"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zaman açık unutulmuş çeşme gibi..

Mehmet Yüce
03 Nisan 2021, Cumartesi
Bugün eski sayfaları tek tek çeviriyoruz. Her sayfada ayrı bir heyecan, ayrı bir maneviyat, apayrı bir hissiyat... Bütün eski hatıralar, sayfalara sığmayacak kadar büyük.

Eskiler eskidikçe  paha biçilmez oldu. Aradan yıllar geçmesine rağmen, nasıl birden hatıra geliyorlar. Sevgi, muhabbet, saygı, samimî dostluklar...

Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin On Üçüncü Şuâ’da geçen lâhika mektubunda belirttiği gibi, “Bu dünyanın hayatı pek çabuk değişmesine ve zevâline ve fenâ ve fâni, âkıbetsiz lezzetlerine ve firak ve iftirak tokatlarına karşı bir ehemmiyetli medar-ı teselli ise, samimî dostlarla görüşmektir.”

Şer cereyanlarına karşı da en güçlü kale, samimî bir dostluktur. Mimsiz medeniyet, toplumumuza o kadar zehir aşılamış ki; yalan, kandırma, menfaat, fitne ve vefasızlık üzerine bir ortam oluşturmuş. İşte bu şimdiki garp medeniyetinin zehirine karşı en güçlü panzehir samimî dostluklardır. Asıl aradığımız şey; samimiyeti, içtenliği, güzelliği, vefa ve fedakârlıkları, ihlâsı ve içtenliği öne çıkaran güçlü bir zincir olan safi bir dostluktur.

  Yıllar geçtikçe ve her şey yeni bir yüz, yeni bir duygu, yeni bir hissiyat ile buluşunca haliyle yukarıda saydığımız bütün letaifleri arıyor insan. Nerede varlığıyla huzur bulduklarımız? Nerede muhabbetlerine doyamadıklarımız? Nerede dertlerine ortak olduklarımız? Peki neydi bizi o samimiyetten uzaklaştıran? Ya da, neydi bunca yıllık ayrılıktan sonra bize tekrar eski defterlerin sayfalarını çevirtip hatırımıza getiren? Eskiden olduğu gibi sevgi, saygı, muhabbet, neşe, huzur, sıcak bir dostluk umudu mu? Yo yo, hayır! Bir daha asla o saf, temiz samimiyetleri bulamayız belki. İyi de, bu dâvetsiz arayışın bir sebebi olmalı. Evet bir şeylerin göğüs kafesimizdeki ağ bağlamış, kilidi pas tutmuş mahzenin kapısını açmak için zorladığını hissediyoruz. İçerideki raf raf, özenle dizdiğimiz dostluk hazinesini fark eden bir şey var sanki. Biz mi onları bu gönül mahzenimize sakladık, yoksa kaderin bir cilvesi miydi onları saklı tutan? Belki de yıllar geçtikçe, o güzel hatıraların dünyanın boş ve anlamsız sefahatine aldanarak yok olmasına sebep olacaktık. Bunu da nereden çıkardın derseniz, bu günün sefil, rezil ve zelil olmuş, nefislerin ve menfaatlerin dairesinde muhabbet bulmuş, bir neslin esaretine hapsolmuş hayatların gerçeğinden anlaşılıyor. 

“Evet, bazan bir tek dostunu bir iki saat görmek için, yirmi gün yol gider ve yüz lirayı sarf eder. Şimdi bu acîp, dostsuz zamanda samimî kırk elli dostunu birden bir iki ay görmek ve Allah için sohbet etmek ve hakikî bir teselli alıp vermek elbette başımıza gelen bu meşakkatler ve zâyiat-ı mâliye, ona karşı pek ucuz düşer, ehemmiyeti kalmaz”

Nazar-ı dikkat ile baktığımızda, Risale-i Nur başta olmak üzere bütün kaynaklarda iman esaslarından sonra en çok dikkat edilen konular, uhuvvet ve dostluktur. Evet! Gerçekten de bugün bir panzehire ihtiyacımız var. Pas tutmuş ve ağ bağlamış mahzen kilitlerini açma vakti. Dijitalleşmiş ve Batı medeniyetinin ağına düşmüş zamana karşı sakladığımız bütün samimiyetlerimizi pekiştirme vakti. ‘Ah o eski hatıralar, dostluklar’ yerine, ‘elhamdülillah bitmez tükenmez uhuvvetimize’ diyerek, birbirimize eddai olup eski sayfaların letaiflerini yeni sayfalara dökelim. 

Okunma Sayısı: 752
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı