Ramazan ayı, çocukların dünyasında da önemli bir zamandır. Çocuklar fıtraten İslâm ahlâkı üzerine olduğu için oruç tutmaya ve ibadetlere karşı merak ve istek duyarlar. Sahura kalkmak, iftarı beklemek ve büyükler gibi oruç tutmak onların gönlünde tatlı bir heyecan uyandırır.
Ancak küçük yaşlardaki çocukların bütün gün oruç tutmaları zor olabileceği için kültürümüzde, hem oruç tutmak isteyen çocukları kırmamak, hem de oruç ibadetine alıştırmak için güzel bir yöntem geliştirilmiştir. “Tekne orucu” dediğimiz gelenek asırlardır devam etmektedir.
Tekne orucunun kökeni, eski âlimlerin tavsiye ettiği “tekniye orucu” anlayışına dayanır. Tekniye, çocukları ibadete alıştırmak için kısa süreli oruçtur. Kelime anlamı, “kimliklenmek, kayıt edilmek” demektir. Âdeta çocuğa “Sen de artık oruçlularla birlikte kaydedildin, oruçlu kimliğine sahipsin.” der gibi onu taltif ve teşvik eden bir terimdir.
Yıllar geçtikçe halk arasında bu kelime değişikliğe uğramış ve bazı kaynaklara “tekke orucu” diye geçmiştir. Rivayetlere göre dervişlerin ibadet ettiği ve eğitim aldığı tekkelerde sabah bir çorba içildikten sonra öğleye kadar ibadetle meşgul olunur ve bu süre içinde bir şey yenilip içilmezmiş. Bu sebeple kısa süreli oruç uygulaması tekke orucu diye de ifade edilmiştir.
Bu güzel gelenek zamanla “tekne orucu” adıyla yayılmıştır. Eskiden evlerde hamur yoğrulan büyük ahşap kaplara “ekmek teknesi” denirmiş. Çocuklar oruçlarını açacakları zaman herkesin önünde mahcup olmasın diye bu teknenin arkasında yemek yerlermiş. Böylece çocuk hem oruç ibadetine ve oruçlulara saygıyı öğrenir, hem de çocuğun hevesi kırılmazmış.
Asırlardır yaşatılan bu gelenek, bugün de çocukların Ramazan’ı sevinçle tanımalarına ve ilk oruçlarını heyecanla tutmalarına vesile oluyor. Adı ne olursa olsun çocukların dünyasında tek bir manası var:
“Ben bugün oruç tuttum.”