"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ramazan, Kur’ân’ın nüzûl ayıdır!

Prof. Dr. İlyas Üzüm
24 Mart 2024, Pazar 00:56
RAMAZAN RİSALESİNDEN GÜNLÜK MESAJLAR

Said Nursi Ramazan Risalesinin Altıcı Nüktesinde, “Ramazanı Şerifin Kur’ân-ı Hakim’in nüzulüne baktığı cihetle ve Ramazan-ı Şerif Kur’ân-ı Hakim’in en mühim zamanı nüzulü olduğu cihetinde çok hikmetleri bulunduğunu” ifade ediyor. Beş kısa paragraf halinde bu hikmetlerden birisini açıkladığı metnin ilk parçasında şunu dile getiriyor: 

“Kur’ân-ı Hakîm, madem şehr-i Ramazan’da nüzul etmiş. O Kur’ân’ın zaman-ı nüzulunu istihzar ile, o semâvî hitabı hüsn-ü istikbal etmek için Ramazan-ı Şerifte nefsin hâcât-ı süfliyesinden ve mâlâyâniyat hâlâttan tecerrüt ve ekl ve şürbün terkiyle melekiyet vaziyetine benzemek ve bir surette o Kur’ân’ı yeni nâzil oluyor gibi okumak ve dinlemek ve ondaki hitâbât-ı İlâhiyeyi güya geldiği ân-ı nüzulünde dinlemek ve o hitabı Resul-i Ekremden (asm) işitiyor gibi dinlemek, belki Hazret-i Cebrâil’den, belki Mütekellim-i Ezelîden dinliyor gibi bir kudsî hâlete mazhar olur. Ve kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek ve Kur’ân’ın hikmet-i nüzulünü bir derece göstermektir.”1

Görüldüğü gibi metin bir cümle olmakla beraber iç içe birçok hakikati yansıtıyor. Basit olarak çözümlemek ve pekiştirmek üzere tekrarlamak gerekirse müellif şunu söylüyor: a) Kur’ân-ı Hakîm Ramazan ayında nüzul etmiştir, b) Ramazan ayı bunu zihne getirmeye vesiledir, c) Kur’ân’ın nüzulünü zihne getirince, bunu manen karşılamak için insanın nefsin süfli ihtiyaçlarını bırakması, yeme-içme gibi durumları geçici olarak terk edip melek gibi bir hali takınması gerekir, d) böyle bir hale ulaşan kimse Kur’ân adeta yeni nazil oluyormuş gibi Kur’ân’ı dinlemeye elverişli hale gelir, e) Kur’ân’ı dinlemeye elverişli hale gelen bu kimse onu adeta; aa) adeta Resul-i Ekrem (asm)’dan, bb) yahut Cebrail (asm)’dan, cc) yahut Mütekellim-i Ezeli olan Allah’tan dinliyor gibi kutsi bir hale girer, girebilir veya girmelidir. 

Bakıldığında bu ifadelerin Ramazanın nasıl kutsi bir ay olduğuna, orucun nasıl özel bir değer taşıdığına, müminin Kur’ân’ı dinleme usulünün nasıl olması gerektiğine dair çok özgün vurgular ihtiva ettiği görülüyor. Her şeyden önce hemen herkesin bildiği “Kur’ân Ramazan ayında nüzul etmeye başlamıştır” bilgisinin kuru bir bilgi olarak kalmaması gerektiği anlaşılıyor. Yani bu bilgi ya da bu vakıa mümini zihnen asırlar öncesine götürerek Kur’ân’ın nüzulünü tasavvur etmeyi gerektiriyor. Onun ezeli ve ebedi bir hitap olduğunu düşünerek müminin Kur’ân’ın bugün iniyormuş gibi kendisine ilahî mesajlar sunduğunu hatırlaması icap ediyor. Kur’ân’ın nüzulünü karşılamak üzere kutsi bir hal almak de için mâlâniyâttan ve süfliyattan uzak olması, bir nevi melek vaziyeti alması şart görünüyor. Bunu da oruç ibadeti sağlıyor.

Metindeki en çarpıcı ve etkileyici hususlardan birisini Kur’ân’ın nasıl dinlenmesi gerektiğine dair sunulan üçlü kategori teşkil ediyor: Sanki Kur’ân’ı Resul-i Ekrem (asm) okuyor ya da tebliğ ediyor gibi dinlemek, yahut ikinci mertebe olarak bizzat Cebrail (asm) okuyor veya Peygamber-i Zişan’a tebliğ ediyor gibi dinlemek, son merhale ise Kur’ân’ı bizzat Mütekellim-i Ezeli olan Allah’tan işitiyor gibi bir hale bürünerek dinlemek! 

Dipnot:

1- Mektubat (İstanbul 2020, YAY), s. 398.

Okunma Sayısı: 1204
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı