"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Itrî’nin gönül misafiri

Muzaffer KARAHİSAR
16 Şubat 2021, Salı
Zaman ve mekân sohbete mani teşkil etmezmiş.

“Muhabbet ehlinin kalbindeki yol sohbete, marifete varan nurlu tecelliler, ufukları, suretleri, sesleri, perdeleri, nefesleri açıp gösterir mi acep?” diye muhayyile ederken bast-ı zaman içinde üç yüz sene kadar öncesine vâsıl oldum. Mazi derelerinde tarihin şanlı sayfalarına nazar edip istikbalin yüksek tepelerini mülâhaza niyetim vardı… Musıkîmizin piri, terennümleriyle hafızalarda iz bırakan Buhurizâde Mustafa Itrî Efendi’ye gönül misafiri oldum. 

Bahçesinde sonbahar yapraklarının savrulduğu rüzgârlı bir gündü. Asırlık kümbetin altındaki dergâhın kapısında durdum. İçerden gelen ney sesinin ilham veren cazibesi, yüksek perdeden İlâhî aşkın ruhanî lezzetlerini çağrıştırıp hissettiriyordu. O lahutî enginliğin sekrine gönlünü kaptırmış dervişler, başları önde, kendi âlemlerindeki manevî iklimlerin feyzine dalmışlar. 

Elimi kalbimin üstüne koydum, hürmetle eğilip selâmla destur aldım. Kapı eşiğinde tevazu ve mahviyetle oracığa ilişiverdim. Loş ışıkta, zikri Hakkı tesbihe fasıla vermiş Semahane erkânı, cübbesi, sarığı, sakalı ve haşmetiyle nazarları üzerine almış Mustafa Itrî, nefesiyle o mekâna hayat bahşeder gibiydi. Üflediği neyin içerisinden geçen hava zerreleri, sanki Hasan Feyzi Yüreğil’in fıkrasındaki Hz. Ali’nin (ra) gece vakti körkuyuya gizlice söylediği derin, lahutî hakikatlerin terennümü gibi hüzünlü nağmeler, aşkın musıkîyle tecessümü gibi kulaktan kalbe sirayet ediyor, lerzeye getiriyordu.

“Âşık oldum bin cân ile/Gözlerim doldu kân ile/Geçdi ömrüm hicrân ile/Terk eyledin âhir beni.”

Itrî’ye şiirindeki sitemi sordum: “Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitapları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryattır. 

Her birinin bütün divan-ı eş’arının ruhunu eğer sıksan elemkârane birer feryat damlar.” Neden acaba?

Mevlevîhane adabıyla elindeki ney’i gösterdi. “Dinle neyden kim hikâyet etmede / Ayrılıklardan şikâyet etmede.” Vuslata erinceye, Hakka vasıl oluncaya kadar hicranla geçen ömrünün ve sevdiği her şeyin kendini terk eylediğini ima ve izah etti. 

Elimdeki kitaptan okudum: “Hayat ise eğer iman olmazsa veyahut isyan ile o iman tesir etmezse hayat, zahirî ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir…” “Mü’minin tahassungâhı: Muhakkikîn-i asfiyanın düsturlarıyla hudutları taayyün eden hakaik-i imaniye ve muhkemat-ı Kur’âniyedir.”  

Itrî, kitabı sordu? Asrımıza hitap eden Kur’ân tefsirini Milaslı Halil İbrahim’in dilinden söyledim: “Mişkât-ı misbahtan menşur-u hakikat-ı Kur’ân’dır bu./Mevsim-i âsârda yektâ bir gülistandır bu.”

Bestekâr, şair, hattat Itrî, İlâhî aşka mazhar olmanın, marifet ve muhabbet yollarını söyledi. Seslerin musıkînin renkleriyle şekillenip kalpleri coşturduğunu anlattı. Kâinattaki aşk deryasının insan kalbinden İlâhî aşka yükseldiğini işaretler etti. 

“Boyun bâlâ, gözün şehlâ, 

gören mecnun seni leyla. 

Sözün ferşte, gözün Arşta, 

gönül meftun sana cana. 

Nikâbın Nur, nigâhın Nur, 

kitabın Nur senin ey Nur! 

Bağın Nursî, huyun munis, 

özün idris ferd-i yektâ.” 

Hasan Feyzi Yüreğil’in bu şiirine Itrî, bu aşk tezahürünü beste ile seslendirmeyi çok isterdim, dedi. 

Zaman bastında sohbet nihayete vasıl olmadan ona “Aşkın en münteha derecesini” sordum? Birden ciddileşti, bakışları üzerime çevrildi. Olgunluğun esprisiyle yüzüme bakıp gülümsedi! Müellifin, muhataplara sualden men edildiği ulvî hakikatler deryasındasın anlaşılan! Arz-ı hürmetle elini öperek veda ettim.    Ayrılırken asırlardır kubbeleri çınlatan, gönülleri coşturan segâh makamındaki saltanatlı Bayram Tekbiri’ni beraber söyledik: 

“Allahu Ekber Allahu Ekber. La İlahe İllallah Hu Allahu Ekber. Allahu Ekber Ve Lillahil Hamd.”

Okunma Sayısı: 1313
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    16.2.2021 15:34:14

    Yazı edibane olmuş.Ya edebiyat bilgi ve zevkim de bir eksiklik ve arıza var,veya makale manadan ziyade süse önem vermiş, yani edebi sanat ağır bas mış.Bu değerlendirmeyi, makalenin bende yaptığı etkiye göre yaptım.Yalnız tasvir ve ifade biçimi gü zel olmuş.Bu gibi yazılar da manaya çok ağırlık ve rilse daha faydalı olur ka naatındayım. Şunuda be lirtmeden geçemiyeceğim Böyle yazılara ihtiyaç var.Kalb ve ruhları neşe lendiren,cuşu huruşa geti ren,şiirlerdeki edebi sanat ve mesajlara her zaman kinden fazla ihtiyaç var diye düşünüyorum.Çünkü maddi hava bozulduğu gi bi manevi hava da iyi de ğil.İnsanların sevince,neşe ye,huzura çok ihtiyaçları var.Gerek nesir ve gerekse şiir yazılarda bu hususları göz önünde bulundurmak lazım diye düşüyorum. Ya zarımızı bu yeni tarz ve us lubundan dolayı tebrik edi yorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı