"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şapka artık başımızda değil

Mustafa Eren BOZOKLU
21 Ağustos 2026, Cuma
Bugünün serpuşu kumaştan değil; fikirlerden, imgelerden, trendlerden ve algoritmalardan oluşuyor. İnsan, başına değil zihnine giydirilen şapkanın farkına varmakta zorlanıyor. Belki de çağımızda hürriyetle ilgili en önemli soru şu: Kendi tercihlerimiz gerçekten bize mi ait?

Görüş - Mustafa Eren Bozoklu

Yıl 1907... İstanbul’da Meşihat Makamı ve âlimler, Japon başkumandanının sorularıyla meşguldür. Sorulardan biri ahirzamana dair bir hadisle ilgilidir: "Âhirzamanın dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında 'Bu kâfirdir' yazılmış bulunur". Soruyu genç âlim Bediüzzaman Said Nursî şöyle cevaplar: "O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup, herkese de giydirir".

Henüz şapkayla ilgili bir gelişme yoktur. Bir hadis metni, ortada bir bağlam ve bir alamet yokken, iddialı bir şekilde yeni bir yoruma tabi tutulmaktadır. Nursî burada bir toplum mühendisliği biçimini deşifre etmektedir. Bir dünya görüşünün sembolü olan Frenklerin serpuşu, birilerinin şahsî tercihi olmakla kalmayıp kanun zoruyla herkese tamim edilecektir.

Başlık bir kültürdür

Nursî’nin dikkat çeken yorumunun bağlamı olan şapka, tarih boyunca sadece başı koruyan sıradan bir giysi olarak kalmamış; aidiyet, statü ve medeniyet kimliğini simgeleyen güçlü bir kültürel olguya dönüşmüştür. Amerika’da sığır çobanlarının kullandığı kovboy şapkasının (Stetson) Amerikalı imgesinin sembolü haline gelmesi; kipanın ve hasidik şapkanın (Shtreimel) Yahudî kimliğinin vazgeçilmezi olması; silindir şapkanın İngiliz aristokrasisinde sınıf ve otorite göstergesi sayılması bu duruma örnektir.

Medeniyetlerin kimlik belgesi

Doğu ve İslâm medeniyetinde başlıklar yürüyen birer kimlik belgesidir. Osmanlı’da sarığın rengi, dolanış biçimi ve kavuğun formu kişinin ilmî makamını, mensup olduğu tarikatı ve devlet hiyerarşisindeki yerini gösterir; fes, Tanzimat’tan itibaren modernleşmenin sembolüdür. Yine Hint Pagrisi (türban), taşıyanın onurunu, kastını ve bölgesel aidiyetini temsil eder. Başlıklar, toplumların zihniyet haritasını dışa vuran simgelerdir. Bir topluma serpuş dayatmak, doğrudan o toplumun medeniyet kodlarını dönüştürme girişimidir. Nursî’nin tevilinden yıllar sonra serpuş, kanunla dayatılmış ve biçimsel bir zorunluluk ve Batılılaşmanın sembolü haline gelmiştir. Ancak tevilin yöntemi kullanılarak bakıldığında günümüzdeki serpuş mekanizmalarının değiştiği söylenebilir.

Viral serpuşlar

İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen yeni dünyada, hegemonyayı elinde tutan odakların inşa ettiği küresel siyasî, askerî ve ekonomik yapılar bu mekanizmalara birer örnektir.

IMF ve Dünya Bankası; NATO ve Varşova Paktı, Visa ve MasterCard gibi evrensel ödeme ağları, sonra Dünya Ticaret Örgütü ulus devletlerin sınırlarını aşan birer devasa kurumlar haline gelmiştir. Bugün küresel sistemde var olabilmek için bu yapılarca belirlenen uluslararası muhasebe standartlarını, Anglo-Sakson hukuk dilini, akademik bilgi endekslerini, ekonomik ve askerî sınırları kabullenmek zorundasınız. Bunlar tarafsızca ve istişareyle belirlenmiş kurallar ve sınırlar değildir; Batı’nın kendi sermaye ve bilgi birikimini tek evrensel doğru gibi sunan enstrümanlardır. Cebir artık kaba güçle değil, kredi notunun düşürülmesi, finansal sistemden dışlanma ve uluslararası piyasalara erişimin kısıtlanmasıyla uygulanmaktadır. 

Bu mekanizmaların ikinci ve güncel formu ise viral serpuşlardır. Dijital dünyada cebir algoritmalar üzerinden işler. Algoritmalar belirli bir söylemi, estetiği veya tüketim biçimini öne çıkarır; dışlanmamak adına bu biçimler takip edilir. Görünmez olan bu viral serpuşlar, kişiye rıza hissi verilerek zihinsel kalıplar halinde giydirilir. Dışarıda kalmak görünmez olmak ve çağ dışı damgası yemek gibi ağır sosyal maliyetler ürettiği için insan, farkında olmadan o serpuşu takar. 

İnşallah serpuş da ihtida eder

Nursî’nin metne eklediği not dikkate değer: "O serpuş dahi secdeye gittiği için inşallah ihtidâ eder". İnşallah vurgusu önemlidir. Zorla giydirilen bir giysi, namazda secdeye gittiğinde niteliğini değiştirebilir. Bir aracın hükmünü, onu dayatanın niyeti değil, kullananın neye hizmet ettirdiği belirler. Sömürge döneminde matbaa ve eğitimin bağımsızlık hareketlerinin fikrî zeminini oluşturması; küresel hâkimiyet için geliştirilen internetin sistemin çelişkilerini ifşa eden bir mecraya dönüşmesi bunun somut örnekleridir. 

Modern dünyanın kodları

Günümüz dünyasında kültürel kodların aktarımı artık şapka gibi somut, kaba ve görünür semboller üzerinden yürümemektedir. Bunun yerine mekanizma; özgürlük, bireyselleşme, trend ve moda gibi ambalajlara sarılmış güdümlü fikirler üzerinden işletilmektedir. Mevcut köklü kültürler, geleneksel bağlar ve medeniyet birikimleri yavaş yavaş tasfiye edilmekte; yerlerine sürekli değişen, uçucu, kısa vadeli ve yapay küresel klişeler dünyası inşa edilmektedir. Kitleler, özgün bir tercih yaptıklarını sanırken aslında küresel piyasa ve algoritmalar tarafından kurgulanmış geçici dünya standartlarını tükettiklerinin farkına varamamaktadır.

Hürriyet kılıfında dayatma

Bu durum, görünür dayatmalar ile görünmez zorunluluklar arasındaki sınırı tamamen silmektedir. Kanunla yapılan dayatmada cebir görünürdür; fiziki baskı aşikâr olduğu için ona karşı zihinsel bir direnç, ahlâkî bir duruş veya açık bir itiraz geliştirmek mümkündür. Oysa rıza ve tercih hissi veren, hürriyet kılıfıyla sunulan trend dayatmalarına itiraz edebilmek için öncelikle o mekanizmanın incelikli yönlendirici yapısını ve görünmez dayatmasını fark etmek gerekir. 

İkrahın hükmü

Nursî, bu noktada fıkhî ve ahlâkî bir çerçeveye atıfta bulunur: "Yalnız istemeyerek onu giymekle kâfir olmaz". İslâm hukukundaki ikrah (zorlama) ilkesi, bir sisteme yapısal olarak mahkûm olmanın veya dışsal cebre maruz kalmanın bireysel sorumluluğunu hafifletmektedir. "İstemeyerek" vurgusu gayet nettir; insan zorlandığını bilir, seçeneği olmadığını görür ve zorunluluk bilincin açık olduğu bir düzlemde tecrübe edilir. Birey, dış dünyada bir dayatmaya boyun eğerken iç dünyasında kimliğini ve değerlerini muhafaza edebilir.

İsteyerek giyilen trendler

Bugün ise "istemeyerek" ile "farkında olmadan" arasındaki sınır silinmek üzeredir, hatta tamamen silinmiştir. Trend olan fikirleri benimserken, dijital mecraların dilini kullanırken veya tüketim kalıplarına eklemlenirken bunların arka planda stratejik olarak üretildiğini kavramak zorlaşır. Yapısal zorunluluktan kaynaklanan sistemik dayatmalar zamanla kişisel bir tercih gibi algılanmaya başlar. O noktada kişi, zihnine giydirilen bu serpuşları kendi isteğiyle taşır hale gelir; ancak bu isteğin ve yönelimin gerçek kaynağını bilme şansını tamamen kaybetmiştir. İkrah, fizikî bir baskı olmaktan çıkıp zihnin rıza üreterek kendini sabote ettiği derin bir illüzyona dönüşmüştür. 

Görünmez şapkalar

Nursî’nin tevil yöntemiyle güncel bir okuma yapılırken iki temel hatadan kaçınılmalıdır: Nursî’nin analizi sığ bir Batı karşıtlığı değildir. "Frenklerin serpuşu", Batılı olanın özde yanlış olduğunu değil, cebren veya görünmez yöntemlerle dayatılanın sıkıntılı olduğunu anlatır. Rızamızla teslim olmak ile zorunda kalmak arasındaki sınır nerede başlar; zorunluluk ne zaman rızaya, rıza ne zaman zihinsel içselleştirmeye dönüşür? Cevap ne tek başına fıkıhta ne de tek başına bilimdedir; ikisinin öznesi olan insanın kendi bilincindedir. Bilinçten kastımız; yapısal bir mahkûmiyetle başa giydirilen biçimleri sadece dışarıda bir zaruret olarak tutmak, içeride ise kendi kimlik ve medeniyetine sadık kalarak o aracı zıddına dönüştürecek mental direnci korumak ve arayışı sürdürmektir. Gerçek hürriyetin yolu, zihnimize giydirilen görünmez şapkaları fark edebilmekten geçmektedir. 

Okunma Sayısı: 88
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı