"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah’ın adının piyasadan silinmesi - Allah’ın Adını Silmek-Dördüncü Mesele-2

Mustafa Eren BOZOKLU
09 Eylül 2026, Çarşamba
Tarihsel süreçte tekkelerin kapatılması, medreselerin lağvedilmesi ve ezanın değiştirilmesi gibi adımlarla öne çıkan susturma politikaları, günümüzde devasa bir boyuta ulaşmıştır.

Meseleyi günümüz korporatokrat düzen (şirketlerin egemen olduğu küresel sistem) bağlamına taşıdığımızda karşımıza çıkan tablo oldukça çarpıcıdır. Günümüz küresel sisteminde, devlet eliyle gerçekleştirilen doğrudan susturma operasyonlarından çok daha rafine ve sinsi yöntemler geliştirilmiştir: Yaratıcı’nın adını açıkça yasaklamak yerine anlamsızlaştırmak, kurumları kapatmak yerine içini boşaltmak, zikri susturmak yerine zikrin sesini gürültüyle boğmak.

Medya ve kültür endüstrisi, dinî kavramları ve pratikleri ya film, dizi, kitap vs vasıtasıyla küçültme, aşağılama, alaya alma, gibi tekniklerle karikatürize etmektedir ya da üretkenliği artırma aracına dönüştürmekte, metalaştırmaktadır. Zihni durulaştırmayı öğreten kadim doğu felsefeleri çalışanların daha fazla üretmesi için birer verimlilik aparatına indirgenmiştir. Yoga stüdyoları, lüks hac turları ve spiritüel yaşam endüstrisi; aşkın olanı tüketim nesnesi haline getirerek içini boşaltmaktadır. İnançlar artık yasaklanmak yerine bir marka olarak ambalajlanmaktadır. Küreselleşen kapitalizm, manevî arayışları dahi kendi sistemine entegre ederek piyasalaştırmayı başarmaktadır.

Bunun yanında en etkili mekanizma gürültüdür. Ekranlar, bildirimler, içerik akışları ve reklamlarla yirmi dört saat kesintisiz akan gürültü çağında sessizliğe yer kalmaz. Kalb sessizlikte huzur bulur, zikir sessizlikte kıvamına erer; zihindeki tefekkür alanı gürültüyle işgal edilir. Zihinsel uyaranların aşırı yoğunluğu, bireyin kendi iç derinliğine inmesini imkânsız kılar.

Yine Said Nursî’nin “Kafirler Allah’ı inkâr etmiyorlar, sıfâtında hata ediyorlar” tespiti, modern düzenin felsefi özetidir. İnkârcılar Allah’ı büsbütün yok saymamakta; mutlak ilim, hikmet, kudret ve rahmet sahibi olan Allah yerine sahte mutlaklar koymaktadır. Hayatın ekonomi perspektifinde piyasa, “fiyat mekanizmasının bilgeliği ve görünmez el” gibi vurgularla her şeyi düzenleyen yanılmaz bir güç gibi sunulmaktadır. Bilim nihaî hakikat mercii yapılırken arka planda hangi sorunun sorulacağını sermaye belirlemektedir. Teknoloji kurtarıcı ilan edilirken küresel finans devlerinin algoritmaları adeta İlâhî bir hikmete sahipmişçesine yanılmaz görülmektedir. İlâhî sıfatların sahte taşıyıcılara yüklenmesi, açık inkârdan çok daha tehlikelidir; çünkü fark ettirmeden gerçekleşir. Peki bundan sonra ne olacak? Öncelikle olmuş olan ve şu an olagelen şudur: Hümanizm ile tanrının tamamen hayattan silinmesi düşüncesi gelişmeye başladı. Sonra, modern devlet onun sıfatlarını taklit etmeye başladı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında büyük ulus-ötesi şirketlerin belirmesiyle bu süreç onlar tarafından devam ettirildi. Nihaî hedef tanrı-bireyin inşa edilmesidir. Süper insan tanrıyla girişilen mücadelenin zirve noktasıdır. Artık Allah’ın sıfatlarında hata etmek safhasından, bizzat onun sıfatlarına bürünmek isteyen bir Deccal, arz-ı endam etmektedir. 

Nursî’nin “Mü’minlerin ruhları evvel kabzedilir” tevili de bu toplumsal gerçeğe ışık tutar. Bir toplumda Allah’ın adını diri tutan kurumlar susturulduğunda, o toplum sistemin krizlerini yine sistemin kendi diliyle okumak zorunda kalır. Aşkın bir referans noktası kalmadığında, krizlere derinlikli çözümler üretilemez. “Allah... Allah... diyecek kalmaz” ifadesi, sadece ezanların susmasının değil; daha köklü bir anlam çerçevesinin, bir dil yoksulluğunun habercisidir. Yani çökmek üzere olan sistemden ilk elini çekmesi gerekenler masumlardır, haksızlığa uğrayanlardır, o sistemin haksızlığına ve batıllığına şahitlik edenlerdir.

Okunma Sayısı: 125
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı