"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Düğünlerimiz, iki dünya saadetine vesile olsun

Sebahattin YAŞAR
10 Temmuz 2019, Çarşamba
Düğünlerimizin de diğer kültürel ögelerimiz gibi bir inanç, bir kimlik göstergesi olduğunu söyleyebiliriz.

Tabiî kimliğini bulamamış düğün örnekleri de yok değil. Zaman zaman, Kur’ânla başlayıp, dini muhtevalı konuşmalarla devam edip, arkasından da ‘vur patlasın çal oynasın’ türü, kadın erkek karışık oyunlar, danslar, alkollü kişilerle helâl haram birbirine girmiş bir ucube ortaya çıkıyor ki, bu tam bir zehirlenme halidir. Bu durum, ‘Ne derler?’le yaşamanın neticesi bir kimlik bunalımıdır. Oysa Allah’ın emri, Peygamberimizin (asm) uygulaması olan bir konuda, ‘Allah ne der?’in ön plana çıkması gerekmez mi? Müslümanlık, bir bütün halinde hayatın her kesitini kapsayan bir hayat tarzı değil mi?

Haram helâl ölçüleri dikkate alınmış, her türlü müsbet duyguları uyandıran, meşrû dairenin neşe ölçülerini ihtiva eden, aynı zamanda oldukça renkli düğün örnekleri de yok değil. Helâl çeşitliliği de günümüzde oldukça zengin.

İnsan inancı çerçevesinde neşe ve sevinç yaşayabileceği bir düğün yapmak isterse bunun da bolca örneklerini, diğer şekilde yapmak isterse onun da bolca örneklerini bulabilir. Ehl-i iman insanların vicdan rahatlığı içerisinde düğün merasimlerinize katılabilmesi ve bunun da ötesinde Allah’ın razı olduğu, Peygamberimizin (asm) sünnetine uygun bir düğün merasimi yapabilmek tam da iman cesareti gerektiren bir durumdur.

Dinlenecek müzik parçalarının bile helâli haramı varsa, o müziğin etkisiyle dâvetliler ya tefekküre ya da gaflete dalabileceklerse o zaman bu işin ciddî vebal ihtiva ettiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Onlarca insanın gafletine sebep olmak da tefekkürüne vesile olmak da mümkündür. Ehl-i imana yakışan da Allah’ın razı olacağı, Peygamberimizin (asm) kabul edeceği bir tarzı takip etmektir.

Evlenecek evlâtlarımızla süreci sağlıklı şekilde konuşabilmek ve onları ikna etmek önemlidir. Gerçi bazen tersi de mümkün oluyor, evlâtlar helâl bir düğün programı için anne babayı ikna etmeye çalışıyorlar. 

Aile, meşrû bir kurumdur. Onun üzerine bina edileceklerin de meşrû olması gerekir ki, zehirlenme olmasın. Rabbimizin his ve heveslerimize koyduğu helâl daire sınırı dikkate alındığında, dünyevî ve uhrevî bir Cennet meyvesi olan iki dünya saadeti hasıl olacaktır. Arzu edilen de bu değil midir?

Okunma Sayısı: 1768
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı