"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatımızın zor imtihanı

Durmuş Ali İnci
09 Eylül 2026, Çarşamba
Bir sevda idi öğretmen olmak -20

Saatlerdir ölümle hayat arasında gidip gelen ahşap teknemiz, sabaha karşı Çanakkale önlerine ulaştığında lodos bütün şiddetiyle esmeye devam ediyordu. Uzakta titreyen ışıklar, bizim için yeniden doğan ümidin habercisiydi. Ancak fırtına bizi Çanakkale’nin oldukça güneyine sürüklemişti. Ali Dağlı Kaptan, büyük bir ustalıkla rüzgârı arkasına alıp kıyıyı takip ederek teknesini Çanakkale Feribot İskelesi’ne yanaştırdı.

Daha sonra öğrendiğimize göre, denizde yardım istemek zorunda kalabileceğimiz haberi valiliğe kadar ulaşmıştı. İskelede Sayın Vali, askerî ve sivil görevliler bizi bekliyordu. İki askerî hücumbot da her ihtimale karşı hazır tutulmuştu.

Tekne iskeleye yanaşır yanaşmaz Ali Dağlı Kaptan karaya atladı. Diz çöküp secdeye kapandı. Saatlerce ölümle mücadele eden bu cesur denizci, kurtuluşun şükrünü ilk önce Rabbine arz ediyordu. Bu manzarayı ömrüm boyunca unutamadım.

Biz ise yürümekte bile zorlanıyorduk. Başımız dönüyor, ayaklarımız bizi taşımıyordu. Elbiselerimiz tuz ve kusmuk içindeydi. Hâlâ denizin sallantısını hissediyor, yere bastığımız hâlde kendimizi dalgaların üzerinde sanıyorduk. Askerler kollarımıza girerek bizi iskeleye yakın otellere yerleştirdi. Valiliğin talimatıyla odalar önceden hazırlanmıştı.

Birkaç saat sonra sınavın ilk oturumu başladı. Bedenimiz salondaydı; fakat ruhumuz hâlâ lodosun ortasındaki ahşap teknedeydi. Soruların satırları gözümüzde dalgalar gibi sallanıyor, başımızdaki uğultu dinmek bilmiyordu. Yorgunluktan uyuyakalan arkadaşlarımızı gözetmen öğretmenler tek tek uyandırıyordu.

Saat 13.00’te başlayan ikinci oturuma da aynı hâlde girdik. Açlık, uykusuzluk ve bitkinlik artık dayanılmaz olmuştu. Buna rağmen hiçbirimiz sınav salonunu terk etmeyi düşünmedik. Bir gün önce ölüm korkusunu yaşayan bizler için asıl imtihanı deniz vermişti.

Sınav çıkışında iskele meydanında toplandık. Yaşadığımız bunca yorgunluk, uykusuzluk ve ölümün yanı başında geçen sekiz saatlik deniz yolculuğundan sonra imtihanı kazanma şansımızın kalmadığına inanıyorduk. Gökçeada’ya dönüşümüz ise ancak Çarşamba günü vapurla mümkün olacaktı.

Aradan yarım asırdan fazla zaman geçti. Bugün geriye dönüp baktığımda, o lodoslu gecede bizi Çanakkale’ye ulaştıranın yalnız Ali Dağlı Kaptan’ın denizcilik mahareti olmadığını daha iyi anlıyorum. Her şeyin üstünde Cenab-ı Hakk’ın rahmeti, inayeti ve muhafazası vardı.

Ali Dağlı Kaptan’ı, öğretmenlik sevdası uğruna ölüm pahasına yola çıkan bütün arkadaşlarımı bugün de minnet ve şükranla yâd ediyorum. Rabbim, ebediyete irtihal edenlere rahmetiyle muamele eylesin; hayatta olanlara da sağlık, afiyet ve huzur içinde hayırlı ömürler ihsan buyursun.

Okunma Sayısı: 186
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı