"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mizah, hiciv ve kutsal değerler -2

Mustafa Tahir ERKUL
20 Temmuz 2026, Pazartesi
Tebük Seferi sırasında münafıklardan bir grubun Hz. Peygamber -Aleyhissalatu Vesselam- ve hafız sahabîler (rh) hakkında alaycı konuşmalar yapması üzerine Tevbe Suresi 65-66. ayetleri inmiştir.

"Biz sadece lafa dalmış eğleniyorduk" şeklindeki mazeretleri Allah tarafından reddedilmiş ve dinî değerleri eğlence konusu yapmanın imana verdiği açık zarar (küfür niteliği) ortaya konmuştur (Vâhidî, Esbâbü’n-Nüzûl).

İmam Malik gibi mezhep imamları, bir kimsenin "şaka yapıyordum, amacım hakaret değildi" demesinin onu dini ve hukukî sorumluluktan kurtarmayacağını; dinin şiarlarıyla alay edilmesinin (istihza) kamu düzenini bozan bir cürüm olduğunu belirtmişlerdir (Kadı İyâz, eş-Şifâ).

Günümüz dünyasında kutsala yönelik laubalilik ve sınır ihlalleri, toplumsal barışı ve inanç hürriyetini doğrudan hedef alan birer kültürel erozyon aracı haline gelmiştir.

Modern Dönemdeki Popüler Meşrulaştırma Çabaları

Bu durum, Deniz Göktaş olayı üzerinden sıklıkla öne sürülen iki popüler argümanla meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır:

1. "İfade özgürlüğü" yanılgısı:

İslâm, adalet adına hak sözü söylemeyi emreder; ancak hakaret, istihza ve tahkiri bir özgürlük alanı olarak tanımaz. Modern hukuk sistemleri de bu sınırı net bir şekilde çizer. Nitekim Türk Ceza Kanunu (TCK 216/3), "Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" hükmüyle inanç hürriyetini ve kamu düzenini güvenceye alır.

2. "Asıl zarar veren dindarlardır" tezi:

Bazı çevrelerin, dindarların veya dinî kurumların eksikliklerini öne sürerek kutsala yapılan saygısızlıkların görmezden gelinmesini istemesi büyük bir safsatadır. Şahısların hatası dine kesilemez. Müslümanların yanlışları eleştirilebilir ve devamlı olarak eleştirilecektir de. Ancak bu durum dinin aslına, ayetlerine veya Peygamberine (asm) yönelik alaycı saldırıları meşrulaştırmaz. "Başkaları daha büyük zarar veriyor" diyerek apaçık bir saygısızlığı normalleştirmek, mü’minin izzetine yakışmayan bir teslimiyetçiliktir.

Sonuç olarak; gerek semavî dinlerin kadim mirası ve Hz. Peygamberin (asm) uygulamaları, gerekse modern iç hukuk normları, özgürlüğün sınırının başkalarının haklarının başladığı yer olduğu konusunda tam bir mutabakat halindedir. Dinî değerleri eğlence malzemesi yapan zihniyeti "ifade özgürlüğü" saymak adalete; dindarların eksikliğini bahane edip bu saygısızlığı "görmezden gelmek" ise dinin izzetine ve hukukun mantığına sığmaz. Mü’minin ve sağduyulu bir vatandaşın vazifesi, popüler kültürün laubaliliğine karşı inanç değerlerini hem ahlâkî vakarla hem de hukukî meşruiyet zemininde müdafaa etmektir.

Okunma Sayısı: 618
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı