"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Duymanın nimeti

Servet GİRASUN
20 Temmuz 2026, Pazartesi
Bazı nimetlerin kıymetini, ancak o nimete kavuşan bir insanın sevincine şahit olduğumuzda yeniden fark ederiz.

Geçtiğimiz günlerde vakfımızın destek verdiği küçük bir kız çocuğuyla ilgili güzel bir haber aldım. İşitme cihazı sayesinde ilk defa çevresindeki sesleri daha belirgin duymaya başlamıştı. Bu haberi bana anlatan arkadaşlarımızın sesindeki heyecan ve mutluluk, en az o küçük kızın sevinci kadar etkileyiciydi. Sanki onun mutluluğunu kendi mutlulukları gibi yaşıyorlardı.

Biz de bu haberi duyunca tarif edilmesi güç bir sevinç hissettik. Çünkü bir çocuğun dünyasının biraz daha aydınlanmasına vesile olmanın huzuru, kelimelerle anlatılacak gibi değildi. O an bir kez daha anladım ki, bazen bir nimete kavuşan sadece bir insan olmaz; o nimete vesile olan gönüller de aynı sevince ortak olur.

Sonra kendi kendime şu soruyu sordum: Acaba biz, her gün sahip olduğumuz nimetlerin ne kadar farkındayız? Sabah ezanını işitebilmek… Anne babamızın sesini duyabilmek… Çocuklarımızın “Baba!” diye seslenişini işitebilmek… Yağmurun sesini, rüzgârın uğultusunu ve kuşların cıvıltısını dinleyebilmek… Bütün bunlar bize o kadar sıradan geliyor ki, çoğu zaman bunların ne kadar büyük bir nimet olduğunu unutuyoruz.

Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım.” (İbrahim Sûresi: 7)

Resûl-i Ekrem (asm) ise şöyle buyurur: “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikāk, 1)

Bediüzzaman Said Nursî de insanın alışkanlık sebebiyle nimetleri fark edemediğine dikkat çekerek şöyle der: “Ülfet ve âdet ve yeknesaklık perdeleri altında çok hârika hakikatler gizleniyor.” (Emirdağ Lâhikası, s. 452.)

Gerçekten de alışkanlık, nimetlerin üzerini örten görünmez bir perde oluyor. Her gün duyduğumuz sesler bize sıradan geliyor. Hâlbuki işitmek; görmek ve nefes almak gibi, her an şükredilmesi gereken büyük bir İlâhî ihsandır. Şükür, sadece dil ile söylenen bir “elhamdülillah” değildir. Asıl şükür; nimetin farkına varmak, onu yerinde kullanmak ve o nimetin gerçek sahibini unutmamaktır.

O küçük kız çocuğu belki farkında olmadan hepimize bir ders verdi. Onun yaşadığı sevinç, belki de bizim üzerimizdeki ülfet perdesini araladı. İşitmek sadece sesleri duymak değildir; bazen bir annenin duasını işitebilmektir, bazen bir mazlumun sessiz feryadına kulak verebilmektir, bazen de Kur’ân’ın çağrısını ve vicdanın sesini duyabilmektir. O gün küçük bir kız daha iyi duymaya başladı. Ama belki de asıl işiten, onun sevincine ortak olan gönüllerdi. Belki bugün hepimiz, duyduğumuz ilk sese bir an durup şükretmeli ve içtenlikle şöyle diyebilmeliyiz:

“Elhamdülillah... Rabbim bana işitme nimetini lütfetti.”

Okunma Sayısı: 636
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. Tan

    20.07.2026 09:28:02

    kendilerine verilen nimetlerin değerini bilen ve yerli yerinde kullananlara selam olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı