"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ressam İsmail Özdemir: Üstadı anlatma fırsatı veriyor

25 Nisan 2020, Cumartesi 00:01
Ressam İsmail Özdemir, “Neden dağ, deniz, kayık resmi çalışmadığımı soruyorlar. Ben de onlara çalıştığım resmin konusu hakkında Üstadın hatıralarından bahsediyorum, Üstadı anlatıyorum. Çalıştığım resmin konuları bana Üstadı başkalarına anlatma fırsatı veriyor” dedİ.

Röportaj: Asım Tongaz

Ressam İsmail Özdemir sadece bediüzzaman Said Nursî ile ilgili resimler yapıyor

Resimlerinizin temasını nasıl seçiyorsunuz?

Zaman ve sağlığım müsaade ettiği sürece Üstadın hatıraları ve yaşadığı yerlerle ilgili resimler yapıyorum ve bu konularla ilgili olarak çalışmalarıma devam etmek istiyorum. Üstadın adının, fikir ve mücadelesinin anlatılmasına ve ilgi çekmesine bu şekilde faydalı olmaya çalışıyorum. Kabiliyeti oranında herkes resim konusunda bir şeyler yapabilir. Gaye topluma veya görenlere bir mesaj vermek olmalıdır. Özellikle Üstadın kaybolmaya yüz tutan hatıralarını resmedip herkesin görmesini istiyorum. Resimlerimin, Üstadı ve hatıralarını başkalarına anlatmaya vesile olmasını hedefliyorum.

Etkilendiğiniz bir ressam var mı?

Ben şimdiye kadar ticaret ile iştigal etmiştim. Resimle hep ikinci derecede meşgul oldum. Resim esas işim ve mesleğim olmadığı için, bir ressamdan etkilenmedim.

Resim yapmak isteyene tavsiyeniz ne olur?

Eğitimini alırlarsa daha iyi olur. Tekniklerini bilmesi gerekir. Yetenekleri varsa iki fırça darbesi ile anlatmak istediğini çok kolay anlatır. Benim hissettiğim, resim yapmak Allah’ın verdiği bir kabiliyettir. Eğer kabiliyet varsa manalar kalbe gelince sen de fırça ile onu tuvale aktarırsın. Resim yapmaya başlamak isteyenlerin sadece bir hevesle bu işe başlamaları yeterli değildir. Bir iddia ve hedeflerinin olması gerekir. Yani anlatmak istedikleri bir şeyler olmalıdır.

Meşhur ressamlar kabiliyetleri kendilerinden zannetmişler ve yanılmışlardır.

İnsan resim yapa yapa kendini geliştirir. Her gördüğü şeye bir sanat nazarı ile bakar. Böylece onların sanatkârını idrak eder. Bu da bir sanat ile meşgul olmanın, resim yapmanın tefekküre bir pencere açtığını göstermektedir.

Kabiliyetler fıtrîdir. Verilme sebebi ise yerinde kullanmak içindir. Bu sorunuzla ilgili olarak yanıma gelen bir genç ile yaptığım sohbeti aktararak devam etmek istiyorum. Güzel Sanatlar Lisesi’nde okuyan bir genç yanıma geldi, resimlerim ile ilgilendi, onunla kısa bir sohbetimiz oldu. Ona dedim: Resim yapma istidadında olan kişi gördüğü güzelliği tuval üstüne yansıtarak bir nevi sürekli kılmaya çalışır. Resme aynı zamanda kendi duygularını ve bakış açısını da katar, dikkatini çeken noktaları vurgular. Gördüğü manzaraları devamlı hale getirmiş olur. Böylece baki manzaralar aklına hayaline gelir. Fıtratının, devamlılığı aradığını fark eder. Yaratıcısını aramaya bir yol açılmış olur.

FARKLI ÂLEMLERE YOLCULUK

Resim yapmaya ne kadar zaman ayırıyorsunuz?

Benim her gün okuma programım var. Bunu haftalık olarak da ifade edebilirim. Yani günlük veya haftalık belirlediğim kadar sayfa Kur’ân ve Risale-i Nur’dan okumam gerekiyor. Resim yapmaya da 6-7 saat zaman ayırıyorum. Sabah saat 11:00 gibi atölyede oluyorum, akşam saat 18:00’a kadar atölyede çalışıyorum.

Eğer evde çalışılacaksa, bir odanın tamamı resim atölyesi olarak kullanılmalıdır. Yağlı boyanın, tinerin kokusu vardır. Evin bütün bölümlerine koku yayılabilir. En iyisi ev dışında bir atölye bulmaktır.

Resim yaparken neler hissediyor, neler yaşıyorsunuz?

Resim yaparken öyle bir halet-i ruhiye oluyor ki, bazen o resimde konu olan hatırayı yaşıyor gibi hissediyorum. Meselâ, bir minare yapıyorum. Üstad bu minare etrafında dönmüş, o bölgede zaman geçirmiş. Afyon’daki evi Isparta’daki evi resme konu ederken, kendimi hep o hatıraları yaşıyor gibi hissediyorum. Üstadın oralarda yaşadığı sıkıntıları hissediyorum. Resim yaparken insan bir konsantrasyona giriyor, kendini farklı bir âlemde hissediyor. Resim yaparken, atölyeme gelenler oluyor, resimlerime bakıyorlar, herkesten farklı çalıştığımı, neden bu konuyu seçtiğimi soruyorlar. Neden dağ, deniz, kayık resmi çalışmadığımı soruyorlar. Ben de onlara çalıştığım resmin konusu hakkında Üstadın hatıralarından bahsediyorum, Üstadı anlatıyorum. Çalıştığım resmin konuları bana Üstadı başkalarına anlatma fırsatı veriyor. Üstadın kaldığı bir evin resmini yaptıktan sonra evimin bir odasına, duvara asmıştım. Bir misafirim böyle bir eski ev resmini niçin yaptığımı sormuştu. Ben de ona Üstad’dan bahsetmiştim. Yaptığım bir resmin Üstadı başka insanlara anlatma fırsatı verdiği için çok sevinmiştim.

Resimlerinizin diğer ressamların eserinden farkı nedir?

Bir anlayış farklılığı var. Ben de manzara resmi yaparım. Fakat farklı bir tarzım var. Benim anlayışım şu; benim resim yaptığım atölyenin diğer odalarında başka resim yapanlar da var. Onlar dağ, deniz, bina resimleri yapıyorlar. Bana göre eserlerimiz ahirete intikal etmelidir. Resimlerimi ahirette de görmek istiyorum. Resimlerim fenaya gitmemeli, ahireti hatırlatmalı, manevî atmosferi yaşatmalıdır. Onlar sanatı sanat için yapıyorlar. Biz ise sanat ile, resim ile hakikatı anlatmaya çalışıyoruz. Cenab-ı Allah herkese bir fıtrat vermiş. İnsanlar bu fıtratı çalıştırarak Allah’ı daha iyi tanıyabilir.

ASKERDE DE RESİM YAPTIM

Resim yapmaya nasıl başladınız?

Resim yapmak benim mesleğim değil. Çocukluğumdan beri hobi olarak resim yaparım. Meslek lisesinde iken teknik resim dersi aldım. Lisede iken arkadaşlarımın portrelerini yapardım. İlkokulda iken de padişah resimleri yapardım. Öğretmenim babama güzel sanatlar okuluna verilmemi söylemişti. O yıllarda yaptığım resimler sergilerde yer almıştı. O günlerden bu güne kadar resim yaparım. Ortaokulda iken resim öğretmenimiz benimle özel olarak ilgilenir diğer öğrencilere göre daha ileri düzeyde dersler verirdi. Ufuk hattı özellikleri, ışık gölge konularını anlatır, o konularda çalışmalar yaptırırdı.

Resmi meslek olarak yapmadım. Askerde de resim çalışmalarım devam etti. Resim yapmaya meraklı olduğumu belirttim. Bana imkân sağladılar, yer gösterdiler. Bazı günler 2–3 saat kadar çalışma yapıyordum. Yağlı boya ve sulu boya ile çalışmalar yaptım. Ordu evinde bir odada tabur komutanıma tablo yaptım. Bir yüzbaşıya pirinç madeni tozları kullanarak yapıştırıcı ile kâğıt üzerine sanatlı olarak ismini yazmıştım.

Risale-i Nur’da Şuâlar 11. Mesele’de geçen “Her insan kıymetli bir sözünü ve fiilini bâkileştirmek için iştiyakla kitabet ve şiir, hattâ sinema ile hıfzına çalışır. Hususan, o fiillerin Cennette bâki meyveleri bulunsa, daha ziyade merak eder. Kirâmen Kâtibin insanın omuzlarında durup onları ebedî manzaralarda göstermek ve sahiplerine daimî mükâfat kazandırmak, o kadar bana şirin geldi ki, tarif edemem.” İfadeler benim için resim çalışmalarına devam etmemde etkili oldu.

O HATIRALARI ADETA YAŞIYORUM

Resim yaparken öyle bir halet-i ruhiye oluyor ki, bazen o resimde konu olan hatırayı yaşıyor gibi hissediyorum. Meselâ bir minare yapıyorum. Üstad bu minare etrafında dönmüş, o bölgede zaman geçirmiş. Afyon’daki evi Isparta’daki evi resme konu ederken, kendimi hep o hatıraları yaşıyor gibi.  hissediyorum

Okunma Sayısı: 2159
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı