İhlâs bir manası ile sahileşmek ve sahileştirmek demektir. Yani safi olmak, safileştirmektir.
Net olursanız, kazanırsınız. Hizmet isteyen, hizmetin gerektirdiği ihlâsı göstermek durumundadır; aksi halde Allah onu muvaffak etmez. Hizmetin gerektirdiği ihlâs düsturlarını Üstadımız 20 ve 21. Lem’alar’da çok açık bir şekilde belirtmiştir. Bu düsturlara ne kadar uymamız gerektiğini de izah etmiştir. Ama görülüyor ki; cemaat olarak zorlanıyoruz.
Yine 1982 Anayasa oylamasından önce yapılan bir toplantıda (o zaman ağabeyler heyeti vardı), büyük bir hengâme yaşandı. Toplantı yapacak heyet 23 kişi idi, üç ağabeyimiz gelmemişlerdi. O gün salonda 150 kişiden fazla vardı. Toplantıyı rahmetli Sungur Ağabey yönetti. İlerleyen saatlerde hizmet ehli genç bir kardeşimiz söz aldı ve gündüzden bir ekip tarafından hazırlanan bir bildiriyi okudu. Ekip yedi sekiz kişi falandı. Ekibin yaş ortalaması 25-35 arası idi ve bütün cemaatin tanıdığı kimselerdi.
Gündüzden bu ekibin yoğun çalıştığı belli oluyordu. Hazırlanan bildiri Yeni Asya gazetesi ve neşriyatı ile ilgiliydi. Bundan böyle gazete ve neşriyatımızın dershanelere sokulmaması lâzım geldiği gibi şeyler ihtiva ediyordu. Ekip sözcüsü olarak, o belgeyi okuyan kardeşimiz (daha önceleri gazeteyi hararetle savunan biriydi), bu yazının Üstad’ın varisi olan ağabeyler tarafından imzalanıp bütün Türkiye’ye gönderilmesi gerektiğini söyledi. Derhal uygulamaya geçilip gazete ve gazetecilerin tasfiyesinin sağlanması temennisinde bulundu.
Heyetten söz alan bir ağabeyimiz (Üstadımızı görmüş ve avukatlığını da yapmış biri, halen hayatta); “Bu okunan ifadelerin altına hiçbir ağabeyimiz imza atamaz, atarsa cinayet olur. Gazeteciler dediğiniz kişiler Nur Talebeleridir, bu cinayeti işleyemezsiniz” dedi. Sungur Ağabey şiddetle ayağa kalkıp “Ben bunu imzalamıyorum” dedi. Arkasından rahmetli Bayram Yüksel Ağabey, “Ben böyle bir belgeye imza atmam” dedi. Toplantı tartışmalı bir şekilde geç saatlere kadar sürdü ve anayasa oylaması gibi birçok mesele görüşüldü vs. Maalesef ağabeylerin imzalamadığı o bildiri bütün illere gece yarısından sonra postalandı ve sabaha yakın birkaç büro temsilcisi kardeşimiz gözaltına alındı. O süreç çok dehşetli bir fitne idi.
Demem o ki; hizmette sadece siz yoksunuz. Kitaba göre Nurculuk yapmak şart, aksi halde yollar ve roller çok karışık. Rahmetli Zübeyir Ağabeyin Ankara’da verdiği bir konferansta, “Aziz kardeşlerim! Ecnebi parmağıyla idare edilen zındıka komiteleri, İslâmiyeti imha için, İslâm memleketlerinde, bilhassa Türkiye’de, öyle desiselerle entrikalar çevirmişler, haince dolaplar döndürmüşler, hunharane ve vahşiyane zulümler irtikâb ve şeytanî ve menfur planlar tatbik etmişler ve iğfalatta bulunmuşlar; İblisane, sinsi metodlar takib etmişler ve kardeşi kardeşe çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar, fitne ve fesad ve tefrika tohumları saçmışlardır ki; bunlar İslâm’ın bünyesinde derin rahneler açmış ve büyük tahribatlar yapmıştır.” dediği gibi, tehlike çok büyüktür.
Bizim tam bir ihlâstan başka çaremiz yoktur. Hilesizlikten başka hilemiz yoktur. Rıza-yı İlâhiden başka maksadımız ve hıfz-ı İlâhiden başka sığınağımız yok vesselâm. Kraldan fazla kralcılara, kuraldan fazla kuralcılara çok, ama çok dikkat edelim. Şahıslara ve şahısperestlere değil şahs-ı maneviye kulak verelim. İttihad-ı İslâm’ı esas alıp, duâ edelim. Müştereklerimizi sıkı tutalım.
Allah yâr ve yardımcımız olsun.
Not: Bütün Nur camiasının ve âlem-i İslâm’ın Ramazanını tebrik ederim.