"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sorgulamak veya nefis muhasebesi

20 Ekim 2020, Salı
Sorgulamak veya nefis muhasebesi zor iş.

Hayat ve insanlık için de çok gereklilik. Önemli olan, insanın kendinden başlayıp, dış hadiseleri de akıl, mantık süzgecinden geçirip değerlendirmesidir.

İslâm’da nefis muhasebesi insanın kendiyle hesaplaşması açısından önemli bir esas. Günlük hayatta karşılığı “sorgulama, özeleştiri, otokritiktir. Akıllı, inançlı bir insan, neyi, ne zaman, niçin, kime, nasıl ve nedenlerini muhakemeli sorgulayabilirse doğruyu yapar. Bunun neticesinde de hayattan ders alıp, Yaratanıyla bağı iyi kurar. Kendini kontrol eder. Haddini bilmek, bir bakıma Hakk’a razı olmaktır. Teslimiyet, afakilikten, dış hadiselerden enfüsüliğe, yani kendine dönmektir. Esas sorgulama kişinin kendi vicdanıyla hesaplaşmasıdır. Kusurları hem “Hakk’a” hem de “halka” karşı itiraf etmek büyük bir fazilettir.

Dış dünyada sorgulamak ise, hakkı bulmak, adaleti sağlamak, hukuku korumak, meşrû sınırlar içerisinde kalmak için olmalıdır. Bu da müsbete odaklanmakla olur. Menfi sorgulama; amacı ve haddi aşmak, şüphe, itham, iftira, saldırı, hakka tecavüz, karalama, yıkım, tahribata giden yol olabilir.

Kendisinin dışında herkesi suçlayan bir “ruh hali” tedaviyi gerektiren ciddî bir problemdir. Bu sapma, Allah korusun, bilerek veya bilmeyerek, kaderin sorgulanıp, suçlanması faciasına gidebilir.

Bu konuda insanlığa da doğru çözüm ve rehberliği yapacak örneği Risale-i Nurlar ve Bediüzzaman’da bulmak mümkün. Mu- sîbet ve felâketlerin kalın gaflet perdeleri yıktığı gerçeğiyle insanlığın sorgulaması konusu İkinci Dünya Savaşı’nın neticeleriyle konu şöyle tesbit ve tarif edilmektedir: “Nev-i beşer, bu son Harb-i Umuminin (2. Dünya Savaşı) eşedd-i zulüm ve istibdat ile ve merhametsiz tahribat ile… Büyük tahribatlarını tamir edememelerinden gelen dehşetli vicdan azaplarıyla ve dünya hayatının bütün bütün fani ve muvakkat olması ve medeniyet fantaziyelerinin aldatıcı ve uyuşturucu olması umuma görünmesiyle ve fıtrat-ı beşeriyedeki yüksek istidadatın mahiyet-i insaniyesinin umumî bir surette dehşetli yaralanmasıyla ve ebedperest hissiyat-ı bakiye (ebedî var olma duygusu) ve fıtrî aşk-ı insaniyenin heyecan içinde uyanmasıyla ve gaflet ve dalâletin en sert, sağır olan tabiatın Kur’ân’ın elmas kılıncı altında parçalanmasıyla ve gaflet ve dalâletin en boğucu aldatıcı en geniş perdesi olan siyasetin ruy-i zeminde pek çirkin, pek gaddarane hakikî sureti görünmesiyle; elbette ve elbette, hiçbir şüphe yok ki… nev-i beşer, maşuk-u mecazisi olan hayat-ı dünyeviye böyle çirkin ve geçici olmasından, fıtraten beşerin hakikî sevdiği ve aradığı hayat-ı bakiyeyi bütün kuvvetiyle arayacak.” (Bediüzzaman Said Nursî, Sikke-i Tasdik-i Gaybi S: 9)

An itibariyle menfilikler maalesef piyasaya hâkim görünüyor! Bunda medyanın “tarafgirlik ve menfaat odaklı” görüntüsünün tesiri büyük. Olumsuzluklardan kişi, aile, hele de çocuk ve gençlerimizin menfi yönde etkilenmemesi mümkün değil. Kaybolan değerler, yıkılan aileler, masum kurbanlar. Hanelere düşen kor ateşler, adaletsizlik, hukuksuzluk ve haksızlıklarla meydana gelen sayısız mağduriyetler. Toplum olarak, bunca felâketlerin sebeplerini arayıp bulmak ve çözüm üretmek için, vicdanî bir değerlendirmeyi yapmayacak mıyız?

Cenab-ı Hakk’ın bizlere ihsan ettiği bu kadar nimetlere karşı, aynı vatanı paylaştığımız binlerce insanın İslâm dışı, hukuk dışı, ahlâk dışı hayat tarzı, karşısında bir müsbet tepki ortaya koymayacak mıyız?

Bu asrın dehşetinin herkesi saran derin “gaflet” belâsından bir an için uzaklaşıp, hatalarımızı anlayarak kendimize dönmemiz zamanı değil mi? Her alanda bir samimiyet testi ve “sorgulama gerekmez mi?

Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımızın daha da tehlikeli olacağı sinyallerini veriyor. Bütün bunlara karşı, başta ebeveynler olmak üzere; kanaat önderleri, cemaatler, eğitimci, siyasetçi, medya mensubu, idareci, bürokratlar, kendini ve haddini bilen herkesin bir farkındalığa ermesi zamanı gelmedi mi?

Evet, bütün bunca yaşananların ciddî manada topyekûn olarak “sorgulanması!” gerekiyor. Fakat doğru tarz, açı, mantık ve akılla! Sır perdeleri ve püf noktalarını bulma ve açma gayretiyle! Kendinden başlayarak, dağıtmadan, sapmadan, sapıtmadan, haddi aşmadan, karalamadan, hafife almadan. Objektif, ilmî, dinî, insanî, eğitim ve tamir açısından bakarak.

Cenab-ı Hak, nefislerimizi, evlâdü iyalimizi, dostlarımızı, milletimizi ve insanlığı her türlü felâketlerden korusun. Gerçek bir nefis muhasebesini yapmayı nasip etsin. Âmin. Hepimize basiret ve feraset versin. Bizlere, gerçek insan ve kul olmanın gereğini icra ettirsin. Dengemizi bozmasın, sağlık ve huzurumuzu kaybettirmesin, devam ettirsin. Amin.

Okunma Sayısı: 1749
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı