Yazının başında öncelikle ifade edeyim. Bu ülkede terörsüz Türkiye’yi istemeyen vatanperver kimse çıkmaz. Terörsüz ve huzurlu bir Türkiye istenmez mi? Can-ı gönülde istiyoruz. Fakat!..
Bu girişten sonra asıl yazımızın konusunda gelelim.
TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş geçen hafta yaptığı açıklamada Terörsüz Türkiye kapsamında “münfesih örgüt” ifadesini kullanarak, çoğu insanın gözünden kaçan bir af meselesi ile affa kılıfı da ortaya koymuş oldu. Hâlbuki pişmanlık duyan, gelip teslim olan örgüt mensupları için zaten bir uygulama var. Böyle olmasına rağmen Meclis Başkanı Kurtulmuş’un bu ifadeyi kullanması oldukça düşündürücü.
Kurtulmuş “münfesih örgüt” ifadesinin de yer aldığı açıklamasında; “Bu yasa münhasır ve geçici bir yasa olacak. Münfesih terör örgütü üyeleriyle ilgili bir yasa. İlanihaye olmayacak. Belli bir süre verilecek. Gelip silahı bırakan, örgütsel faaliyetlerden vazgeçtiğini ilan eden mensuplar bundan istifade edecek”1 diyor.
Bu cümlede geçen en önemli ifade, “münfesih örgüt” ifadesi! Meclis Başkanı Kurtulmuş bu ifadeyi neden kullanıyor? Düşünen beyinler bunu tahmin edebiliyor. Eli kanlı, bebek katledenlere af çıkaracaklar. Ama bir de işin öbür tarafı var, terör örgütü denilen başkaları da var.
Bediüzzaman’ın Ticanî meselesinde Menderes’i ikaz ettiği “Birisinin hatasıyla başkası mesul olmaz” İlâhî ölçüsüyle ve “suçun şahsîliği” ilkesiyle bakıldığında, Binali Yıldırım’ın “at iziyle it izi karıştırıldı” tespit ve rahatsızlığına rağmen suçla (altını çizerek ifade edelim, suçla) ilgisi olmamasına rağmen bu kapsama girenler var. Anlaşılan Münfesih Örgüt vurgusu ile -altını çizerek ifade ettiğim- suçla ilgisiz de olsalar kapsam dışı bırakılmak isteniyor.
Bu iki açıdan da yanlış: Suç işleyene cezanın verilmesi adalettir, suçla ilgisize hakkının verilmesi adalettir, demokrasinin gereğidir. Bu yazının amacı bu değil, münfesih örgüt(!) konusu.
Evet, hepimiz biliyoruz ki, münfesih denilen bu terör örgütü, bu ülkenin 42 yıldır başına bela edilen, BOP planını rahatça uygulamaya, Türkiye’nin direncini kırmaya, kaynaklarını harcatıp zayıf bırakmaya, Doğu ve G. Doğu Anadolu bölgesinde, yatırımlar yapılmasını engellemeye, Türkiye’nin İslâm ülkeleriyle ilişkisini kesmeye yönelik eli kanlı cani, Marksist, ateist, dinsiz ideolojik taşeron, BOP’çuların bunlara yüklediği bölücü Kürtçülük misyonunu üstlenmiş olan terör örgütüdür. İsrail’in Epstein şantajlarıyla veya başka şekillerde ele geçirdiği MOSSAD-CIA-ABD’nin yapılandırdığı ve finanse ettiği taşeron bir terör örgüttür. “Hareketi kendinden” yani müteharrik-i bizzat bir örgüt değildir.
Bu terör örgütü İsrail’in bebekleri katlettiği gibi Başbağlar’da ve birçok yerde bebekleri katletmiş, Aybüke, Ayşenur, Yasemin, Neşe öğretmenleri, askerimizi, polisimiz göz kırpmadan şehit etmiş olan, Müslüman ve Kürt insanlarımızı kendisine destek vermediği için katleden bir örgüttür. Binlerce vatanperver Müslüman Kürt insanımızın evladını, zorla, tehditle dağa çıkartıp İsrail emellerine alet eden bir terör örgütüdür. Sürekli korku anarşi iklimi oluşturarak, ülkenin ve bölgenin gelişmesine engel olan, vatanperver Müslüman Kürdü; evini, barkını terk ederek Batı bölgelerine göç etmek zorunda bırakan örgüttür.
Daha önce ASALA terör örgütüne yüklenen misyon, onun yerine ikame edilen PKK terör örgütü ile devreye konulmuştur.
Dipnot:
1- https://www.tbmm.gov.tr/Haber ve Medya