz ama, gayretullaha dokunmaktan korkulması lazım, onu biliriz ve esasen bilmeliyiz. 

Gayretullaha dokunan hataların bazısı enfüsî âlemde cereyan ederken bazısı da afakî âlemde vuku bulur. Kendimize, maddî veya manevî hususî hayat ve ahvalimize yönelik yapılan hata, haddi aştığında gayretullahı tetikler ve başımız musibetten kurtulamaz. Umulur ki, bunlar şefkat tokadına döne de ders alınıp, tövbe ve istiğfar ile kendimize gele. Bu nev’i hatalardan gayretullaha dokunandan, ziyadesiyle çekinmek icab eder, yapılan iş ve hizmetlerdeki gevşeklik de doğrudan şefkat tokadını celbeder. 

Dünyevîleşmek, nemelazımcılık gibi ferdî hatalar sebebiyle cüz’îlikten küllîliğe dönüşür, belâ ve musibetin cemiyetin üzerine yağmasına sebep olur. Bu noktada idareci makamındakilerin mes’uliyeti çok mühim olup, onların; adaletten sapmamak, zulme düşmemek, güç sarhoşu olmamak, emanetine verilen imkânları su-î istimal etmemek, işi ehline vermemek gibi hatalardan, yılandan akrepten kaçar gibi sakınmaları gerekir.  

Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah’ı var, manasındaki özlü sözler aynı noktaya işaret eder. Şehvet, şöhret ve servet insanın elinde bir bombadır. Pimi çekildiğinde patlamasının önüne geçilmez. Hıyanet, büyük suçtur, cezası da ağırdır.

Okunma Sayısı: 2492
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    30.9.2023 21:16:42

    İktidarın ve toplumun isti kameti büyük oranda kay bolmuş durumda.Hem fert ve hem iktidar ve hem de tolum hayatının sağlıklı devamı için gerekli olan üç kuvvetin ( Akıl, Asabi ve şehevi kuvvet) istika mette olduğunu söyleye bilir miyiz? Akıl kuvvetinin vasatı; hakkı hak bilmek, hakkı imtisal etmek, batılı batıl bilmek batıldan içti nap etmektir.Peki, fert, ikti dar ve toplumun akıl kuvveti bu durumda mıdır? Yani vasatta mıdır? Ekseriyet itibarıyla olmadı ğı meydandadır.Diğer kuv vetleri buna kıyas edin.O na göre karar verin.Acaba hata ve günahlarımız, zu lümlerimiz, istikametten çıkışımız gayretullaha do kunacak halde değil mi? Buyrun sizler düşünün ve karar verin.

  • S.topuz

    30.9.2023 19:30:56

    ..."Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar, Ebucehiller aynen Ebubekirler gibi teslim olup, mücahede ile manevî terakki kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı. Madem mazlum, zalim ile beraber musibete düşmek, hikmet-i İlahîce lâzım geliyor. Acaba o bîçare mazlumların rahmet ve adaletten hisseleri nedir?Bu suale karşı cevaben denildi ki: O musibetteki gazab ve hiddet içinde onlara bir rahmet cilvesi var. Çünki o masumların fâni malları, onların hakkında sadaka olup, bâki bir mal hükmüne geçtiği gibi, fâni hayatları dahi bir bâki hayatı kazandıracak derecede bir nevi şehadet hükmünde olarak, nisbeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azabdan büyük ve daimî bir kazancı kazandıran bu zelzele, onlar hakkında ayn-ı gazab içinde bir rahmettir." Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Sözler - 172

  • S.topuz

    30.9.2023 19:29:21

    "Dördüncü Sual: Madem bu zelzele musibeti, hataların neticesi ve keffaretü'z-zünubdur. Masumların ve hatasızların o musibet içinde yanması nedendir? Adaletullah nasıl müsaade eder? Yine manevî canibden elcevab: Bu mes'ele sırr-ı kadere taalluk ettiği için, Risale-i Kader'e havale edip yalnız burada bu kadar denildi: وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةً Yani: "Bir bela, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar." Şu âyetin sırrı şudur ki: Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dâr-ı teklif ve mücahededir. İmtihan ve teklif iktiza ederler ki, hakikatlar perdeli kalıp, tâ müsabaka ve mücahede ile Ebubekirler a'lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebucehiller esfel-i safilîne girsinler. Sözler - 172

  • Salih baş

    30.9.2023 07:27:10

    Demek ki yüce bir hazine olan İslamı taşımaya layık değilmiş bu millet o yüzden başımıza geliyor bu belalar daha neler gelecek neler atalarımıza layık olamadık hala uykudayız Allah'ın uyandırması iki türlüdür biri lütfuyla diğeri kahrıyla güç sarhoşluğu ile kendisine düşmanlık yapanları anlayamıyor bop planı tıkır tıkır işliyor demek ki biz buna müstehakız

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı