"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Okuma” her yerde devam ediyor

Nejat EREN
19 Ocak 2024, Cuma
“Nurcuların okumaları, şahsi, toplu, müzakereli, yüz yüze, görüntülü ve canlı olarak yapılmaya devam ediyor. Hanelerde, yollarda, kırlarda, seyahatlerde; otobüslerde, trenlerde, uçaklarda, piknikte, dağda, bahçede, bayırda, yaylada, sahilde. Yurt içinde, yurt dışında, artık İnternetlerde de kesintisiz devam ediyor. Nurcuların olmazsa olmazları, Başta Kur’an, Cevşen, Evradlar ve Kırmızı Kitapları devamlı okumaktır.”

Nejat Eren - Gebze

2023’ün son iki gününde ve 2024 yılının ilk günü olan 30-31 Aralık 2023 ile 01 Ocak 2024 tarihlerinde ülkenin çeşitli bölgelerinden gelen elliye yakın, yetişkin genç kardeş ve ağabeylerle üç gün dolu dolu ve derinlemesine araştırma ve müzakereyle geçen bir “yetişkinler programına” katılmak nasip oldu.

Çok değerli bilgi ve tecrübeleri kardeşçe ve samimice paylaştık. Gebzeli ev sahibi dostlarımız da Allah razı olsun çok güzel bir organizasyon yapmışlar. Ders konularıyla, 3 katlı çok yönlü dershaneleri ve külliyeleri ile her şey nizamlı, intizamlı ve dakik olarak uygulandı, çok memnun olduk. Bu güzel faaliyeti Yeni Asya’nın vefakar okuyucuları, abla, bacı, ağabey ve dava adamları, kardeşlerimizin de hissesi ve duası olması niyeti ve beklentisiyle kısaca paylaşmak istedik.

İslâm’ın ilk emri “oku!” Bir mü’min olarak, Ümmi Resulün ümmeti olarak İlâhî emre imtisal edip “Okumaya” çalışıyoruz. Kâinatı, olayları ve insanlığın her halini okuyan, tefekkür eden, düşünen, fikir üreten bir nesil bırakan son Peygamber varisi Bediüzzaman’a minnettarız. Hz. Muhammed’e (asm) ve manevî evladına layık olmaya çalışıyoruz.

Yeni Asya gibi Başyazarı Bediüzzaman olan hak ve hakikati savunan bir gazetenin okuyucusu olma bahtiyarlığıyla Allah’a sonsuz şükrediyoruz. Cemaatimizle iftihar ediyoruz. 

Okumak, kâinatı okumak, kendini okumak, hadiseleri ve hakikati okumak. Risale-i Nur Külliyatı ile hemhal olmaya çalışıyoruz. Tarihe, istikbale “Okuma, yazma seferberliğiyle” not bırakmak gayretindeyiz. Bu inançla 2023 Aralık ayının son günlerinde ve 2024 ilk gününde “Yetişkinler Okuma Programı” için Gebze’deydik.

Kırmızı kitaplar

Nurcuların okumaları, şahsi, toplu, müzakereli, yüz yüze, görüntülü ve canlı olarak yapılmaya devam ediyor. Hanelerde, yollarda, kırlarda, seyahatlerde; otobüslerde, trenlerde, uçaklarda, piknikte, dağda, bahçede, bayırda, yaylada, sahilde. Yurt içinde, yurt dışında, artık İnternetlerde de kesintisiz devam ediyor. Nurcuların olmazsa olmazları, Başta Kur’an, Cevşen, Evradlar ve Kırmızı Kitapları devamlı okumaktır.

Gebze Yeni Asya Okuyucuları tarafından tertip edilen “yetişkinler okuma programı” bunlardan birisiydi.

Üç gün boyunca güzel bir mekânda güzel insanlarla bu yerine getirildi. Baylar ayrı, bayanlar ayrı olarak 70’e yakın Risale-i Nur okuyucusu kendi merkezlerinde ayrı mekânlarda beş konuşmacı ve ders okuyup sunum yapan olarak güzel bir programı icra edildi. Şahıs, aile, toplum, ülke ve insanlık adına güzel bir örnek faaliyet. Bu tür güzel faaliyetlerin Anadolu’nun her tarafında devam etmesi için dua ve temennilerde bulunuldu. Bu tür hizmete yönelik faaliyetlerin hem aşk ve şevki arttırdığı ve de müfritane irtibatı sağladığı konusunda ortak fikre varıldı. Farklı hizmet merkezlerinde böyle güzel bir faaliyetlerin arttırılması temennisinde bulunuldu.

Ehl-i dünya sefahat ve zevk peşinde koşarken Nur’un müstahzarları kâinatın güneşi ve nuru olan Kur’an ve İslam davasında her türlü şartlara ve zorluklara rağmen bir araya gelmeleri çok önemli bir olaydır.

Konuşmacılarımız konularına hakim güzel hazırlanmışlardı. Program sonunda yapılan değerlendirmelerde herkes son derece memnuniyetini dile getirdi. 

“Risale-i Nur’da evrad ve ezkar”

İlk ders, aynı zamanda ev sahibi Ali Demir’in konusu, “Risale-i Nur’da evrad ve ezkar” olarak seçilmişti.

EVRAD: Îtiyâd ve vazîfe olarak devamlı yapılan ibâdet, tesbih ve duâlar. EZKAR: Zikirler, anmalar, hatırlamalar. Allah’ın isimlerini ve belli duâları okumak sûretiyle yapılan zikirler.

Bediüzzaman’ın; “Bir evrad olarak Risale-i Nur’un külliyatının hususî menba ve madenleri olan binden ziyade âyât-ı Kur’âniyeyi, kendi Kur’ânına işaretler koyup bir Hizb-i Âzam-ı Kur’ânî yaptığına, Bedîüzzaman Hazretleri “Evrâd-ı Kudsiye” namıyla andığı bu duâ, “Şah-ı Nakşibendi’n kudsî bir evrâdıdır ki, Hazret-i Peygamber Aleyhisselâtü Vesselâm’dan âlem-i mânâda ders almış” Bahaiye virdime, o meleklerin, Nurların intişarına muavenetleri niyetiyle, ilhak eylediğini bazı ehemmiyetli virdleri okuduğunu belirtti. Nur Talebelerinin de bunu tatbik etmelerinin birçok musibetlerin önlenmesine karşı önemli olduğunun altını çizdi. Bediüzzaman’ın Cevşen’i ve Şâh-ı Nakşibend’in virdini otuz beş seneden beri hergün okuduğunu anlattı. “Yirmi seneden beridir ki, ne vakit sıkılsam ve fikir ve kalbe yorgunluk ve usanç gelse, bu Hizbin bir kısmını mütefekkirâne okumuşsam, o sıkıntıyı ve usanç ve yorgunluğu izale ediyordu.”

Okunması çok faziletli olan kitap ve duaları şöyle listeledi: Bin hâsiyeti bulunan Cevşenü’l-Kebîr’i, dünyevi fayda ve amaçlarla okumanın doğru olmadığını belirtti. Cevşen ve Evrad-ı Kudsiye-i Şah-ı Nakşibend, Delâil-i Hayrât, Delaili’n-Nur, Dua-i Tercüman-ı İsm-i Azam, Evrad-ı Bahaiyeyi, Hizbi Envari’l Hakaikin’ Nuriye CEVŞEN’ÜL KEBİR, Hizb-i Kur’ân, Hizbü l-Ekber-i Kur’âniyeyi, Hizbü’l-Kur’anü’l-Muazzam’ın, Hizbü’l-Virdi’l-Ekber, Hizbü’l-Ekber-i Nuriye, Hülasat’ül Hülasa, İsm-i a’zam içinde bulunan altı İsmi, Münacat’ül-Kur’an Hz. Osman’ın (ra) Kur’an’ın harika belagatindeki i’caz, Münacat-ı Veysel Karani Üveysü’l-Karânî’nin nidâsı. Sekine-i Kudsiye olan İsm-i Âzamı, yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa dâimi vird eden Risale-i Nur müellifinin isimlerine tevafuk sırrıyla parmak basması, Süryânîce “Bedî” demek olan Virdü’l-a’zam, Yüz hâsiyeti ve faydası bulunan Evrâd-ı Kudsiye-i Şah-ı Nakşibendi’yi Risale-i Nur, Kur’an’ın tefsiri olduğundan, Kur’an’ın hususiyetlerine kısmen mazhar olmuştur. Kur’an okumak gibi sevabı da vardır. İçinde ismullah çok sık tekrarlandığından, zikir yerine de geçer.” şeklinde özetledi.

Korku ve tama

İkinci sunumu Cenk Çalık yaptı. Konusu ise “Korku, hiss-i havf ve tama” idi. Sunumun özetle başlıkları ise şöyleydi:

* Allah korkusu ve din sayesinde her türlü rezaletin önü alınabileceği belirtildi.

* Bediüzzaman aleyhinde hükûmet eliyle yaptırılan propaganda ve tazyiklerle her tarafa dehşetlere karşı korkusuz duruşuna değinildi. Bediüzzaman, beşeri, Risale-i Nur’la sefâhet ve dalâletten kurtarırken, korku ve dehşet vermek tarzını tâkip etmediği, gayr-i meşru bir lezzetin içinde, yüz elemi gösterip hissi mağlûp ettiğini, kalb ve ruhu hissiyata mağlûp olmaktan muhafaza ettiği vurgulandı.

* Felsefenin, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlük olduğu, iman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlük olduğu nazara verildi.

* Hubb-u câh yerine, Allah’a imanın bir mânâsı olan rızâ-i İlâhî’yi; havf ve vehim yerine kadere imanı hayatımızda tatbik edilmesine dikkat çekti. İnkılâb-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın, dinde hissesi, beytü’l-ankebut gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur; taklittir, onu telâşa düşürttürür. Zira itimad-ı nefsin fıkdanı ve aczin vücudu cihetiyle, saadetini yalnız hükûmetin cebinden zannettiğinden; kalbini, aklını da hükûmetin kesesinden tahayyül eder, korkar. (Münazarat)” hakikatini okudu.

* İnsanın en zaif damarının birinin korku olduğu, diğerr zaif damarının da “derd-i maişet ve tamahla” kuvvetlendiğine dikkat çekti. İnsanın yaratılışında verilen havf ve muhabbet hislerinin yanlışa âlet olabileceği, netice olarak Bediüzzaman’ın halktan havfın, korkunun elîm bir belâ, halka muhabbetin de belâlı bir musibet olabileceği izah edildi.

* İstikbal ve mazinin olay ve tasavvurlarıyla hüzünlenip kederlenmenin insan hayatını rahatsız edeceği belirtildi. İnsanı, bu havf ve hüzünden kurtaracak çarenin Kur’ân hakikatleri olacağı belirtildi. Ayete: “Bilin ki, Allah’ın dostları için ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar.” (Yûnus Sûresi, 10:62)

* Ölümü bir yok olarak görmenn korkusuna dikkat çekildi.

* Risale-i Nurlara, dinsizlik taassubuyla değil, korku cihetiyle ilişildiğine vurgu yapıldı. Bu vatanın belâlardan muhafazası için Risale-i Nurların kat’î bir vesile olduğuna vurgu yapıldı.

* Hâlık-ı Zülcelâlinden havf etmek, O’nun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demek olduğu, havf bir kamçı olup, onun rahmetinin kucağına attığı hakikati dile getirildi.

Netice de Hz. Peygambere devamlı salât ve selâm edilirse o salâtların bizleri bütün korku ve âfetlerden kurtarabileceği, bütün ihtiyaçların giderilebileceği, bütün günahlardan temizlenip, hatâlarımızın bağışlanabileceği hatırlatıldı.

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 2109
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı