"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gönül ister ki!

29 Ağustos 2020, Cumartesi
Nimeti Allah’tan bilmek, nimetlerden ayrılıklarda veya nimetlere ara verildiğinde Müslümanın hayatında en büyük alınacak dersler biridir. Eğer doğrudan doğruya nimetlerin Allah’tan geldiğini anlayabilir, hissedebiliyorsak...

Hastalık perdelerinin arkasına bazı zamanlar saklandırılan, sıhhat ve afiyeti kendimizden bilmeyi bir anda ve kesin bir anlatımla anlıyoruz ve başkalarına da anlatıyoruz. Elhamdülillah sıhhat ve afiyeti bize ihsan ve ikram ederek veren Zat-ı Kerîm bizlere sıhhat ve afiyetin kıymetini anlamamız ve kimden geldiğini bilmemiz için hastalıkları verdi, diyoruz.

Hayata müsbet bakan her menfiliği yener ve daima kazanır. Kazanmak ise her zaman vücudî bir varlık olarak düşünülmemelidir. Bir küçük menfaate, bir bakışa, bir tatmaya kazanç olarak bakmamalıdır.

Nimetlerin kıymeti esasında bizlere haber edilmeden verilen akıl nimetinin ihsaslarının hayat boyu; ikaz ve ihtarlarından daima ders alınarak anlaşılabilmelidir. Fikir haline gelmiş, kafaya dank etmiş hayat tecrübelerini, birer İlâhî ikaz görmek akıllı insan için çok zaif kalır. Önemli olan en küçükten, en büyüğüne bütün ikaz ve ihtarların O’ndan ve habersizce geleceğini bilerek Allahuekber’i ilk, evvelâ zikredebilmek, söyleyebilmektir.

Eğer hayatı her türlü kademesinde ve safhasında Rabbimizin tasarrufunda görebilsek, tasavvur ve nazarlarımızda O’nu ertelemesek en küçük bir mikropla telâşlanmaz ve yine en büyük hadiseler karşısında da Sübhanallah, Barekallah nidalarıyla İlâhî emirlerin icraatı karşısında eksik, noksan ve geri adımlar atmayız…

İmanımızın kuvveti bizi, nefsimizi, şeytanımızı ve mü’minleri ve insanlığı bize anlatma ve tahlil etmede yine bize en büyük yardımcı ve rehberdir. 

Bu küçük mikyas ile nebilerin ve resullerin bizim için ne kadar büyük menfaati, faydalı işler yaptığını bilmemiz lâzım, dinin varlığına ve elçilerin izahlarına ne kadar şükretsek az olduğunu muhakkak bilmemiz lâzım.

Günahlardan çekinen, hayatını farzlarla ve sevaplarla süsleyen kimseye Zat-ı Hayy-ı Kayyum’un düşünülmesi, O’nun varlığının hatırlanması bile büyük bir zevk ve lezzet verir… Ve bu düşünüşün neticesi zerre kadar bir lezzet ve zevk dünya adına dünyalarla lezzet ve keyfe kâfi gelir, mukabil olur. Devam etmeyen ve verenin varlığı bilinmeyen lezzet ve zevk olamaz, kısık kalır, yoktur.

Ahiret için daimî olsa da dünya hayatı için de iman şuuru esastır. İmanın verdiği lezzet, zevk ve menfaatler bakidir, bakiye bakar ve bekayı isterler. Gönül ister ki bu dünyadaki bütün isteklerimizin her yönü bekaya baksın ve Baki-i Hakiki’ye göre olsun. İnşallah…

Okunma Sayısı: 856
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı