"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur'ân ve kâinat aynı kalemden

Risale-i Nur'dan
08 Mart 2021, Pazartesi
Şeriat-ı Muhammediyede (asm) öyle bir ihata, bir ulviyet, bir hakkaniyet görünüyor ki kâinatı halk ve tedbir edenin kaleminden çıktığını gösterir.

İSLÂMİYET, KÂİNATI YARATANIN BEYANNAMESİ

(Dünden devam)

Altıncı Esas: Hem o, melek, cin ve beşerin seyyidi olan zat, şu kâinat ağacının en münevver ve mükemmel meyvesi ve rahmet-i İlâhiyenin timsali ve muhabbet-i Rabbaniyenin misali ve hakkın en münevver bürhanı ve hakikatin en parlak siracı ve tılsım-ı kâinatın miftahı ve muamma-i hilkatin keşşafı ve hikmet-i âlemin şârihi ve saltanat-ı İlâhiyenin dellâlı ve mehasin-i sanat-ı Rabbaniyenin vassâfı; ve camiiyet-i istidad cihetiyle, o zat mevcudattaki kemâlâtın en mükemmel enmuzecidir. Öyle ise, o zatın şu evsafı ve şahsiyet-i maneviyesi işaret eder, belki gösterir ki o zat kâinatın ille-i gaiyesidir. Yani “O zata şu kâinatın Hâlıkı bakmış, kâinatı halk etmiştir. Eğer onu icad etmeseydi, kâinatı dahi icad etmezdi” denilebilir. Evet, cin ve inse getirdiği hakaik-ı Kur’âniye ve envâr-ı imaniye ve zatında görünen ahlâk-ı âliye ve kemâlât-ı samiye, şu hakikate şahid-i kàtı’dır.

Yedinci Esas: Hem o bürhan-ı hak ve sirac-ı hakikat, öyle bir din ve Şeriat göstermiştir ki iki cihanın saadetini temin edecek desâtiri câmi’dir. Ve câmi’ olmakla beraber, kâinatın hakaikını ve vezaifini ve Hâlık-ı Kâinat’ın esmasını ve sıfâtını, kemâl-i hakkaniyetle beyan etmiştir.

İşte o İslâmiyet ve Şeriat, öyle bir tarzda muhit ve mükemmeldir ve öyle bir surette kâinatı kendiyle beraber tarif eder ki onun mahiyetine dikkat eden elbette anlar ki o din, bu güzel kâinatı yapan Zatın, o kâinatı kendiyle beraber tarif edecek bir beyannamesidir ve bir tarifesidir. Nasıl ki bir sarayın ustası, o saraya münasip bir tarife yapar, kendini vasıflarıyla göstermek için bir tarife kaleme alır; öyle de din ve Şeriat-ı Muhammediyede (asm) öyle bir ihata, bir ulviyet, bir hakkaniyet görünüyor ki kâinatı halk ve tedbir edenin kaleminden çıktığını gösterir. Ve o kâinatı güzelce tanzim eden kim ise, şu dini güzelce tanzim eden yine Odur. Evet, o nizam-ı ekmel, elbette bu nazm-ı ecmeli ister.

Sekizinci Esas: İşte mezkûr sıfatlarla muttasıf ve her cihetle sarsılmaz kuvvetli istinad noktalarına dayanan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, âlem-i şehadete müteveccih olarak, âlem-i gayb namına, cin ve insin başları üzerine ilân ederek, istikbalde gelecek asırlar arkasında duran akvama ve milletlere hitap edip öyle bir nida eder ki umum cin ve inse, umum yerlere, umum asırlara işittiriyor. Evet, işitiyoruz.

Mektubat, s. 232

LÛ­GAT­ÇE:

bürhan: Delil.

enmûzec: Numune, örnek, model.

Hâlık-ı Kâinat: Kâinatın yaratıcısı, Allah.

halk: Yaratmak.

ihata: Kuşatma, sarma.

ille-i gaiye: Asıl sebep, asıl gaye ve netice.

keşşaf: Keşfeden, sırları çözen, gizli manaları ortaya çıkaran.

miftah: Anahtar.

muamma-i hilkat: Yaratılıştaki sır ve gizlilikler.

nazm-ı ecmel: En güzel tertip, en güzel söz, diziliş (Kur’ân, Şeriat).

sirac: Lamba, meş’ale, ışık.

şârih: Şerh eden, açıklayan, izah eden.

tılsım-ı kâinat: Kâinatın tılsımı, sırrı, şifresi.

vassâf: Vasıflandıran, bir şeyin vasıflarını, özelliklerini bildiren.

Okunma Sayısı: 1772
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı