"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Ben duâmı ahirete sakladım”

Mehtap Yıldırım Yükselten
11 Temmuz 2019, Perşembe 00:25
Peygamber Efendimiz (asm), ümmetinin her ferdinin dünya ve ahiret saadetiyle alâkadardır.

Kıyametten sonra, sûr’a ikinci kez üflendiğinde kabirlerimizden kalkarken, ilk Peygamber Efendimiz (asm), üzerinde Cennet elbisesiyle kalkacaktır. Burak üzerinde, elinde İslâm nişanı olan bir bayrağı temsil eden liva’ül hamd ile mahşer yerine gelerek “makam-ı Mahmut” sıfatı ile ümmetini sıkıntılardan kurtaracak, şefaat yetkisini sonuna kadar kullanacaktır. Şefaat ile ilgili hadislerden edindiğimiz bilgilere göre, mahşer günü insanlar sıkıntıdan birbirine girecekler, bir an önce hesabın başlamasını isteyeceklerdir. Hz. Adem’den, Peygamber Efendimiz’e (asm) kadar her bir peygamber, bir mazaret bildirerek Cenab-ı Hakk’a karşı mahcubiyet duyduklarını ve şefaat istemeye huzuruna çıkamayacaklarını bildireceklerdir. Peygamber Efendimiz’in (asm) şefaati iki türlü olacaktır. Biri bütün insanlığa karşı, diğeri de ümmetine olan şefaatidir. Burada bütün insanlığa olan şefaati devreye girecektir. Mahşer günündeki herkese derece derece sıkıntı veren o bekleyişten insanları kurtarmak için Peygamber Efendimiz (asm) Allah’ın huzurunda secdeye kapanıp duâ edecektir. Buna “şefaat-i uzma” deniliyor. Böylece mahşerdeki sıkıntılı bekleme süreci sona erecek ve mahkeme ve hesap verme evresine geçilecektir.

Ümmetine çok düşkün olan Efendimiz (asm), “Her peygamberin müstecap (kabul olan) bir duâsı vardır. Ben duâmı ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım” (Buharî) buyuruyor. Duha Sûresinin (Elbette Rabbin sana [şefaat hakkı ve pek çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın) mealindeki beşinci âyet-i kerimesinin tefsirinde Resulullah Efendimiz (asm) (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı olmam) buyurmuştur. “Ümmetimden, şirk üzere ölmeyen herkese Allah’ın izni ile şefaat edeceğim.” [Buhari, Müslim]

“Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.” [İmam-ı Ahmed, Nesai]

Peygamber Efendimiz (asm), günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Hazret-i Ebüdderda, (İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı) diye sual etti. “Evet, onlara da şefaat edeceğim” buyurdu. (Hatib)

(Günahı çok olanlara şefaat edeceğim.) [Hatib]

(Nefislerine aldananlara şefaat edeceğim.) [Deylemi]

(Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.) [Taberani]

(Kıyamette “Ya Rabbi, zerre kadar imanı olanı Cennete koy!” diyeceğim. Hepsi şefaatimle Cennete girecek.) [Buhari]

 Velhasıl; mahşerde, büyük mahkemede, mizanda, sıratta böyle müşfik ve kimsenin kimseyi düşünemeyeceği o anda bizi düşünen biri var. Bu şefaatçimizin şefaatine ve duâlarına mazhar olabilmek için henüz vakit varken sünnetine ittiba etmeli, O’nu (asm) çokça zikredip salâvat ve duâlar ile O’na (asm) hakikî bir ümmet olmaya çalışmalıyız.

Okunma Sayısı: 841
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • atilla

    18.7.2019 15:56:52

    Allah razı olsun Harika bir yazı olmuş. Ümit aşılayan, aşağılamayan tesbitleriniz için teşekkürler. Kaleminize bereket yüreğinize sağlık.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı