"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ali Hilmi Özyurt(una) gitti

Raşit Örenel
09 Eylül 2026, Çarşamba
Başlık sevk-i kaderîye ait. Kaderin bu tevfik ve tensibini tesbit edip yazıya döken ise muhterem abimiz ve yazarımız Ömer Faruk Özaydın. Hal böyle iken Ali Hilmi abiyle ilgili bir yazıya başka bir başlık uygun düşmezdi.

Ali Hilmi abiyle rû be rû -z kuşağı için: “face to face”- görüşmek hiç nasip olmadı. Telefon üzerinden bir kaç görüşmemiz oldu ve gıyabında da mesleğimize sebat ve sadakatine dair çok şeyler duydum. 

Daha önce bir kaç fotoğrafını gördüğüm abimin bir de girdiği son ameliyatın hemen öncesinde çekilmiş bir videosunu seyrettim. Fotoğraflarına göre çok daha genç görünüyordu; adeta Cennet genci suretine bu dünyada bürünmeye başlamıştı. 

Gireceği ameliyatla ilgili doktorların tesbiti ise şuydu: yüzde 98 ölüm!

Fakat videoda gördüğüm “genç”, ya bu orandan haberdar değildir ya ölümün ne olduğunu bilmiyordu ya da bilakis yüzde doksan dokuza ebedî saadetin tezkeresini veren Risale-i Nurların tedrisiyle oranın ne olduğunu da ölümün aslında ne olduğunu da çok iyi biliyor, yüzündeki o gençlik başka türlü bir bilmenin Nuruyla parlıyordu.

Jest ve mimiklerinde zerre misal telaş yoktu. Tam aksine adeta boyutlar arası seyahat eden, dünya büyüklüğünde dehşetli bir geminin hâzık bir kaptanı tavrıyla, sükûnetli ve hikmetli bir celadet ve hakimiyet edasıyla çevresindekilere son talimatlarını veriyor, “Hz. Yunus’un (as) duasını ve İsm-i Azam kuvvetindeki kelime-i tevhidiyeyi kendilerine şefaatçi ederek dua etmelerini” söylüyordu. İşte o an Efendimizin (asm) “Benim kardeşlerim ahirzamanda gelecekler” buyurduklarından biriyle karşılaştığımı fark ettim. Mesleğimiz olan “Sahabe mesleği”nin dört a’zam mümessilini dahi hissettim. Ölümün eşiğinde dahi sadakat ve hikmetli bir sükûnette Hz. Ebubekir’i (ra), ancak Hz. Ebubekir’le teskin olan Hz. Ömer’in (ra) celadetini, Nur yüzündeki edebiyle Hz. Osman’ı (ra), Risale-i Nur ilmini, ölüm korkusu karşısında “Hayber Kal’asının kapısı gibi kalkan yapan” ilim şehrinin kapısı olan Hz. Ali’yi (ra).

Abimizde ihsas edilen bu hakimiyet hali, ebedî ve hakikî bir saltanın berat töreni eşiğinde olmanın eseri değil de nedir?

Ölümün yüzüne güldüğüne emin olduğum pek çok kişiyi duydum ve gördüm. Asrımızda ve mesleğimizde Üstadımız, Zübeyir ve Tahir ağabeyler, Kutlular ve Hasan Şen ağabeyler gibi fakat ilk defa bir kahramanı ölümün yüzüne güldüğü esnada görüyordum, öyle ya başta Resulullah olmak üzere kimlere kavuşmak üzereydi.

Dizlerim titrer gibi oldu. İçinden bir türlü çıkamadığım gafletimi telin ettim. Ya Rabbî Sen beni ne kadar seviyordun ki böyle kahramanlarla kardeş ettin?

Rabbim, Ali Hilmi abiyle ile bu dünyada fikrimizi, zikrimizi ayırmadığı gibi bizleri tüm hakikî sevenleriyle beraber Cennetinde de ayırmasın. 

Okunma Sayısı: 161
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı