"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Suriye’de kime güvenmeliyiz?

Mehmet KARA
09 Şubat 2020, Pazar
İdlip’te 8 şehit vermemiz gözlerin bir kez daha Suriye’ye çevrilmesine sebep olurken, Suriye’nin tam bir bataklık olduğunu gözler önüne bir kez daha serdi. Canımız bir kez daha yandı. Şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır niyaz ediyoruz.

Mart 2011 tarihinde, Dera şehrinde Arap Baharı’ndan etkilenen “demokrasi yanlısı(!)” gösterilerin başlaması ve Esad rejiminin bu gösterilere müdahale etmesiyle başlayan Suriye iç savaşında gelinen nokta tam da “bataklık” olarak tarif edilebilir.

İdlip’te Rusya’nın hava desteğini alan “rejim güçleri”nin saldırılarını arttırmasıyla iç savaş farklı bir boyut kazandı. Suriye rejim güçleri Türk askerlerine ateş açtı. 7 numaralı gözlem noktasının bulunduğu Serakib yakınlarındaki saldırıda 8 şehit verildi. Türkiye’nin bölgedeki gözlem noktalarından rejimin topçu ateşine anında karşılık verilirken, Millî Savurma Bakanı Hulusi Akar,  “Bu menfur saldırıyı yapanlardan hesap sorulacak ve benzeri saldırılara karşı meşrû müdafaa hakkımız en sert şekilde kullanılacaktır” açıklamasını yaptı ve şimdiye kadar 76 “rejim askeri”nin öldürüldüğünü duyurdu. Türk ve Rus askerlerinin Ayn el Arap’ta yapacakları ortak devriye de iptal edildi. Son günlerde İdlip’te bin 800 sivil de öldürülürken, yüzbinlerce insan sınırlarımıza akın etti.

Türkiye’nin bir taraftan 4 milyondan fazla mülteciye bakarken, diğer yandan Suriye ordusu ile karşı karşıya kalması endişe verici. BM Genel Sekreteri’nin “siyasî sürece” geri dönme çağrısı da bu endişenin bir göstergesi oldu.

«««

ARKASINDA RUSYA MI VAR?

Aslında bu saldırıyı “rejim askerleri” yapmış olsa da Rusya’nın desteği olmadan böyle bir şeyi göze alabilmeleri çok zor…

Burada şunu da unutmamak lâzım. Şu anda Suriye’de “Küresel güçler” tıpkı Irak’ta ve Libya’da olduğu gibi pay kapma telâşındalar. Suriye’de barış olması ve insanların hayatları onların umurunda bile değil! Elbette, her ülke kendi menfaatlerini düşünecektir, ama “ülke menfaati” düşünülürken insan hayatının ön plânda tutulması gerekir.

Uluslar arası ilişkilerde dostluk, müttefiklik gibi kavramların gerçek niyetleri gizlemek için kullanıldığı ortaya çıktı. Asıl olan çıkarlar! Çıkar işin içine girince atılan imzalar, verilen sözler bir kenara atılıyor. 

ABD Başkanı Trump’un son açıkladığı “sözde Barış plânı”nda bazı İslâm ülkelerinin bile Müslümanların ilk kıblesinin de bulunduğu Kudüs’ün İsrail’in başşehri yapılmasına destek vermeleri ülkeler için (maalesef) çıkarın ne kadar önemli olduğunu gösterdi!

Barış getirmek adına yapılan süreçler barış getirmekten öte küresel güçlerin menfaatlerini gözetme derdinde! Barış, demokrasi, insan hayatı, sefalet onların hiç de umurunda değil. Baştan beri de böyleydi, şimdi de böyle… 

Bugünün dünyasında bütün bunları bilerek politika üretmek gerekiyor.

«««

ABD VE RUSYA’YA GÜVENİLİR Mİ?

Bir kere ABD zaten gerçek niyetini açık açık itiraf ederken petrol ve doğalgaz yataklarını her şeyin üstünde gördüğünü de ortaya koyuyor. Rusya’nın hedefi de farklı değil. Onlar açık açık bunları ifade etmese de asıl oyun kurucunun kendileri olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.

Türkiye geçtiğimiz yılın son aylarında hem ABD hem de Rusya ile mutabakata imza atıp güvenlik sınırını oluşturmak adına M4 karayoluna kadar 32 kilometre derinlikte “güvenli bölge” oluşturulması için adım atmıştı. Ancak ABD’nin ortak devriyesinin göstermelik olması Rusya’nın da buna benzer tutumu dolayısıyla bu anlaşmalara uyulmadı. Askerimiz hâlâ plânlanan bölgede bulunuyor.

Türkiye’ye göre güvenli bölge oluşturulduktan sonra o bölgede bahçeli 150-200 metrekarelik evler yapılması ve Türkiye’deki Suriyelilerin oralara yerleştirilmesi dahi düşünülüyordu. Gelinen noktada, bu düşüncede unutulmuş gibi görülüyor.

Suriye’ye barış getirmek adına yapılan Astana ve Soçi süreçleri şu anda tamamen rafa kalkmış görünüyor.

Son olaylarda gösterdi ki ne ABD’ye ne de Rusya’ya güvenilir. Bir söyledikleri bir söylediklerini tutmuyor. Aynı gün içinde yapılan birbirinden farklı açıklamalar da gösteriyor ki bu iki ülkeye güvenerek sağlıklı bir politika üretilemez. 

«««

ÇÖZÜM NEREDE ARANMALI?

Türkiye’nin Rusya’dan uzaklaşıp Amerika’ya yaklaşması ya da Amerika’dan uzaklaşıp Rusya’ya yanaşmasının sorunları çözmediği görüldü. Sorunu çözecek olan, Türkiye’nin kendisi olmalıdır. Kendi millî güvenliğimizi önceleyen politikalara ihtiyacımız var. ABD ya da Rusya ile entegre politikaların sorunlarımızı çözmediği gibi daha çok arttırdığını da bu süreçte gözlemlemiş olduk.

Bu amaçla salt bir ülke ile değil, uluslar arası saygınlığı olan ve her şeye rağmen sorunu çözebilecek olan Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi gibi kuruluşlar ile işbirliği yapılmalıdır.

Suriyelilerin evlerine, yurtlarına dönmesi için hiç değilse bundan sonra akılcı, dikkatli politikalar üretilmeli, diplomasî ona göre oluşturulup bu sorunun diplomasî kanalıyla bir çözümü bulunabilmelidir.  Çözüm silâhta değil, diplomasî ve siyaset ile aranmalıdır.

Suriye tam bir bataklık. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Her gün yeni bir gelişme yaşanıyor. Küresel güçlerin oradan çıkmaları da Suriye’ye demokrasi getirmeleri de beklenemez.  

Suriye halkı perişan, yerinden yurdundan olmuş, huzur ve barış istiyor. Bu safhada insanları daha da perişan etmeyecek şekilde azamî dikkatli, risklerin iyi hesap edildiği bir politika takip etmek gerekiyor. 

Okunma Sayısı: 1245
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mürsel

    9.2.2020 11:59:56

    Tebrikler doğru bakış insaflı analiz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı