"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vefat edenlerin dünya ile irtibatı devam eder mi?

Mehtap Yıldırım Yükselten
12 Aralık 2019, Perşembe 01:52
Vefat edip, kabir hayatına geçenlerin, bir diğer deyişle ruhların beklediği berzah âlemine göçenlerin dünyadakilerle irtibatlarının devam ettiğine dair sahih hadisler vardır.

Ölüler, dünyadaki yakınlarının yaptığı işlerden, amellerden haberdar olurlar. Yapılan hayırlı işlere sevinirler, kötü amellere ve fiillere ise üzülürler. “Allah doğru yola ulaştırsın, affetsin” diye duâ ederler. 

Sahabeler arasından takvası ve ibadete düşkünlüğü ile bilinen Ebu’d- Derda “Allahım, ölülerimin rezil olacağı bir iş yapmaktan Sana sığınırım” şeklinde dua ederdi. Bu hususta sahabe efendilerimizden bir başka haber de şöyledir:  

Hz. Ali (ra) şöyle demiştir: “İki mü’min ve iki kâfir dost vardı. Bunlardan mü’min olanların biri öldü. Cennetle müjdelenince arkadaşını hatırlar ve: “Allah’ım, benim falan arkadaşım bana her zaman Sana ve Resulüne itaati emreder, hayırla tavsiye eder, kötülükten nehyederdi...” diyerek onun kendisinden sonra sapıtmaması ve kendisine verilen nimetlerin ona da verilmesi için duâ eder. Sonra öbür arkadaşı da ölünce ruhları bir araya gelir ve birbirlerine: “Ne güzel kardeş, ne güzel arkadaş ve ne güzel dost” derler. Kâfir olan iki arkadaştan birisi ölüp de azapla müjdelenince diğer arkadaşını hatırlayıp şöyle der: “Allah’ım, arkadaşım bana hep Sana ve Senin Resulüne isyanı emrediyor, kötülüğü yapıp iyiliği yapmamamı söylüyordu. Allah’ım, onu benden sonra hidayete erdirme ki, benim gördüğüm azabı o da görsün ve bana kızdığın gibi ona da kızasın.” Sonra diğeri de ölür, ruhları bir araya gelince birbirlerine: “Ne kötü kardeş ve ne kötü arkadaş.” derler. 1

Böyle kaynaklardan da anlıyoruz ki, kabirde ana, baba, evlât, akraba, arkadaş, birbirinin dünyadaki halleriyle alâkadar olacaktır. Dünyadaki tanıdıkları ölünce de, birbirleriyle buluşacakları anlaşılmaktadır. Fakat bu buluşma ve görüşme herkesin ameline göre dengiyle olacaktır. Azap içinde olanlar bir nevi tutuklu gibi olacak ancak azap içinde olan arkadaşlarını görebilecektir. “Ne kötü arkadaşsın, senin yüzünden bende bu halde oldum” şeklinde birbirini suçlayacaklardır. Nimet içinde olan ruhlar ise birbirleriyle buluşup dünyada olmuş ve olacak işleri, müzakere edecekler, birlikte Cennet bahçelerinin ağaçlarında Cennet yemişleri ile nimetlenecekler, sohbetler edeceklerdir. 

 Vefat eden yakınlarımız ve ecdadımız bizim dünyadaki işlerimizle ve amellerimizle alâkadardırlar. Bu halkayı daha da genişlettiğimizde, İslâm büyükleri de İslâm âleminin başına gelen hâdiselerle ilgilenirler, müzakereler ederler. Bediüzzaman Hazretleri’nin uyku ile uyanıklık arasında yaşadığı “Rüyada bir hitâbe” bunu ispatlayan çok önemli bir hadisedir. Vatan, millet ve İslâm âleminin maddî manevî çöküşe geçtiği bir zamanda, bir Cuma gecesi Üstad Bediüzzaman’a: “Helâket ve felâket asrının adamı” diye hitap edilir ve “Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem seni istiyor.” denilir. Böylece birbirinden nuranî simalarla, soru-cevap şeklinde müzakereler devam edip gider. Sonuç, güzeldir. Tükenen ümitleri filizlendirir. Görünürdeki durum felâket olsa da, zafer İslâm’ın olacaktır. 

Bizler de ahirzamanda olduğumuz için “felâket ve felâket” asrının insanlarıyız. Dolayısıyla o muhteşem meclisin müzakeresini, geçmişimizin günümüzle irtibatı ve konuşması olarak da düşünebiliriz. Arkamızda berzah âleminde bulunan başta Peygamber Efendimiz (asm), Sahabe-i Kiram, her asrın mebusları ve bizim asrımızın vekili Bediüzzaman Hazretleri ve mübarek talebeleri vardır. Bizimle alâkaları ve irtibatları devam etmektedir. Onların aziz, pak ruhlarını incitecek işler yapmaktan kaçınarak, ömrümüzü onların açtığı nuranî caddede, hayırlı işlerle geçirip, vefat edince de onlara kavuşmamız duası ile Allah’a emanet olunuz. 

Dipnot:

1. Beyhaki Şuabu’l iman, 12/47, Suyutî Şerhus-sudur 1/99.

Okunma Sayısı: 3433
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı