“Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış” atasözünün bir benzerine siyaset dünyasında şahit oluyoruz. İktidar kanadı, eski defterleri karıştırıp geçmişte kendisi aleyhinde ağır eleştirilerde bulunan muhalefet liderleri hakkında soruşturma adımı atmış durumda.
Türkiye’de herkesin bildiği bir ‘sır’ var: Bir kişi hakkında soruşturma ya da benzeri bir adım atılacaksa önce o kişi aleyhinde sosyal medyada bir kampanya başlatılıyor. Sosyal medyada başlatılan kampanya ile istenen fayda elde edilince de “Bakın işte, konu gündeme geldi. Millet de tepki gösterdi. O halde bu kişi ya da kurum hakkında inceleme ve soruşturma başlattık. Yoksa biz durup dururken kimsenin aleyhinde bir iş yapmayız” denilmiş oluyor.
Muhalefet liderlerinin iktidarı eleştirmesi ‘suç’ sayılabilir mi? Elbette neyin suç neyin eleştiri olduğunu kanunlara göre mahkemeler karar verir. Fakat 3 ya da 5 yıl önce yapılan bir konuşmanın şimdi gündeme getirilmesi ve suç olduğunun şimdi anlaşılması ya da düşünülmesi Türkiye ve dünya gerçeklerine uygun mudur? Herkesin bildiği üzere milletin gözü önünde açıkça işlenen bir ‘suç’, işlendiği gün ya da dönemde mahkeme konusu edilir ya da edilmelidir. Kameralar önünde, milletin içinde, meydanda, herkesin bildiği ve duyduğu bir konuşma; yapıldığı gün ya da yapıldığı yıl suç olarak görülmeyip aradan yıllar geçtikten sonra “suç” olarak ilan edilmesi akla, mantığa, hakka, hukuka, adalete sığar mı? Böyle yapıldığında “eski siyaset defterleri açılmış” olmaz mı?
Benzer uygulama ve hatalar gazete ya da sosyal medyada yer alan yazı ve haberler için de mevzubahis oluyor. Elbette ayrıntılarını hukukçular daha iyi bilir, ancak sanal alemdeki bilgilere göre mesela eğer konu “hakaret” ise “hakaret suçu bakımından 2024’te önemli bir değişiklik yapılmış. Güncel TCK m. 73’e göre, şikâyete bağlı suçlarda genel olarak 6 aylık şikâyet süresi vardır. Fakat hakaret suçu için özel olarak, mağdur fiili ve faili daha sonra öğrenmiş olsa dahi, şikâyet süresi fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren hiçbir şekilde 2 yılı geçemez. Bu düzenleme 7 Kasım 2024 tarihli 7531 sayılı Kanun’la getirildi.”
Velev ki kanunlar böyle olmasa, 4 ya da 5 yıl önce yapılan bir konuşma o gün ‘suç’ olarak görülmeyip de aradan yıllar geçtikten sonra ‘suç’ olarak görülmesi ve belki de dava konusu edilmesi “adil yargı uygulaması” olarak görülebilir mi?
Ülkemizdeki bir sıkıntı da siyasi parti genel başkanlığı koltuğu ile ‘başkanlık’ koltuğunun tek kişide toplanmış olmasıdır. Böyle olunca bir muhalefet lideri iktidar partisi liderini eleştirdiğinde “cumhurbaşkanını eleştirdi’ şeklinde anlaşılıyor ve işler böylece rayından çıkıyor.
Yanlışlarda ısrar etmek herkese kaybettirir, vesselam.